1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Sakarya Başörtüsü Platformu, 143. Başörtüsü Eylemi
Sakarya Başörtüsü Platformu, 143. Başörtüsü Eylemi

Sakarya Başörtüsü Platformu, 143. Başörtüsü Eylemi

A+A-

Sakarya Başörtüsü Platformu, 143. Başörtüsü Eylemi

 

“Firavun, Haman ve Karun’a Karşı Yaşasın Başörtüsü İntifadası”

 

Sakarya Başörtüsü Platformu gerçekleştirdiği 143.Başörtüsü Eyleminde; Anayasa mahkemesinin iptal kararını “askeri vesayet sisteminin yargıçlar oligarşisi eliyle gerçekleştirdiği yeni bir darbe hamlesi” olarak değerlendirdi.

 

Sakarya Başörtüsü Platformu adına Kadrican MENDİ'nin okuduğu basın açıklamasında, bu davanın hukuki zeminde çözülemeyeceği bir kez daha ispatlandığı dile getirilerek şu ifadelere yer verildi: “Meclis’in rekor çoğunlukla kabul ettiği, Cumhurbaşkanı’nın onayladığı ve YÖK Başkanı’nın da desteklediği yasal sürecin, tüm mevcut kuralların alt üst edilerek iptali; bu davanın hukuki zeminde çözülemeyeceğini ispatlamıştır.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Adapazarı İmam-Hatip Lisesi’nden atılan iki başörtülü öğretmene yapılanı hatalı bulması, fakat yasakçılara herhangi bir yaptırımda bulundurmaması da bu durumu desteklemektedir. İç hukuk ve uluslar arası hukuk, bu davanın hukuki bir zeminde devam ettirilemeyeceğine karar vermiştir. Başörtüsünün hukuki değil ancak siyasi bir mücadele ile savunulabileceği, son süreçte basiret sahipleri için yeterince netleşmiştir.”

 

İptal kararının, askeri vesayet sisteminin yargıçlar oligarşisi eliyle gerçekleştirdiği yeni bir darbe hamlesi olduğunun ifade edildiği açıklamaya şu sözlerle devam edildi: “Bu saatten sonra hiç kimse sorumluluklarını başka mercilere havale edip, ham hayallere ve boş umutlara kapılarak olumlu sonuç almayı beklemesin! Başörtüsü sorunu, ancak yasağın muhataplarının yürüteceği örgütlü, sabırlı, özverili bir mücadele süreciyle çözülebilir. İyi bilinmelidir ki; iptal kararı, askeri vesayet sisteminin yargıçlar oligarşisi eliyle gerçekleştirdiği yeni bir darbe hamlesidir. Eşi başörtülü cumhurbaşkanı seçtirmemek için alınan 367 kararı gibi yine 27 Nisan süreci işlemiştir. Nitekim Genelkurmay’dan yapılan üst düzey açıklamalarda, yasak olumlu karşılanmış ve saygı gösterilmesi şart koşulmuştur. ”

 

Eylemde, “Başörtüsü İslam'ın Emri Müslüman Kadının Kimliğidir” ve “Tevhid Adalet Özgürlük” pankartlar ve “İnancına Örtüne Kimliğine Sahip Çık”,”Başörtümüz Kimliğimiz Vazgeçmeyiz”, “Hukuk Öldü; Toprağı Bol Olsun”,“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Yargıçlarındır”, “Yargı No’ ya Bastı; Her şeyi Duyduk” ve “Yaşasın Küresel İntifada” yazılı dövizler taşıyan platform mensupları eylem boyunca, "Direniş Adalet Özgürlük",  “Darbeciler Halka Hesap Verecek”, “Direne Direne Kazanacağız” ve “Yaşasın Başörtüsü İntifadası” sloganlarını attılar.

 

Sakarya Başörtüsü Platformu, 143’üncü Basın Açıklaması

 

Firavun, Haman ve Karun’a Karşı Yaşasın Başörtüsü İntifadası

 

Yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbe ile karşı karşıyayız. Halkın büyük desteğini alarak yapılan başörtüsü düzenlemesi iptal edilmiş ve askeri vesayet altında işleyen sistem, başörtüsü sorununda en ufak bir geri adım dahi atmayacağını göstermiştir. Üstelik karara dayanak olarak gösterilen maddelerle birlikte, başörtüsü yasağı, artık “kaldırılması dahi teklif edilemez” bir hale getirilmiştir.

 

Meclis’in rekor çoğunlukla kabul ettiği, Cumhurbaşkanı’nın onayladığı ve YÖK Başkanı’nın da desteklediği yasal sürecin, tüm mevcut kuralların alt üst edilerek iptali; bu davanın hukuki zeminde çözülemeyeceğini ispatlamıştır.  

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Adapazarı İmam-Hatip Lisesi’nden atılan iki başörtülü öğretmene yapılanı hatalı bulması, fakat yasakçılara herhangi bir yaptırımda bulundurmaması da bu durumu desteklemektedir. İç hukuk ve uluslar arası hukuk, bu davanın hukuki bir zeminde devam ettirilemeyeceğine karar vermiştir. Başörtüsünün hukuki değil ancak siyasi bir mücadele ile savunulabileceği, son süreçte basiret sahipleri için yeterince netleşmiştir.

 

Anlaşılmalıdır ki; darbeci sistem, bugüne kadar verdiği önemli kararların hiçbirinde halkın hiçbir inancına ya da kimliğine özgürlük hakkı tanımamıştır. Baskıcı, yasakçı ve despot varlığıyla bundan sonra tanımaya niyeti olmadığını göstermektedir. Beşeri sistemlerin hiçbirinde hak ve özgürlükler, egemenlerin eliyle verilmediğine göre halkın kendi sorunlarının çözümü aktif mücadele sorumluluğu kaçınılmazdır.

 

Bu saatten sonra hiç kimse sorumluluklarını başka mercilere havale edip, ham hayallere ve boş umutlara kapılarak olumlu sonuç almayı beklemesin! Başörtüsü sorunu, ancak yasağın muhataplarının yürüteceği örgütlü, sabırlı, özverili bir mücadele süreciyle çözülebilir.

 

İyi bilinmelidir ki; iptal kararı, askeri vesayet sisteminin yargıçlar oligarşisi eliyle gerçekleştirdiği yeni bir darbe hamlesidir. Eşi başörtülü cumhurbaşkanı seçtirmemek için alınan 367 kararı gibi yine 27 Nisan süreci işlemiştir. Nitekim Genelkurmay’dan yapılan üst düzey açıklamalarda, yasak olumlu karşılanmış ve saygı gösterilmesi şart koşulmuştur.

 

O halde soruyoruz: Bugüne kadar İslami kimliğimize ilişkin hiçbir iyi niyetli kararı imza atmayan ve inançlarımıza en ufak saygı göstermeyenlere neden saygı duyalım? Zorbalıklara neden boyun eğelim?

 

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, alınan bu kararın aynı zamanda halka karşı yürütülen “Gayri Nizami Harp” stratejisinin önemli bir açılımı olarak görüyoruz. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbe süreçleri devam ettirilmek isteniyor. Bu sebeple Gayri Nizami Harp Dairesi’nin görev alanının genişletilmesi ve sisteme, resmi ideolojiye ve ulusal kutsallara iman etmeyen herkesin “düşman” tanımı içine sokulması hedefleniyor. Tıkandıkça içe kapanan, içe kapandıkça baskı ve yasakları arttıran sistemin mevcut hali toplumu bir kaosa doğru sürüklerken, hiç kimse bu yangına seyirci kalmamalıdır.

 

Kutuplaşmalar derinleştirilirken, toplumsal ve ahlaki yozlaşma ifsad edici sistem sayesinde hız kazanırken, mücadele sorumluluğu ertelenemez! Bu sebeple yasağa karşı ilk anda sergilenen refleksler kalıcılaştırılmalıdır.

 

Gündemle beraber artan hassasiyetler sorumluluğu başımızdan savacak münferit protestolar olarak kalmamalı , bir direniş sürecine çevrilmelidir.

 Protesto etmek direnmek demek değildir.

Bu noktada dindar halkımızın, İslam davasına inanmış ve kendisine öncülük misyonu yüklemiş herkesin kendi nefsini sorgulaması, kimlerle beraber ve kimlere karşı olduğunun muhasebesini yapması gerekmektedir.

Dostlar alışverişte görsün kabilinden faaliyetler, terlemeden sıkılmadan risk almadan “cennete götüren ulvi amaçlar” gibi kandırmacalardan silkinip  intifadanın diriltici nefesiyle ciğerlerimizi doldurmanın zamanı gelmiştir.

Başörtüsü yasakçılarının tavrı ve safı nettir. O halde yasakçılara karşı duranların da tavrı ve safı netleşmek zorundadır. İktidar ve istikbar sahiplerine karşı vahyin şahitliği ancak kesintisiz bir direniş içinde sergilenebilir.

Yalnızca Allah’a teslim olup, kardeşçe bir dayanışma ile zalimlere direnenlere binlerce selam olsun!

Yaşasın izzetimiz olan başörtüsü

 

Yaşasın başörtüsü intifadası

 

Yaşasın Filistin intifadası

 

Yaşasın küresel intifada

 

SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU

 

www.basortusuplatformlari.org

 

İlgili fotoğraflar:

img247/8753/sbp143haberfoto1gf5.jpg  

 

img247/2443/sbp143haberfoto2co0.jpg  

 

img291/6138/sbp143haberfoto3mj2.jpg  

img247/2500/sbp143haberfoto4kp3.jpg  

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.