1. YAZARLAR

  2. Opr.Dr. Engin YILMAZ

  3. Roboski ve "Kesê Ne Başa" ya Dönüşen Küerler
Opr.Dr. Engin YILMAZ

Opr.Dr. Engin YILMAZ

UFKUMUZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Roboski ve "Kesê Ne Başa" ya Dönüşen Küerler

A+A-

     Sizlere, siyasete “Kesé bé Kesa” sologanıyla başlayıp ilk zamanlardan itibaren icraat ve duruşuyla “Kesé Ne Başa” ya dönüşen ve nihayet Roboski katliamındaki tutumu ile de bu durumunu perçinleyen bir Kürt milletvekilinin portresini gelecek kuşak Kürt gençlerine de ibret olması amacıyla sunmak isterim.

     Aslında, Kürt sorununu bireylere indirgeyerek anlatmak tasvip edilir bir durum değildir. Ne var ki devşirme ruhlu Kürtlerin bu devşirmelik serüvenlerinde nasıl bir ihanet döngüsünde bulunduklarını ve bu tutumlarıyla da ne tür facialara sebep olabileceklerini hem onlara hem de onların izlerinde gitmeye tevessül eden Kürtlere anlatıp bilinçlenmelerini sağlamak milli bir zorunluluktur.

     Yıllardır Roboski katliamıyla ilgili hemen hemen her şey yazıldı, çizildi… Ama mevcut iktidarca bu katliamın unutturulması ve meşrulaştırılması için gösterilen çabalar dile getirildiği halde  iktidar yanlısı  Kürtlerin bu çabalara yaptığı katkılara pek değinilmedi. Halbuki Roboski katliamından geriye biz Kürtlere kalacak en önemli ibretlik derslerden biri bu iktidar Kürtlerinin iktidara yaranmak için kendi halklarına nasıl ihanet edebilecekleriydi.

     Bildiğiniz gibi, AKP hükümeti Roboski katliamını örtbas etmek için göstermelik de olsa mecliste “Uludere Soruştuma Komisyonu”nu kurdu. Bu komisyonun AKP li üyelerinden bazıları Kürt kökenli milletvekilleriydi. Hükümetin amacı bu Kürt milletvekilleri aracılığıyla kendini komisyonda aklamaktı. Başka bir deyişle; Roboskide vahşice öldürdükleri 34 Kürt köylüsünün cenazelerini yine kendilerine bağlı başka Kürtlerce kaldırtmaktı. Hükümet bu Kürt milletvekilleri aracılığıyla kendisini Komisyonda aklayacak ve böylelikle öfkeli Kürt kamuoyuna şu mesaj verilecekti: “Biz suçsuzuz bakın sizden olan Kürt milletvekilleri bile bizim suçsuz olduğumuzu belirtiyorlar”…

     Komisyonun sonuç bildirgesi beklendiği gibi oldu. AKP’li Kürt vekillerinin oylarıyla Roboski olayında hükümet suçsuz bulundu. Kürtlerin “ihanet tarihi” bir kez daha tekerrür etmiş ve Devşirme Kürtler bu olayda da kendi halklarının yanında yer almak yerine iktidarın talimatını yerine getirmişlerdi.  Böylelikle, statükocu egemen devlet aklı yukarıda söylediğim gibi Roboski de katlettiği Kürtlerin cenazelerini yine kendine bağlı Kürtler aracılığıyla kaldırtmıştı.

     Maalesef Kürt tarihi bu gibi acı ihanetlerle doludur…  Bu olayla“Kürt tarihi ihanetler tarihidir” sözü bir kez daha doğrulanmış oldu.

     Kendilerini aklayacak bu Kürt milletvekillerini iktidar özellikle seçmişti.  

     Bu komisyon kararıyla Roboski deki katliamı örtbas etmek isteyen komisyonun Kürt milletvekillerinin profillerine bakılırsa iktidar tarafından bunların neden komisyona seçildikleri daha net anlaşılır.

     Katliamı aklayan her üç kürt milletvekili kamuoyunca bilinen yüzler değil. Meclis kürsüsünde hakkıyla siyaset yapan yada önemli herhangi bir siyasal sürecin içinde kendi iradeleri ile inisiyatif kullanan kişiler de değiller…  Erdoğan’a her koşul altında biatlarını ispat etmek dışında siyasette hiçbir sermayeleri olmayan silik insanlar… Zaten AKP yönetimi, siyasette bir yer kapabilmek ve vekil olabilmek için veremeyecek hiç bir tavizlerinin olmadığını bildiği bu kişileri, önce meclise taşımış ve nihayet Uludere olayında onlara bahşettiği lütuf ve ihsanlarının diyet borcunu da kendilerinden tahsil etmiştir.

     Hükümetin Roboski deki cinayetini aklayan bu Kürt milletvekillerinin bir başka özellikleri de Kürt kimliklerini siyasette yükselme aracı olarak kullanmalarıdır. Bu bağlamda bu milletvekillerinin TRT ÇAŞ daki yaptıklarına bakılırsa ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Birisi sık sık Kürtçe Klamlar söylemekte bir diğeride Kürtçe sağlık proğramlarında Kürtçesini pazarlamaktadır. Mecliste Kürt meselesi konusunda suskun ve ürkek olan bu kişilerin başbakanın Kürt illerindeki kongre ve mitinglerinde Kürtçe konuşmalar yaparak Kürtlüklerini öne çıkarmaları bu durumun ayrı bir teyididir.

     Bu tip kişilikteki Kürtler; AKP nin kendi Kürtlerini oluşturma ve Kürtleri kendi yanında tutma siyasetinin birer neferi olmaktan oldukça memnundurlar. Çünkü bilirler ki Kürtlüklerini AKP politikalarının emrine verdikleri oranda dünyevi menfaat kapıları kendilerine açılacaktır. Bir başka deyişle; “biz Kürd’üz ama Kürtlük adına hiçbir siyasal istemlerimiz yoktur sadece sizin yanınızda ve emrinizdeyiz” dedikleri oranda servetlerini, makam ve mevkileri artırabileceklerini bilirler.

     Oysaki acınacak haldedirler:  Başkalarının yani onurlu Kürtlerin uğruna hayatlarını, bedenlerini ve maddi kazanımlarını feda ettikleri Kürtlüklerini küçük ve geçici menfaatlere pazarlamakta ve satmaktadırlar…  Hatta Roboski olayında olduğu gibi gerekirse Kürtlüğe ve Kürtlere ihanet etmekten dahi çekinmemektedirler. Çünkü onların tek kutsalları bireysel menfaatleridir.

     Meclis komisyonunda olayı örtbas ederek Roboski de katledilen kürt çocuklarının kanına gireren bu milletvekillerinden birisi de bizim ilimizin milletvekilidir. Radikal İslamcılıktan başlayıp,  “Kesé Bé Kesa”  gibi iddialı bir sologanla siyasete giren ama roboski çukuruna gömülerek  “Kesé Ne Başa” ya dönüşen kişiden bahsediyorum. Ne acı değimli? Mazlumun, yoksulun ve kimsesizin kimsesi olma iddiasındaki bu kişi Roboskide mazlumların kanlarını zalimlere peşkeş çekmiştir.   

     Bu milletvekiline ve onun şahsında tüm devşirme Kürtlere söyleyecek birkaç sözümüz var.

     Ey milletvekili!...

     Sizler, Roboskideki tavrınızla Kürtlere ve Kürdistan’a ihanet ettiniz.

     Bundan dolayıdır ki Sen ve Mehmet Metiner gibiler kendi halkınız tarafından öyle nefret ediliyorsunuz ki seçim bölgelerinizdeki sokaklarda dahi Kürt halkının arasında rahatça dolaşamıyorsunuz… Polis koruması ve kendi partililerinizin yardımı olmadan halkınızın arasında sokağa çıkamamak sizi kendiniz ve yaptıklarınız hakkında hiç düşündürtmüyor mu? Ya uğruna Roboski cinayetine ortak olduğunuz vekilliğiniz bittiğinde bu bölgeye gelebilecek misiniz?... Kürt halkı sizi her gördüğünde Roboski’nin acısını yeniden hatırlayacak ve halkın bakışlarında ortak olduğunuz bu zülmün tepkisini göreceksiniz.

     Bir gün gelecek ve Kürdistan’ın çocukları kendi tarihlerini okuduklarında sizi; Bedirhan beyi arkadan vuran Yezdanşer’le, Şeyh Said’i ele veren Binbaşı Kasım’la ve Kürtlerin haklarını Lozanda Kemalistlere satan Diyarbakır milletvekili Zülfü Tiğrel ile aynı sayfada okuyacaklar. Şu soruyu sizin gibiler kendilerine mutlaka sormalı: Bir milletvekilliği için Kürt tarihinin Halkını hançerleyenler sayfasında yer almaya değer miydi?

     Kendi istikbaliniz için kanlarını heba ettiğiniz Roboski’li çocukların kanlı cesetleri ömrünüzün sonuna kadar geceleri kâbusunuz olacak... Ve evlat acısıyla yüreklerine ateş düşen Roboskili annelerin acı feryatları kulaklarınızı ve beyninizi tırmalayarak sizi asla rahat bırakmayacak… Sahi o mazlumların bombalarla parçalanmış cesetlerini ve annelerinin insanı kahreden feryatlarını duyduğunuzda ne hissediyorsunuz? Efendilerinizin emrini hiç sorgulamadan yerine getirmek sizi vicdan azabından koruyabiliyor mu?

     Öldüğünüzde – ki sizi hatırlayan olursa- İnsanlar “Roboski katliamını örtbas edenlerden biri ölmüş” diye sizi anacaklar.

      Çocukların ve torunların – ki gönderdiğin cemaat okullarında Türkleşmedilerse - yaptığın bu ihanetten dolayı adının anıldığı her yerde senden utanç duyacaklar.

     Geçici bir makam ve mevki için tüm bunlara değer miydi?

     Bir durup düşünün! Kürdistan’ın onurlu evlatları halklarının bu özgürlük mücadelesinde bedenlerini ölümlere, zindanlara ve işkencelere feda ederken sizler bırakın bu onurlu mücadeleye destek vermeyi kişisel menfaatiniz için bu mücadeleye kurşun sıkanlardan oldunuz…

     Ey Milletvekili!

     Roboski’deki tavrınla İslam’a ve onun değerlerine de ihanet ettiniz!

     Kürtlüğünüzden vazgeçtik de “İslamcı”lığınıza ne oldu sizin. Hani “Zalime karşı mazlumdan yana” olan İslami duyarlılığınız. Sizler hangi ara ile İslam’ın temel insani değerlerini çiğneyerek zalimlerden yana oldunuz. Roboski’nin suçlularını bulmak ve onları teşhir etmek yerine onları korumak hangi İslami kaideye sığar.   

     Bu yaptığından dolayı mahşer günü Adil-i Mutlak olan ALLAH’a da hesap vereceksin. Senin için en çetin günün o gün olacağından emin olabilirsin. “Bizim katillerimizi neden korudun” diye yakana yapışmış 34 kanlı bedenin sahiplerine ne cevap vereceğini hiç düşündün mü?.  O gün “Ben parti yönetiminin emrini yerine getirdim” demen seni kurtaramaz. Seni bu hesabı vermekten parti yönetimindekiler de kurtaramaz. Çünkü Roboski’nin esas failleri olarak onlarda orada hesap veriyor olacaklar.

     Ey Milletvekili!...

     Bu tavrınızla doktorluk mesleğine ve ettiğin Hipokrat yeminine de ihanet ettiniz.

     Oysaki; sahip olduğunuz hekimlik mesleğinle Kürdistan’da kendi halkına ne kadar da çok hizmet edebilirdiniz. Binleri, yüz binleri tedavi ederek onların hayır dualarını alabilecek bir mesleğe ve imkana sahipken bu onurlu mesleği ve hizmeti bırakarak, Roboskide halkının bağrına hangi akılla hançer sapladın?... Hem insan hayatını kurtarmaya yemin etmiş bir doktor olarak hangi mesleki etikle ve hangi vicdanla cinayetleri örtbas ettin. Bu yaptıklarını ettiğin Hipokrat yeminiyle nasıl bağdaştırdın?...

     Vel Hasıl;

     Roboskide zalimlerden yana olup mazlumlara sırtınızı çevirerek hem İslamcığınıza, hem Kürtlüğünüze hemde Mesleğinize ihanet ettiniz….

     Roboskideki ihanetiniz Kürt halkı tarafından asla unutulmayacaktır. 

     Size tavsiyem, tövbe yolu açıkken Roboski katliamı yıldönümünün yapıldığı bu günlerde cesaretinizi toplayın ve bedenleri parçalanan o çocukların ruhaniyetlerinden, gözü yaşlı annelerinden ve halkınızdan özür dileyin… Yol yakınken hatanızı cesaretle ve samimiyetle kabul edin ve onlardan helallik isteyin… Kürt halkı âlicenaptır. Sizi affetmeyi ve yeniden bağrına basmayı bilir.   İşte o zaman “Kesé Bé Kesa” olursunuz… Yoksa “Kesé Ne Başa” olarak kalmaya ve öyle anılmaya devam edersiniz.

     Unutmayınız!.. Güneş batıdan doğduktan sonra yapılacak tövbeler kabul olmaz…  


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.