1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Rota: Çankaya
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Rota: Çankaya

A+A-

Afyon meselesi, şiddetin yayılması, Ankara'da savaş ruh hali gibi sıcak siyasal gelişmeler ve bunlara ilişkin tartışmalar gündemi tümüyle işgal etmiş durumda.

Bununla birlikte yapısal kimi meseleleri ve önemini gözardı etmemekte fayda var.

Anayasa, bunların başında geliyor ve iki önemli noktaya işaret ediyor.

Bunların ilki anayasanın her şeyden önce bir toplumsal sözleşme sorunu olmasıdır.

İkincisi ise, bir rejim ve yönetim yapısı olarak anayasa meselesidir.

Gelişmeler bundan bir yıl öncesine kadar "toplumsal sözleşme" boyutunu önde tutarken, beklenti temel olarak bu istikametteyken, bugün ibre tersine dönmüş görünüyor.

Anayasa konusunda ana eksen ve enerji, Kürt meselesi, laiklik, yurttaşlık gibi temel siyasi ortak değerler meselesinden adım adım uzaklaşıyor. Ve yine adım adım ülkeyi kimin, nasıl yöneteceği, sivil anayasal kurumlar arasında nasıl bir denge oluşacağı, Çankaya'nın yetkilerinin nasıl biçimleneceği tartışmasına doğru yöneliyor.

Bu durumu demokrasinin geleceği açısından olumlu bulmak mümkün değildir.

Zira kabul etmek gerekir ki anayasa yapım aşamasıyla birlikte Türkiye'nin elinde ve önünde büyük bir fırsat bulunuyor. Bu, yıllardır özlenen farklı toplumsal kesimler ve eğilimler arasındaki ilişkileri, geniş bir katılım ve tartışmadan hareketle, farklılık ve bütünlük ilkeleri çerçevesinde yeniden tanımlamak fırsatıdır.

Ancak söyledik, buna rağmen sanırız, anayasa hazırlıklarında, ülkeyi kimin ve nasıl yöneteceği meselesi öncelik alacak.

Peki, neden bu öncelik?

Denebilir ki Türk siyasal sistemi lider esaslıdır ve siyasi parti tavırları buna göre şekillenir. Bu çerçevede bu yönelim doğaldır, zira mevcut cumhurbaşkanlığı statüsü Tayyip Erdoğan'ı siyasi alanın kıyısına iter, bunun çözümü ise ancak başkanlık ya da yarı başkanlık sistemiyle mümkün olabilir.

Denebilir ki siyasi güdüleri kuvvetli olan siyasilerin, örneğin Başbakan'ın gönlünden de bu geçer.

Bunlar bir noktaya kadar geçerli görüşler olmakla birlikte, durumu tam açıklayabilecek hususlar değildir.

Başka bir ifadeyle anayasa tartışmalarında rejim meselesinin öne çıkması, başkanlık tartışmalarının nedeni, sadece mevcut durumun Erdoğan'ın önünü tıkaması değildir.

Bu tartışma, Türkiye'de partiler düzeniyle, bu düzen ile siyasi iktidar arasındaki ilişkinin aldığı biçimle de yakından ilgilidir.

Başka bir ifadeyle yapısal gereklilik halinde karşımıza çıkmaktadır.

Nasıl?

Önce şunu tespit etmek gerek:

2002, 2007 ve 2011 seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo açık olarak ülkedeki ana siyasi bölünmenin kültürel niteliğini teyit etmiştir.

Başka bir ifadeyle Türk siyasetinin, sınıfsal ya da ideolojik tutum unsurlarından daha çok sembolik ögelerle şekillendiği iyice ortaya çıkmıştır.

2000'li yıllar itibariyle belli projelere dayalı politik-ideolojik görüşlerin belirleyiciliğinden çok "simgelerin, simgesel algıların kültür ve ekonomiyi ya da eziklik ve faydayı üst üste oturtan belirleyiciliği" ön planda olmuştur. İnanç merkezli siyaset tartışmaları ya da kimlikler üstüne kurulu yasak-özgürlük tartışmaları bu kesimlerde kültürel olanı, popüler olanı siyasileştirmiş, özgürlük yandaşlığını ve yasak karşıtlığını ön plana çıkarmış durumdadır.

Ve bu açıdan Türkiye söylediğimiz gibi iki ana dala ayrılmıştır.

Demokratik değerler her alanda ve her kesimde kurumlaşıp içselleştirilinceye kadar bu yelpaze değişmeyecektir.

Altı çizilmesi gereken başka bir husus da şudur:

Peki, bu tablonun fiilî sonucu nedir?

İki temel partinin varlığı, ama tek partinin iktidarı üzerine kurulu bir düzen...

Türkiye'nin hızla, partilerin iktidarda yer değiştirmesinden değil, bir siyasi parti içinde iktidar aktörlerinin değişmesinden oluşacak bir demokratik düzene ilerlediğini söylemek hayalcilik olmaz...

İstikamet bu ise, elbet yönetici sirkülasyonu ve yönetim mekanizmasının dengesi ülkenin en önemli meselelerinden birisi haline gelir.

Bu da parlamenter rejim-başkanlık rejimi tartışmalarını gerçek kılar.

Ve gerçekler ne yazık ki her zaman demokratik beklentilere ve demokrasiye yakın durmazlar....

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.