1. YAZARLAR

  2. Ufuk Coşkun

  3. Saldırı Sadece Başbakan'a Değil, İnsanlığımıza...
Ufuk Coşkun

Ufuk Coşkun

SivilDüşünce
Yazarın Tüm Yazıları >

Saldırı Sadece Başbakan'a Değil, İnsanlığımıza...

A+A-

     Yine etrafımızı sardılar. Yine o lanet olası kara günleri yaşıyoruz. Ne kadar düzenbaz, şahsiyetsiz insan varsa sahnede. Şanına duayen denilen sözüm ona aydınlar 15’lik ergen gençler gibi yorumlar yapıyor. Ahir ömürlerinde ne hazin bir son bu böyle. CHP’li olduğu iddia edilen(iddia edilen diyorum çünkü video savcılığa verilmiş)bir kadın olanca sinsiliğiyle başında örtüsü üstelik kocasının da müftü olduğunu söyleyerek AK Parti ve seçmenine küfürler yağdırıyor. Yetmezmiş gibi birde bunun bir şaka olduğunu ifade ediyor. İçinde birtakım liberal gençlerin de dâhil olduğu bir diğer kesim de AK Parti seçmenine koyungözüyle bakıyor. Halkın hala cahil olduğu, parayla mitinglere götürüldüğü bir dilim ekmek uğruna kendilerini sattığı iftiraları yaygınlaştırılıyor. Oysa ben mitingde kanser hastası teyzeler, elinde bastonuyla zar zor yürümeye çalışan bolca ihtiyar dedeler gördüm. Kim kanser hastası bir teyzeyi yatağından kaldırabilir ki. Hangi para hangi ekmek bir dedeyi o sıcakta bastonuyla yollara düşürür. İşte hesap edilemeyen tam da burası. İnsanların insani değerlere de sahip olduğu onların bir düşünceye yada bir projeye destek verebilecekleri inancının dibe vurduğu bir ortamda bulunmaktayız.

 

     Gerek Atatürk’ün fotosuna karşı “duranadam” figürlerinde gerekse sevgilisiyle gitar çalan 90’lı apolitik gençlik manzaralarında olduğu gibi masum, romantik, saf ve zekice bir tepki olduğunun ısrarla vurgulanmaya çalışıldığı bu samimiyetsiz ortam aslında bu iktidarı alaşağı etmenin, barış sürecine kesintiye uğratmanın ve yeni anayasa yaptırtmam demenin açıkçası bir darbenin programlanmış halidir. Sırrı Süreyya Önder daha ilk günden başımıza ördüğü çorap yetmiyormuş gibi şimdi de tüm Kürdistanı Kemalistlerin peşine takmak için kışkırtıcı söylemlerde bulunuyor. Radikal, Sözcü, Hürriyet ve Taraf gibi yayın organları ise ateşe odun taşımakta ısrarcı davranıyorlar. Örneğin Thomas L. Friedman’ın İslamcı başbakanın çağdaş sultanlık oynadığı yolundaki yazısını manşete taşıması...

 

      Kılıçdaroğlu’nun diktatör Tayyip naraları. CHP’nin başbakanı Hitler’le kıyaslaması. CHP’nin tarihini hiç bilmesek ve o zihniyeti hiç tanımasak bizlere özgürlükçü bir parti diye yutturacak alimallah. Ortam ne kadar da net değil mi..Kimin ne yapmak istediği gün gibi ortada.Kartlar açık oynanıyor. Cumhuriyet tarihinin en cesur en devrimci başbakanına karşı gözlerimizin önünde vicdansızca bir operasyon yürütülüyor.Bunu masumane, çevreci ve romantik bir tepki olarak göstermeye çalışan başta Sırrı Süreyya Önder olmak üzere bir kesim de var.”Gençler” deniliyor ısrarla.Cüneyt Özdemir ve Ahmet Hakan Coşkun gibi kimi yazarlar 90’lı apolitik, siyasetten çakmaz,çok zeki, fena mı fena, pırıl pırıl bir gençlik profili çiziyorlar karşımızda.Oysa her zaman derim 70’li,80’li, 90’lı gençlik diye bir şey yok.100 yıldır eğitim kurumları aracılığıyla küçüklükten yetişkinliğe kadar aynı Kemalist ideolojiden geçen her birey  üç aşağı beş yukarı Atatürkçüdür bu ülkede.Eline gitarını alıp “Akdeniz Akşamları”nı çalıp, söylüyor diye bu gençlik tabula rasa değil ki.Bir kısım imalat hatalarını bir kenara koyun ortalama bir ilk okul öğrencisi bile size Kemalizm ve milliyetçilik konusunda ders verir.Her gün varlıklarını Türk varlığına armağan eden,ulu önderin açtığı yolda kurduğu cumhuriyette durmadan yürüyeceğine yemin eden ortalama bir Türkiye gençliği var karşımızda.

 

     Daha ilk günden beri bu ortamın insanlığımıza karşı kurulmuş bir tuzak olduğunu düşündüm. İyi kötü tecrübe kazanmış bir Türkiyeli olarak geçmişte ağzına özgürlük, Kürt sorunu, barış, federasyon gibi kelimeleri alır almaz ertesi gün CHP aracılığıyla kendisine sivil diktatör, tek adam dedirtilen Özal’da olduğu gibi bugün de yine CHP aracılığıyla Erdoğan’a diktatör dedirtiliyor. O gün de apolitik gençliğe sorular sordurdular bugün de. O günde topluma tepeden baktılar bugün de bakıyorlar.Bugün başbakanın üslubundan şikayetçi olanlar idamlık bir gencin son mektubunu okurken gözyaşlarını tutamayan başbakanı da aynı vicdansızlıkla eleştirmişlerdi.Sorun ne alkol yasası, ne  üç çocuk meselesi ne üslup ne diktatörlüğe kayma.Asıl amaç diktatörlükle yönetilen bir baas rejimi kurma projesidir.Silivri’nin iştahını kabartan onları duygulandıran ve ellerini ovuşturan bir sürecin eşiğindeyiz.Başbakan nezdinde yine hepimize hedef aldılar.Bizlere yaşam hakkı tanımayacak kadar zalim bir tuzağın eşiğindeyiz.Bunu İhsan Eliaçık’ta biliyor, Ahmet Altan’da Hasan Cemal’de İhsan Dağı’da,Şahin Alpay’da Cengiz Çandar’da.. Ece Temelkuran’ları Koray Çalışkanları ve yeni yetme yazarları saymıyoruz bile..Fakat aynı şeyi Atilla Yayla ve Halil Berktay gibi iki farklı düşünceden gelen tecrübe sahibi insanlar da biliyor.

 

     Evet buradan bir çıkış yolu olmalı.. Bu ülkenin farklı farklı düşünen ve inanan renkleri olarak; insanlığımızı ortaya koyarak, baskıcı ve dayatmacı zihniyetlere karşı, sivil düşünceyi, özgürlüğü, demokratlığı, hukuku ve adaleti toplumun tüm kesimlerine fark gözetmeksizin tesis edilmesinin, yol ve yöntemlerini devreye sokarak buradan bir çıkış yolu bulmamız gerekiyor. Bakıyorsunuz böyle bir gayret yok. Mazlumder’de yok sendikalarda yok, yazarlarda yok eğitimcilerde yok sanatçılarda yok. Olanlar da her zaman olduğu gibi bir avuç özgürlükçü.100 yıldır sivil hayatımıza, özgürlüğümüze ve insani değerlerimize müdahale ederek hayatımızı burnumuzdan getiren, cumhuriyetin temel değerlerini ve laikliği koruyacağım diye her on yılda bir darbe yapan “Her Türk Asker Doğar!” sloganını bilinçaltımıza yerleştiren ve hayata asker gözüyle bakmamıza neden olan tektipçi, tek partici CHP zihniyetine karşı biz “insanız” mesajını vermeliyiz. Bu ülkede insanı tanımadan hiçbir meselenin halledilemeyeceğini düşünüyorum. Bu ülkenin insanına, özgürlüğü, zenginliği bir arada yaşamayı, adaleti tattırmayan darbeci zihniyeti ve bu mekanizmanın dişlileri arasında sıkışan binlerce yazar-çizeri, aydını, basını, televizyonu ve siyasetçiyi bilmem bu topluluk nasıl affedecek…


     Herkes bir diğerinin ipini çekmekle meşgul. Her yer tuzak dolu.Komplolar, tezgahlar,darbe planları,mitingler,kavgalar, kamplaşmalar vs.. Bunca olumsuzluk arasından “insan” çıkmıyor maalesef..Her gün insanı,insandan kopartan olumsuzluklara bir yenileri ekleniyor. Kavramlar nükleer başlıklı füze gibi kullanılıyor.Kavramlarla bu kadar kesin ve net çözümlere ulaşan bir başka ülke daha yoktur.. Tehlikeli,bulaşıcı ve ölümcül bir virüs gibi hepimizi etkileyen ciddi bir “insan dışılık” hastalığıyla pençeleşmekteyiz.. Çoğu kere ifade ettiğim gibi insanın gözden düşürüldüğü, unutulduğu ve nesneleştirildiği bir ülkede onun derinliğine inmeden, duygularını, inançlarını, değerini ve kutsanmışlığını takdir etmeden hiçbir meselenin çözülemeyeceği bir gerçektir. Yani bu ülkeyi barışın ve kültürel farklılıkların anayurdu yapma şansımız ne kadardır? Öncelikle bunun burada yaşayan insanların en küçük duygularına, değerlerine, inançlarına, yaşam anlayışlarına verilebilecek önemle yakından bir ilgisi vardır.Bu kadar ihtirasın,kinin,intikamın,kamplaşmanın, tezgahın önünü ancak böyle alabiliriz.İnsan oluşa verilecek değerle.. İnsanlığımız/özgürlüğümüz için militer baskı ve dayatmalara karşı özgürlük bilincinin yaygınlaşmasıyla..

 

     Bize düşen sorumluluk bu olmalıdır. Başbakan ise başından beri krizlerle boğuşan bir lider.O kendisine karşı yürütülen bu operasyonun bilincindedir.Ona akıl verecek durumda değiliz.Ancak acizane önerimiz şu olabilir.Bu karanlık süreçte bol bol özgürlük vaat etmelidir.Yeni anayasadan bahsetmeli, barış sürecine dikkat çekmeli gerekirse Alevilerin Cemevlerini bizzat kendisi açmalıdır.Bu insanlığımıza karşı yürütülen büyük tuzakta ona büyük işler düşmektedir.Barış sürecinin kesintiye uğradığı gün bu  başta AK Parti’nin sonra hepimizin sonu demektir.Buna müsaade edilmemelidir.Federasyonun bile tartışılabilir olduğunu ifade eden sayın başbakan bu süreçte ne kadar özgürlük ve çoğulculuk derse o kadar kazanır ve her zaman olduğu tüm maskeleri indirir.

 

ufukcoskunn@gmail.com

 

     SİVİL DÜŞÜNCE

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.