1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Sahaya inen seyirci ve siyaset...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Sahaya inen seyirci ve siyaset...

A+A-

Bir kısım seyircinin sahaya inmesi, güvenlik görevlilerine tekme, tokat, sandalye ile saldırması, ondan önce iki taraftar grubu arasında çıkan büyük kavga, tribünlere yayılan politik sloganlar...

Beşiktaş-Galataray maçı sırasında bunları hayret ve endişeyle izledik

Futbol büyük bir endüstri, büyük bir temaşa...

Ama biliyoruz ki bir o kadar da fanatik aidiyet ve ötekiye düşmanlık hislerini körükleyen bir sosyal, psikolojik ve politik zemin.

Kazanma, kaybetme ve aidiyet ilişkisinin vahim biçimler alabildiği, kalabalık içinde şiddet ve öfkenin sıradan ve korunaklı bir biçimde dışa vurabildiği bir zemin.

Sorun futbolun sevildiği tüm ülkelerde yaşanıyor.

Shalke gibi klüplerin holigan taraftarıyla ünlü Almanya, yıllarca futbol şiddetinin merkezi olmuş İngiltere, bir kaç yıl önce sokaklarda futbol meydan savaşlarına tanık olan İtalya, her yıl bir şiddet felaketi üreten Latin Amerika...

Türkiye'ye bunlar içinde aynı yeri vermek lazım geldiğine hiç şüphe yok.

Büyük kulüp holiganlarının kanlı, bıçaklı, ölümlü karşılaşmaları bizde her yıl sergilenen trajik bir oyun. Maç günleri Fenerbahçe seyircisinin Trabzon'a, Beşiktaş seyircisinin Bursa'ya giremediği, aksi halde denetlenemeyen stat önü ya da meydan çatışmalarının şehirlere egemen olduğu bir ülkeden söz ediyoruz. Milli başarılar sonrası silah gösterilerini, kaza kurşunu yiten canları hiç saymayalım...

Mesele sadece holigan seyirci meselesi değil.

Oradaki şiddet bir bakıma yönetici- ler düzeyindeki sembolik şiddet ilişki ve gösterilerinin, spor basınındaki tarafgirliğin, adap ve kavgaların bir devamı...

Son bir iki yıl içinde özellikle şike tartışmalarıyla işin futbol sahasını, kulüpleri, federasyonları aştığı, tek tek kentleri, insanları, zihinleri kuşattığı ortada değil miydi?

Holigan, sıradan izleyici, yetkili, gözlemci, gazeteci kim olursa olsun, tarafgirlik, bir ara öyle bir noktaya gelmişti ki, kendisine, kendi grubuna haksızlık yapıldığını düşünmeyen neredeyse yoktu.

İzler sürüyor ve bugün diğer izlerle ke- sişiyor.

Bu tür şiddet gösterilerini, 'Gezi olayları'yla başlayan, farklı siyasi renk, niyet ve katmanlar üzerinden derdini ve talebini elinde sopa ve molotof kokteyliyle anlatmaya kalkan, bir yanıyla özünde siyasi iktidara yönelik meydan okuma tavrı içine giren 'isyan ve sokak eylem dalgası'ndan bağımsız ele almak mümkün müdür?

Politik bir ruh hali, onun ürettiği çatışma meşruiyeti sorunu var ortada...

Nitekim Gezi olayları sırasında Çarşı grubunun oynadığı rol, bu grubun kimi üyelerinin Dolmabahçe'de Başbakanlık Bürosu önünde en keskin çatışmalarda yer alması, bunun 'Çarşı'nın polisle kan davası' gibi akıl almaz açıklamalara tabi tutulması ve toplumun bir kesimi tarafından 'güzelleme'yle karşılanması sorunsuz ve sorumsuz mudur?

Maçı yerinde izleyenlerden, gazetelerden öğreniyoruz ki, Çarşı Grubu ile 1450 Kartal Grubu birbirlerine karşı siyasi sloganlar atarak, kavga ediyorlar...

5,10 bin kişi olsalar da, 70 bin seyircinin bir kısmını oluştursalar da, aynı takımın aktif ve holigan futbol seyircisinin futbol dışı bölünmesi, birbirine girmesi mevcut siyasi ortamdan azade midir?

Tartışmalar muhtemelen yine 'organize iş mi değil mi' ayrımı üzerinden yüreyecektir.

Nitekim Bülent Arınç, 'Öyle görünüyor ki 3-5 bin kişi böyle bir provokatif eylemde bulunmak için hazırlanmış, içeriye sızmış, veya bunların sızmalarına gözler kapanmış' şeklinde bir açıklama yapıyordu...

Buna kimse şaşırmaz...

Ama tersi durum da şaşırtıcı değildir.

Her koşulda dikkat gerek...

Zira bu, bir siyasi mesele olmaktan önce geri döndürülmesi gereken toplumsal bir ruh hali meselesidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.