1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. SADECE ALLAH’A KULLUK ETMEK
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

SADECE ALLAH’A KULLUK ETMEK

A+A-

 

İnsanın hayattaki en temel görevi; tağutu/putları reddedip sadece Rabbine kulluk etmektir. Bu kulluk; gerek ferdi hayatta, gerek toplumsal hayatta ve gerekse toplumsal hayatın organizeli hali olan kurum ve kuruluşlarda olsun, hiç fark etmez. Ancak bu kulluk görevinin ifasıyla beraber fert ve toplum olarak insanda, insani vasıflar teberrüz etmeye/görünmeye başlar. Bundan dolayıdır ki dünyaya ait hiçbir değer, insanın, Rabbine kulluk etmesine engel olmamalıdır. Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.” (Munafikun, 9)

Evlat ve mal, insanın dünyadaki en kıymetli varlıklarıdır. Bütün telakkilerde bu iki unsur olmazsa, insanın dünya hayatının anlam ve değeri de kalmaz. İşte Rabbimiz, işin en can alıcı yerinden bizlere haber vermekte, emir buyurmaktadır. Değil ki dünyalık olan sıradan herhangi bir değeri; evladınız dahi, toplamak için durmadan didinip durduğunuz mallarınız dahi sizi Allah(cc)’ı anmaktan, O’na gereği üzere kulluk etmekten sakın ha alıkoymasın!

Peygamber Efendimizin, cahiliye döneminde işlenen bir fiilden bahsederken, şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Müşrikler, hac görevlerini ifa ettikten sonra atalarının cömertlik ve kahramanlıklarından bahisle onları över ve onlarla övünürlerdi. Allah(cc), bu faydasız ve yanlış uygulamalarının yerine dünya ve ahretin bereketi olan zikir/kendisini anma/kulluk etme ibadetiyle değiştirdi.” (Buhari, 4520)

Allah(cc)’ı zikretmek demek, elbette ki İslam’ın esaslarından gafil olan bazı insanların yaptığı gibi, O’nun ismini sayıklamak, defaten tekrarlayıp durmak demek değildir. O’nun, kitabında buyurduğu hayat nizamını bir bütün olarak kendi hayatında yegâne ölçü edinmek ve tatbik etmektir. Aynı şekilde kim olursa olsun, başkasının hal ve hareketinden dolayı övünmek de tasvip edilmemektedir. Zira her bir insan kendi ef’alinden sorumludur. Bu yolla ırkçılığın, kabileciliğin, aileciliğin yüceltilmesinin önü kesilmiş, müminler her türlü taassuptan sakındırılmış ve gerek fert, gerek toplum bazında olsun adaletin, merhametin, muhabbetin tesisi sağlanmıştır.

Allah(cc)’ı zikretmek, peygamberlerin ahlakını ahlak edinmektir. Allah(cc)’ı anmak, yalnız namaz kılmak, oruç tutmak, vird/hu çekmek, itikâfa girmek, nefsini dünyevi hazlardan mahrum bırakmak da değildir. Zira bütün bunları ve belki de daha fazlasını bir Hindu, bir Budist, bir haham, bir rahip… da yapar. Rabbimizin bizden esas istediği, bu ibadetlerle beraber insanlara faydalı olmak, hakkın tecellisi için çalışmaktır. Adaleti, her hal ve durumda ayakta tutmak, yaptığı işin ehli olmak, yalan ve hileye bulaşmamaktır. Emir ve yasakları sadece Rabbinden bilmek, nefsanî heva ve heveslere kapılmamaktır. Allah için sevip, Allah için buğzetmek; iyiliği tavsiye, kötülüğü elinden geldiğince menetmektir. Toplumsal huzur ve barışın sağlanmasında gücü yettiğince çaba sarf etmek, muhtaçlara yardım etmektir. Çevreye karşı duyarlı ve saygılı olmak, tabiatın tabiatına müdahale etmemek, bozmamak, fıtratını korumaktır.

Allah(cc)’ı zikretmek demek; hısım akrabayı gözetmek, dertleriyle hemdert olmak, sevinçlerini ve sıkıntılarını paylaşmaktır. İhtiyacı olanların ihtiyacını imkânları dâhilinde karşılamak; cimrilik yapmamak, Allah(cc) yolunda harcamaktır. Allah(cc)’ı zikretmek demek; din kardeşine karşı hiçbir şekilde kin gütmemek, ona gıybet etmemek, hor görmemek, laf cambazlığı yapmamak, kusurlarını aramamak, varsa deşifre etmemek, iftirada bulunmamaktır. Alalh(cc)’ı anmak demek; komşuluk haklarını tam anlamıyla gözetmek, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemek; kendisi için istemediğini din kardeşi için de istememektir. Allah(cc)’ı zikretmek demek emin olmak/olunmak; hiçbir karşılık beklemeden, Müslüman kardeşlerini sevmek demektir. Allah’ı anmak demek O’nun birleştirdiğini birleştirmek; O’nun ayırdığını da ayırmaktır. Efendimizden şöyle bir rivayet vardır:

“Canım kudret elinden olan Yüce Allah’a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de tam anlamıyla iman etmiş olamazsınız. Ey Müslümanlar! Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim, İman, 93)

Şunun asla unutulmaması gerekir ki; Allah(cc)’ın bütün emir ve yasakları ferdi, ailevi ve toplumsal yapının huzuru, güveni, sağlığı, refahı ve mutluluğu içindir. Yoksa kulun hiçbir fiilinin Allah(cc)’ın zatı açısında olumlu-olumsuz zerrece anlam ve önemi yoktur. Ama O’nu zikretmek, O’na teslimiyet; kulun, kullar arasındaki yerini, değerini, ölçüsünü, bilincini, hikmetini de belirler. O’na karşı olan yakınlığı nispetinde kul, insanlara da yakın olur, faydalı olur, verimli olur.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Kendi aranızda size ayetlerimizi okuyan, sizi her türlü kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de size öğreten bir peygamber gönderdik. Öyleyse yalnız bana kulluk edin, beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın ha bana nankörlük etmeyin.” (Bakara, 151-152)

İslam, sulh dinidir, selam dinidir. Haliyle her bir Müslüman da sulh ve selam insanıdır. Müslüman, Allah(cc)’a kulluğuyla beraber başta insan olmak üzere, O’nun bütün yaratıklarına büyük bir sevgi, şefkat, merhamet ve hüsnüniyet besler. Zararın, tehlikenin, kötülüğün, zorbalığın, bozgunculuğun her türlüsünden beridir. İslam’ın yerleştiği yürek, selam yurdu olur. İslam’ın yerleştiği toplum, selam toplumu olur. İslam’ın şekillendirdiği devlet, selam ve hukuk/adalet devleti olur. İslam’ın şekillendirdiği belde darul selam olur. Onun ötesi insanlık için harabedir, viranedir ve sonuç olarak hüsrandır.

Rabbimiz ne güzel buyurmaktadır: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız. Eğer diğer insanlar da inansaydı, elbette onlar için de hayırlı olurdu. Onların içinde inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır.” (Ali İmran, 110)

Bu ayetin ışığında her birimiz kendi nefsimizi hesaba çekmek durumundayız! Gerçekten ben, insanlar için hangi hayırlar işlemekteyim. Ben, insanlara hangi yararlar sağlamaktayım? Ben, insanların hangi derdine çare olmakta, hangi sıkıntısını gidere bilmekteyim? Ben ne ölçüde hayra çağırmakta ve hangi ölçüde kötülükten men etmekteyim!

İnsan, Allah(cc)’ın zikrinden gafil kalırsa düşüncesinin, fikrinin, inancının, değer ve ahlakının muvazenesi bozulur. Böyle bir durumda insan varlıkların en katısı, en acımasızı, en şerlisi oluverir. Allah Resulü (sav) hayırlı insandan bahsederken (ortam, durum ve şartlara göre) şöyle buyurmuştur:

1-Sizin en hayırlınız; Kuran öğrenen ve öğreteninizdir.

2-Sizin en hayırlınız; eşlerine karşı en iyi davrananınızdır.

3-Sizin en hayırlınız; insanlara en yararlı olanınızdır.

4-Sizin en hayırlınız; namazını vaktinde kılanınızdır.

5-Sizin en hayırlınız; ahlaken en güzel olanınızıdır.

Elbette ki bu tarifler, Allah Resulü (sav)’in kendisine sorulan sorulara binaen verdiği cevaplardır. Ve her bir cevap da, muhatabına göre verilmiştir. Ama hangi tarife bakarsak bakalım, her birisi ferdi veya toplumsal hastalıklardan birisinin veya birkısmının tedavisi mesabesindedir.

Kısaca bu tanımlara bakacak olursak; Kuran öğrenmek ve öğretmek; Kur-an’i hükümleri içselleştirmek, bilinçli bir şekilde hemhal olmak, başlı başına huzur, barış ve güven toplumunun oluşmasına, adalet, kulluk ve ümmet anlayışının yerleşmesine katkı sağlamaktır.

Eşlerine karşı en iyisi olmak; toplumun temelini oluşturan kurumun/ailenin sığınılacak biricik liman olmasına, sağlamlaşmasına, insanın huzur ve güven üzere yaşamasına, başarılı, sağlıklı ve özgüveni yüksek nesillerin yetişmesine katkı sağlayacaktır.

İnsanlara yararlı olmak; özverili, diğerkâm, yardımsever fertlerden oluşan toplumun temelini oluşturur ki; böyle bir toplum her açıdan sağlamlığın, huzur ve mutluluğun, gelişme ve başarının zirvesinde olacaktır.

Namazı vaktinde kılmak demek; Rabbine karşı daha bir hassasiyet üzere olmak, zamanını en güzel ve verimli şekilde planlamak demektir. Böyle bir insan planlı, düzenli olur ve bütün yaratıklara karşı muhabbet, merhamet, şefkat, hassasiyeti gösterir. Böyle bir insan verimli, bereketli, başarılı, huzurlu, güvenli olur, kısaca iyiliğin insanı olur.

Ahlaken en güzeli olmak; yine gerek fert ve gerekse toplum olarak, güzelliklerin zirvesinde olacak şekilde hayat sürdürmek anlamına gelmektedir.

Rabbimden; dünyalık hiçbir değerin, hazzın, meşguliyetin bizleri kendisinin zikrinden, kendisine kulluk etmekten ve kendisine sıdk üzere teslim olmaktan alıkoymayacak bilinç, şuur, sadakat ve direnci vermesi dua ve dileklerimle. Muhabbetle kalın, muhabbette kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.