1. YAZARLAR

  2. Reha RUHAVİOĞLU

  3. Roboskî Katliamı Örnekliğinde İslamî Gazeteler ... -1-
Reha RUHAVİOĞLU

Reha RUHAVİOĞLU

gazeteipekyol
Yazarın Tüm Yazıları >

Roboskî Katliamı Örnekliğinde İslamî Gazeteler ... -1-

A+A-

Roboskî Katliamı Örnekliğinde İslamî Gazetelerin Kürd Meselesine Yaklaşımı - 1



'Vatandaşın ‘gerçeği’ gördüğü pencere medyadır. 

Oradan neyi gösterirsen ona inanır!' 
[STV’deki bir dizi karakterinden] 
 

İnsanların, çevresinde yaşananları bilmek istemesinin neticesinde ortaya çıkmış olan medya müessesesi varlığını, halkın doğru haber alma hakkının tahakkukuna borçlu olsa da toplumsal algıların şekillenmesinde çok önemli, hatta hayatî bir role sahiptir. Bu hayatî rolün farkında oluşunun bir neticesi olarak iktidarlar, öteden beri medyayı kendi ideolojilerinin birer pazarlayıcısı olarak konumlandırmış; medyaya, meselelere iktidarın inşa etmek istediği algının paralelinde yaklaşılması rolünü biçmişlerdir. Örneğin medyanın bu işlevsel rolünü erken fark edenlerden Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels, Nazizmin Almanlar nezdinde meşruiyet kazanıp içselleştirmesi için medyayı kullanmıştır. Türkiye’de medya iktidarların bu yaklaşımına neredeyse hiç ayak dirememiş, kendini devletin ideolojik aygıtı olarak konumlandırmış ve bu rolü (istisnalar dışında) neredeyse hiç değişmemiştir. 

Chomsky bu özelliği ile medyanın, 'gerekli yanılsamalar' ile kitleler üzerinde 'rızanın üretilmesi' işlevi gördüğünü ileri sürmüş, Althusser rızanın çoğunlukla iktidar lehine üretilmesi üzerine medyayı 'devletin ideolojik aygıtlarından biri' olarak tanımlamıştır. 
Bilgiyi haberleştirirken olayları bütün yönleriyle, tarafsız ve adil olarak vermesi gereken, bağımsız ve cesur olmak zorunda olan medyanın bu hasletlerini tesis etmek için ulusal ve uluslararası çeşitli çalışmalar yapılsa ve manifestolar yahut 'medya etiği kuralları' yayımlansa da -bilhassa Türkiye’de- basın camiasının pratikte bir ilkesel duruş yakalayabildiği söylenemez. Bu durumun medya-iktidar ve medya-sermaye ilişkileri, medya sahiplerinin dünya görüşleri ile okuyucu kitlesinin beklentileri gibi çeşitli sebepleri vardır… 

Kamuoyunda 'İslamî' olarak bilinen medya organları, evrensel basın ilkelerinin yanında kendisini İslamî referanslara da dayandıran medya organizasyonudur. Bir medya kuruluşunun kurumsal kimliği genellikle onun sahibi ve çalışanlarının siyasi aidiyetleri ile ideolojik yaklaşımları üzerinden görünür olduğundan İslamî medya çalışanları da çoğunlukla İslamî duyarlılığa sahip kişilerden seçilirler. Bilhassa yayıncılığı ile İslamî olarak bilinen medya kuruluşlarından 'anne babalarının aleyhine olsa dahi hakkı adil şahitler olarak ayakta tutmaları' (Nisâ,135 / Maide,8) ve 'emrolundukları gibi dosdoğru olmaları' (Hûd, 112) beklenmektedir. Yine hem yayıncıları hem de takipçileri için İslamî medyanın; mazlum ve mağdurun da, zalimin de aidiyetini sorgulamayan, tarafların ideolojisine göre siper belirlemeyen bir anlayışla, gücünü haktan alarak, Hakk’ın rızasını gözeterek, halkın maslahatı için yayın yapması umulmaktadır. Kamuoyunda İslamî olarak bilinen medya kuruluşlarının bu beklentiye itiraz etmeleri mümkün değildir lakin ne kadar karşılayabildikleri tartışmalıdır… Bu dosyada, genelde medyanın, özelde ise İslamî olarak bilinen gazetelerin 'Roboskî Katliamı' sürecinde yaptıkları yayıncılık değerlendirilmeye çalışılacaktır, umulur ki hayra vesile olsun… 

Medyanın, gerek ana akım gerekse de İslamî olsun, Roboskî Katliamı sürecinde benimsemiş olduğu yayıncılık (istisnaları olmakla birlikte) benzer bir çizgide süregelmiştir. Makaleye konu olarak seçilmiş üç İslamî gazetenin (Akit, Yeni Şafak, Zaman) de bu süreçte İslamî medyanın genel yaklaşımını yansıttığı söylenebilir… 
… 

28 Aralık 2011 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı F-16’lar Şırnak’ın Uludere ilçesinin Gülyazı (Bêjuh) ve Ortasu (Roboskî) köylerinden -17’si çocuk- 34 sivil insanı havadan bombardıman ile öldürdüler. Bu elîm hadise ana akım medya tarafından yaklaşık 14 saat görülmedi. Görülmeye başlandığında ise savaş dönemlerinde devlet güdümlü medya organlarının çokça başvurduğu, Euphemism (örtmece) denilen bir yönteme başvurularak 'Irak Sınırındaki Olay' denildi. Kısaca büyük hadiseleri küçümseme olarak ifade edebileceğimiz bu yöntemin kullanılmasında olaya karşı gösterilecek tepki ve duyarlılığın düşük seviyede tutulması amaçlanır. 

Hadiseyi manşet veya sürmanşete taşıyan gazetelerin tamamından üçü dışında yaşanılanın adını koyma cesaretinde bulunan neredeyse yoktu. Bu üç gazeteden hiçbiri kamuoyunun 'İslamî' diyebileceği gazetelerden değildi: BirGün, Evrensel, Taraf… 

Örneğin; her yıl görsel tasarım derslerinin verildiği etkinlikler düzenleyen Zaman, katliamı internet sitesine düşman bir ülkeye saldırmaya gidiyormuş havasındaki savaş uçakları eşliğinde koymayı uygun görmüştü. PKK tarafından bir kişinin öldürülmesini 'katletti' olarak haber yapan Yeni Akit, 34 insanın öldürülmesi için 'Terörist mi, kaçakçı mı?' ikilemine manşetten düşüyordu. 

YARIN: Örneklerle Yeni Akit, Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin Roboskî Katliamına yaklaşımı… 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.