1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Ruhun Kuruması
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Ruhun Kuruması

A+A-

     Geleneksel şehir ile modern kent arasındaki temel ayırım konusunda yapılmış iyi çalışmalar çok az. Üniversitelerde okutulan “şehir sosyolojisi” endüstri toplumunun ürünü olan modern kentin verilerini temel alır. Modern kent farklı bir fenomendir.

     Modern kentin öznesi bedevilerdir. Bedeviyi sadece çölde yaşayan insan profili olarak anlamak yanıltıcı olur. Özetle bedevi, toprakta belli bir tarihsel kökü olmayan, medine hayatı yaşamayan ancak şu veya bu zorunlu sebeple belli bir yerleşim birimine göç edip orayı kendi yaşadığı badiyedeki alışkanlıklarına benzetene denir. Malik Binnebi’nin işaret ettiği üzere medine toprak, zaman ve insan arasındaki ilişki doğru kurulduğunda ortaya çıkar.

     Tekil olarak bedevinin yıkıcı etkisi yoktur, kitlesel olarak bir yerleşim birimine akın ettiğinde eğer şehir mukavemet yönünden zayıfsa kısa zamanda badiyeye teslim olur. Çünkü Kur’an’ın da ima ettiği üzere bedevi tabiatın zorlu şartlarıyla iç içe yaşadığından medinenin gerektirdiği düzen ve disipline yatkın olmaz. Medine Aramice’de ifade edildiği üzere bir mahkemenin yetki sahası içindeki insan ilişkilerinin tezahür ettiği yerdir. Bedevi, infak ve zekâtı bile garame(t) sayar. Yağma ve saldırıları toplu olduğundan, şehre akın ettiğinde kitlesel tahribat yapar. Tahribat her zaman öldürücü saldırganlık şeklinde olmaz, fiziki mekânı bildiği gibi düzenlemeye kalkışması şeklinde de olur. Bugünün bedevileri şu veya bu sebep ve zaruret sonucu kentlere göç yollarını kullanarak akmaktadırlar.

     Modern küresel bedeviliği besleyen iki temel unsur var: Biri Amerikan kültürünün cesamete ve her şeyi metaa dönüştüren sınırsız ihtirası ve bunun geriden beslediği iktisadi büyüme politikaları –ki felsefi zemini liberalizmdir-; diğeri ihtirasları ve iştahları kabartılmış kitlelerin demokratik yollarla kendileri gibi başa getirme fırsatını buldukları siyasetçiler ki bunu da mümkün kılan liberal demokrasidir. Siyasetçilerin dini ve ahlaki denetimin dışında tutulmuş demokrasilerde görevi, önlerine konulan projelere uygun hukuki ve idari mevzuatı düzenlemek, bu arada kitleleri daha çok rant elde etmeye, kitlesel tüketime, bedenin cinsel sunumuna teşvik etmektir. Kitlelerin canügönülden desteklediği popüler liderler, belli medeniyet, şehir felsefesi ve mekân ahlakı gibi zihni vizyonlardan yoksundurlar, esasında ne olup bittiğini de doğru dürüst kavrayamadan kitleleri motive ve mobilize ederler.

     Tarihsel olarak şehirlerin bedevi akınlarına karşı mukavemet gösterip zaman içinde onları şehirleştirdiklerini tespit edebiliyoruz. Bunun en çarpıcı örneği birer vandal olarak Orta Asya’dan İran, Bilad-ı Şam ve Anadolu’ya akın eden Moğolların zaman içinde büyük şehir medeniyeti olarak ortaya çıkan İslam tarafından dönüştürülmeleridir. Moğollar istila ettikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmadılar, herkesi kılıçtan geçirdiler, kütüphaneleri yakıp yıktılar. Moğollar sadece insanları bir tür jenositten geçirmekle yetinmiyorlardı; bilgi, irfan ve sanatı da katlediyorlardı. Dicle ve Fırat nehirleri haftalarca mürekkep renginde aktı. Ama sonraları İslam onları massedip dönüştürdü, şehirleştirip medenileştirdi. Tatarlar kazma kürek, kılıç, mızrak, balta kullanıyordu, küresel bedeviler yatırım sermayesi, uzmanlık gerektiren projeler, bankalar, buldozerler, iş makineleri, dinamitler, savaş uçakları, iki bin km’den hedef tutturan füzeler ve insansız hava araçları kullanmaktadırlar. Kabil ve Bağdat, küresel bedevilerin saldırısına uğrayan iki büyük merkezdir. Şimdi sıraya Şam ve Halep konulmuş bulunmaktadır. Soft saldırıya şimdi İstanbul, arkasından Kahire ve diğer medeniyet merkezlerimiz uğramaktadır.

     Moğol istilaları bize şunu gösteriyor ki, şehirlerin fiziki yapıları, kurumları, birer şaheser olan mimari yapıları yakılıp yıkılsa bile, eğer ruhları ayakta ise o ruh yeni bir bedene girer ve ölümünden sonra şehri yeniden diriltir. 

a.bulac@zaman.com.tr

     ZAMAN

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.