1. YAZARLAR

  2. Reha RUHAVİOĞLU

  3. Roboskî'den Gezi Parkı'na İslamî Camiâdaki Ayrışma
Reha RUHAVİOĞLU

Reha RUHAVİOĞLU

gazeteipekyol
Yazarın Tüm Yazıları >

Roboskî'den Gezi Parkı'na İslamî Camiâdaki Ayrışma

A+A-

     Önceki benzerlerinin aksine muktedir bir iktidar olmayı başaran Erdoğan liderliğindeki AKP, bugüne kadar sistemle ilişkisini "karşıtlık" ve "muhalefet" üzerinden geliştiren islamcıların muhalefet argümanlarını ellerinden aldığı gibi birçoğunu da "sistem karşıtlığı"ndan "sistem tarafı" konumuna çekti. 

     İslamcılar'ı alanlara toplayan Filistin, başörtüsü gibi meseleler artık bizatihi iktidarın politikalarına dönüşünce, İslamcılar da kendi içlerinde "iktidar olmak" ile "bizden olan iktidara karşı da (gerektiğinde) adalete sevk edici bir mekanizma geliştirmek" ayrımlarına girdiler. 

     Bu ayrımda İslamcılar'ın büyük bir bölümünün AKP üzerinden sisteme entegre olması ve bu süreçte Kürt meselesindeki yaklaşımın klasik devlet anlayışından sıyrıl(a)maması, önce "Kürtler'in meşru ve fıtrî hakları" mevzuu özelinde Kürt ve Türk Müslümanlar arasında bir zihinsel ayrışma meydana getirdi. Roboskî Katliamı'nın AKP iktidarında vuku bulmuş büyük bir zulüm olması ile iktidarın bu katliam karşısındaki tutumunun klasik devlet yaklaşımından farklı olmaması, İslami camianın büyük ölçüde bu katliama karşı iktidarı aklayan yahut zulüm karşısında sessiz kalmayı yeğleyen yaklaşımı bu ayrılığı hızlandıran ve derinleştiren bir etkiye sahip olmuştur. Yine Türk devletinin Suriye politikasını da "Kürtler'in kazanmaması" üzerine kurması ve Türk - İslami camianın çok büyük ölçüde bu politikayı desteklemesi, Kürtler'deki zihinsel ayrılık durumunun bir başka pekiştireni olmuştur...

     AKP iktidarında Müslümanlar arasındaki siyasi ayrışma sadece Kürtler ve Türkler arasında yaşanmamış; emek, adalet, mütteahitleşme ve neoliberal ekonomi gibi konular üzerindeki tartışma ve yaklaşımlar  ile özellikle Suriye meselesinde ortaya çıkan farklı tutumlar, Türk İslamcılar'ın da kendi içlerinde bir ayrışma yaşanmasını netice vermiştir. 

     *  *  *

     Son günlerde İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) üzerinde yoğunlaşan eleştirilerin yukarıda kısaca değinilen ayrışmadan bağımsız olmadığını düşünüyorum.

     İslamî camianın yüzakı kuruluşlardan biri olan MAZLUMDER, kurucuları arasında yer alanlar başta olmak üzere, görebildiğim kadarıyla ilkelerinden ödün vermediği için eleştiriliyor. Bazıları eleştiriyi aşıp itham, iftira, hakaret ve karalamaya dönüşüyor.

     Son zamanlarda yoğunlaşan eleştirilerin  MAZLUMDER'in Kürt meselesindeki tutumu, Roboskî katliamı sürecinde zulmün açıkça karşısında yer alması ve Suriye meselesindeki yaklaşımından kaynaklandığını düşünüyorum. MAZLUMDER'in 2. Kürt Forumu, bazılarının beklediği üzere "İslam kardeşliği" çerçevesinde geçmeyip onları aşan bir çıtada seyretmesi üzerine rahatsız olup toplantıyı terkedenler olmuştu. Yine Suriye meselesinde Türkiye'nin savaşa destek veren tutumunu değil de diyalog yolunu tavsiye eden MAZLUMDER'in bu yaklaşımı sebebiyle bazı kesimler tarafından eleştirildiğini de biliyoruz.

     Roboskî Katliamı karşısında zulme karşı net duruşu sebebiyle yollarımızın kesiştiği MAZLUMDER'in o günden bu güne yaptığı ve yapmaya çalıştığı işlere şahit birisi olarak bu eleştirilerin haksız olduğunu düşünüyorum.

     MAZLUMDER Roboskî'deki zulme ve mağdurların adalet arayışına karşı "hakkı adil şahitler olarak ayakta tutma" gayretinde olmuştur. Roboskî ile ilgili MAZLUMDER'in yaptığı herhangi bir işe yanlış diyemeyecek olanlar "gündemde tutmanın terör örgütünün ekmeğine yağ sürdüğü" dostça tavsiyesinde bulundular, bulunuyorlar. Bu tavsiyeyi yanlış gören MAZLUMDER, "Bizimkiler iktidar olunca misyon tamamlanmış olur" noktasındakileri rahatsız etmektedir.  Zalimin de mazlumun da kimliğini sorgulamayan bir kuruluştan "zalim bizden olunca ses çıkarma" beklentisi içinde olmak, MAZLUMDER'i ilkelerini çiğnemeye çağıran, müslümanca olmayan bir yaklaşımdır. Bu beklenti netice vermeyine rahatsız olmak anlaşılabilir ama kabul edilebilir değildir...

     MAZLUMDER'i kuranlar büyük bir hayra vesile olmuşlardır. Ama geçen zaman içinde bugünkü iktidar lehine dönüşüm geçirenlerin, kendileri kurmuşlar diye aynı dönüşümü Mazlumder'den beklemeleri hakkaniyetle bağdaşır bir durum değildir. 

    20 yıl önce MAZLUMDER'in Kürt Forumu'nda konuşup 20 yıl sonraki ikinci forumda konuşulanlar bünyesini sarstığı için toplantıyı terk edenler, yazdığı gazete hergün birilerini hedef gösterirken dert edinmeyip MAZLUMDER'in kendisi gibi Yeşilköy'e Erdoğan'ı karşılayan konvoya dizilmemesinden rahatsız oluyor, "savrulduk" diyerek üyeliklerini askıya alıyorlar.

     Gezi Parkı hakkında yayınladığı bildirilerde sadece göstericilerin vandalizmine değil, polis şiddetine, hükümetin anlamaktan uzak kibrine işaret ettiği için MAZLUMDER'i eleştirenler, "ilkelerini çiğnemek pahasına bizimkilere kör ol" diyemedikleri için "alametifarikalarımızı yitirdik" diyorlar. "Ne zaman ve ne sebeple yitirdik?" diye sorulsa derdin ne olduğu anlaşılacak, o halde soralım: Ne zaman ve ne sebeple yitirdik alametifarikalarımızı..?

     Türkiye devleti ve hükûmetinin dış politikası paralelinde saf belirleyenler, neyin gündem olacağını bildiklerinden MAZLUMDER'i "İrancı" "Baasçı" diye yaftalıyorlar. MAZLUMDER de haklı olarak "Biz, Suriye konsolosluğu önünde Hama katliamı protestolarında iken neredeydiniz? Hükümetlerarası ortak kabine toplantıları yapılıp, ailecek tatillere gidildiğinde Baas yönetiminin gayrımeşruluğunu haykırdığımızda neden yalnız kalıyorduk?" diye soruyor... (Suriye meselesi üzerinden taarruz edenlere yaptığı hatırlatmanın tamamına şu linkten erişilebilir: http://bit.ly/1bX5Q8r )

     Son olarak: Yirmi küsur yıl önce kuranların ona sınır çizdiği ilkelerle MAZLUMDER ile ilkeleri koyanlar arasında çeşitli yaklaşım farklılıkları oluşmuştur. Oilkeleri koyanlar, bugün ilkelerini savunmakta direndiği için MAZLUMDER'i eleştiriyorlar. Ben bu yazı ile tartışmalarda şahitlik görevimi yerine getirme niyetindeyim.

     20 yıl sonra bizim, MAZLUMDER'in nerede olacağını, kimlerin nasıl farklılıklar yaşayacağını da o dönem şahit olacak olanlar yazacaklardır. Yollarımızın sırat-ı müstakime çıkması ve oradan uzaklaşmaması ümidiyle...

     HÜR BAKIŞ

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.