1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. SAİD HALİM PAŞA’YA GÖRE İSLAM DÜNYASININ ÇÖKÜŞ NEDENLERİ
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

SAİD HALİM PAŞA’YA GÖRE İSLAM DÜNYASININ ÇÖKÜŞ NEDENLERİ

A+A-

 

''İslam dünyasının çöküşü, ancak Müslüman ulusların yabancıların boyunduruğuna girmelerinden sonra, bütün gerçeklik ve önemi ile kendini göstermiştir.''

 

Said Halim Paşa, İslam dünyasının çöküş nedenleri üzerine ciddi analizlerin yapılmadığını savunmaktadır. Kuşku yok ki, bu analizler, İslamcılık akımının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan soruların başında gelmektedir. İslam dünyasının geri kalmışlıktan kurtulması için, geçmişlerinden tümüyle ilişkisini kesmişlerdir. “İslam dünyasının çöküşü, ancak Müslüman ulusların yabancıların boyunduruğuna girmelerinden sonra, bütün gerçeklik ve önemi ile kendini göstermiştir.” (Said Halim Paşa, 1985) Paşa’ya göre aslında kuşaklar boyunca oluşmuş hastalığın farkına Batılıların sömürge faaliyetleri ile yüzleştik. Batılılar tarihi birikimin etkisiyle İslam’a ait ne varsa düşmanlık ediyorlardı. Batılılar ve batılılaşmış aydınlar Müslümanların İslam’a bağlı kaldıkça ilerlemelerinin ve gelişmelerinin mümkün olmadığını savunuyorlardı. Oysa bu yargı, gerçeği gizlemekten başka bir anlam taşımıyordu. Batılılar Müslümanların dinlerine bağlılık yüzünden geri kaldıklarını savunurken, Müslümanlar buna şiddetle karşı çıktılar. İslam dünyasının geri kalmışlığının bu tartışmaya kilitlenmesi, olayın gerçek nedenlerinin tartışılmasını engellemiştir. “Bununla birlikte bu tartışmalar ışığında sorunun önemini sonunda kavrayabildik. İçimizden kimileri onu daha nesnel ve daha yansız bir biçimde incelemeye başladılar. Ne ki, bunlar da sorunu bütün boyutlarıyla kavramayı başaramadılar. Ayrıntılar arasında yollarını yitirdiler. İslam dünyasının çöküşünün sonuçlarını nedenleri olarak anladılar. Kimi bu çöküşü yöneticilerin baskıcılığına, kimi ulemamızın bilgisizliğine, kimi de yöneticilerimizin güçsüzlüğüne bağladı. Çöküşümüzün nedenlerini dini görevlerimize karşı gösterdiğimiz savsaklama ve ilgisizliğimizde, dini bağnazlığımızda, kaderciliğimizde görenler de oldu” (Said Halim Paşa, 1985) Paşa’ya göre bu yaklaşımlar, düşüncelerimizde egemen olan zihinsel karışıklık, nedenleri anlama ve anlamlandırma gücümüzü yok etmiştir. Oysa toplumsal olayları dinin yanında etkileyen çok sayıda faktör vardır.

Paşa’ya göre her dinin içinde toplumsal siyasal ve kültürel olaylardan etkilenen farklı yorumlar ortaya çıkmıştır. Öyle görülüyor ki, İslam en mükemmel d ve son din olduğu halde Hıristiyan uluslarına göre belirgin bir geri kalmışlık içindedir. Bu nedenle, “İslam’ın Müslüman ulusları neden geri bıraktığı” sorusu yanlış bir sorudur. Paşa’ya göre hiçbir din tek başına bir ulusu geri bırakmaya yetmez. Burada asıl sorun Müslümanların dinlerinden neden gereği gibi yararlanamadıkları sorunudur. Paşa’ya göre, “Müslüman uluslar, durmadan değişime uğrayan zamanın gereklerini göz önüne almayarak, zamanın değişmesinden doğan yeni gereksinimlerin, ancak dinlerini daha yüksek ve daha verimli bir biçimde yorumlayıp uygulamakta karşılanabileceğini anlayamadıkları için geri kalmışlardır. “(Said Halim Paşa, 1985) Müslüman toplumların İslam öncesi hayatlarıyla İslam arasında kurdukları denge ilerlemelerini engellemektedir. Bu dengeyi İslam’ı güçlendirerek engellemeleri ve bozmaları gerekmektedir. Bu konuda Türkler farklılık arz etmektedir. Çünkü İslam öncesi güçlü bir medeniyet kuramamaları onlar için bir avantaj olmuştur.

Paşa’ya göre İslam dünyasının geri kalmasına yol açan nedenlerden biri de İslam milletleri ile Batılı milletler arasında var olan dini savaşlar ve düşmanlıklardır. Bu durum birbirlerinden yaralanma imkanını ortadan kaldırmıştır.

Diğer yandan “İslam dünyası, Doğu’da bitmez tükenmez felsefi tartışmalarla zaman geçirir, metafizik alanda gereksiz ve sonuçsuz çekişmelerle güçten düşerken beri yanda, yani Batı’da genç ve diri uluslar deney yöntemine dayalı yeni bir uygarlık kuruyorlardı.” (Said Halim Paşa, 1985)

Batı, bilimsel gelişmelerin etkisiyle teknolojik alanda büyük atılımlar yaptılar. Elde ettikleri yeni imkanlarla, İslam dünyası başta olmak üzere dünyanın diğer bölgelerini sömürgeleştirdiler. Batılı uluslar, diğerlerini refah ve mutluluğa ulaştıracaklarını iddia ettiler. Oysa Paşa’ya göre, her ulus kendi değerlerini temel alarak mutluluğa ulaşabilir.

İslam dünyasının en büyük sorunlarından biri, bireyleri arasında birbirinden çok farklı gelecek tasarımlarının bulunmasıdır. Bu gelecek tasarımlarından biri, İslam’a dayalı bölgesel işbirliği tasarımıdır. İkinci büyük tasarım, Batılı temellere dayalı bir toplum tasarımıdır. Bu gelecek tasarımları konusunda halk ile aydınlar arasında büyük bir anlayış farkı bulunmaktadır. Halkın kendilerine karşı olan duygularını bilen aydınlar, onları küçümsemektedirler. İlk yapılacak olan halk ve aydınlar arasındaki karşıtlığa son verilmesidir. Aydınların görevi içinde yaşadıkları toplumların sorunlarına çözüm üretmektir. Oysa İslam dünyasında aydınlar bizzat halkın kendisini ve değerlerini sorun olarak görmektedir.

Paşa’ya göre, Müslüman milletler, mutlulukları inançlarından beklemektedirler. Kuşku yok ki, bu doğal bir beklentidir. “Gerçekten de İslam, kendine özgü inançları, ahlakı, kendine özgü toplumsal ve siyasal ilkeleriyle en doğru, en geniş ve en kapsamlı anlamıyla bir insanlık öğretisidir.” (Said Halim Paşa, 1985)

Paşa’ya göre, İslam’ın siyasal anlayışı da toplumsal anlayışıyla paraleldir. İslam siyaset anlayışı parti ve fırkalar arasındaki rekabete değil, dayanışma ve işbirliğine dayalıdır.

İslam dünyasının temel sorunlarından biri kendi geleneğine yabancı aydınlara sahip olmasıdır. “Batıyı taklide yeltenen yenilikçilerimizin izledikleri yol, Batı uygarlığının sonuçlarını nedenleri sanmanın doğurduğu çok ilkel bir mantık yanlışına dayanmaktadır.” (Said Halim Paşa, 1985)

Paşa’ya göre Batı dünyası düzenliği yasalarda, İslam dünyası ise inanç ve duygularda aramaktadır. İslam toplumları rekabetin değil, adalet duygularının beslediği bir zeminden beslenir. Paşa, “İslam’ın apaçık öğretisinin içerdiği, ahlaki, toplumsal ve siyasal ilkeler baştan sona insanın doğasına uygun olduğu için, sonsuza kadar insanoğlunun hayatını düzenleyecektir.” (Said Halim Paşa, 1985) Paşa’ya göre İslam toplumlarının kurtuluşu İslam’a içkindir. Bundan dolayı Müslümanların temel amacı, Müslümanların en yetkini olmaları için çalışmak olmalarıdır. Müslüman milletlerin sorunlarını çözecek olan İslam birliğidir. Paşa’ya göre “Müslüman uluslar, İslam’ı kabul ederek büyük ve görkemli bir uygarlık kurmuşlardı. Bugün de ilkelerini daha güzel anlar, daha bilinçli ve erdemli bir biçimde uygular, daha ciddi ve daha bir içtenlikle bağlanırlarsa, bugünkü çöküşten kurtulacak, çağdaş uygarlığın üstünde bir uygarlık kurulacaktır. İnsanlar arasında yayılacak hoşgörü, adalet ve eşitlik düşüncelerinden doğan uyumlu bir dayanışma ile insanoğluna bağışlayacağı sonsuz nimet ve manevi zevkler, bu yeni uygarlığın üstünlük nedenleri olacaktır. “ (Said Halim Paşa, 1985)

Özetle geri kalmışlığın nedenleri

1-İslam uluslarının yabancıların etkisi altına girmesinin yarattığı sonuçlar. Batılılar Müslümanların geri kalmasını dinlerine bağladılar ve böylece dinleri hakkında kuşkuya düşmelerine neden oldular.

2- Dini görevlerdeki kayıtsızlık ve kadercilik.

3- Müslüman ulusların zamanın gerekliliklerini göz önüne almamaları ve dinlerini verimli biçimde yorumlamamaları.

4- Müslüman ve Hıristiyan toplumları arasındaki kin ve düşmanlık

5- İslam dünyasının içine düştüğü bitmek tükenmek bilmeyen verimsiz tartışmalar ve bunun sonucunda bilimsel gelişmelerden uzak durmaları.

6- Halk ile aydınlar arasındaki derin uçurum.

7- Batıyı taklit edenlerin izledikleri yanlış yöntemler.

 

1- Said Halim Paşa, Toplumsal Çözülme/Buhranlarımız, Hazırlayan: N. Ahmet Özalp, Bir yayıncılık, 1885

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.