1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Resmi görüş
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Resmi görüş

A+A-

Zaman içinde zaruri durumlarda ortaya çıkabilecek olan yeni ihtiyaçlara cevaplar bulan, alternatif çözümler gösteren Kur’an ve Sünnet’te yer alan bu hükmü yasaklamak ne kadar makul? Bugün savaşlar, iç çatışmalar nüfus dengesini erkeklerin aleyhine bozmaya devam etmektedir. Dahası ekonomik sorunlar, hızlı ve kitlesel göçler, hormonal büyüme gösteren şehirleşme, zorunlu eğitim ve iş piyasasındaki daralmalar milyonlarca kadının büyük sıkıntılar içinde kıvranmasına sebep olmaktadır. 21. yüzyılın başlarında Mısır’da evlenemeyip evde kalan 9 milyon kız ve kadından söz edilmekteydi. Aynı zaman diliminde İstanbul’da kadınların yaklaşık yüzde 4’ü tek başlarına yaşamaktadır. Acaba kadını korumasız ve bazı insani haklarından mahrum bırakmak mı daha doğru yoksa nikahlı bir hayata sahip kılmak mı?


Devletin bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’nin radikal laik tutumunun etkisinde ‘İkinci evliliğin dinen uygun olmadığını` belirtmektedir (DİB Başkanı Ali Bardakoğlu’nun demeci için bkz. Yeni Şafak, 1 Mayıs 2008). Aynı kurumun yayınları arasında yayınlanan “Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir”e göre de birden fazla evlilikler devletçe yasaklanabilir (Bkz. Ankara-2006; C. II, s. 16-17.)


Tefsir yazıcılarının öne sürdüğü gerekçe şu: “İslam’da değişmesi mümkün olmayan kurallar vardır. Ancak hüküm uygulandığında tabii olmayan sonuçlar ortaya çıkarsa uygulamayı durdurma imkanı mevcuttur. Bu cümleden olmak üzere tarihi ve sosyal şartlara bağlı bir cevazdan (izin serbest bırakma) ibaret çok kadınla evlilik, genellikle kötüye kullanıldığı ve olumsuz sonuçlar doğurduğu takdirde, Müslümanlara veya yetkili temsilcilerinin kararıyla engellenebilir. Bu tasarruf, Allah’ın hükmünü değiştirme anlamına gelmez. Bu, tıpkı şartlarını yerine getirmemekten korkan ferdin tek kadınla evli kalmayı yeğlemesi gibidir, şartları oluşursa ruhsat geri döner.“


Bunun sağlıklı bir görüş olmadığı açıktır. Bu görüş, her şeyden evvel Katolik din evlilik anlayışının modern dünyaya armağan ettiği baskın din telakkisinin etkisinde ve devletin resmi görüşü doğrultusunda teşekkül etmiştir. Tefsiri yapanların niyeti bu değilse bile, Kur’an’da yer alan ve Hz. Peygamber’in sünnetinde tatbikatı görülen bir uygulamayı yasaklamaya matuf bir yorumdur.
1) Elbette bugün, özellikle Türkiye gibi ülkelerde çok evliliklerde büyük haksızlıklar ve mağduriyetler yaşanmaktadır. Bunun iki sebebi var ki, biri herhangi bir müeyyide ile karşılaşmayacağını bilen erkeklerin hükmü istismar etmesi; diğeri devletin ikinci eş ve çocukları bu tercihinden dolayı cezalandırma amacıyla korumasız bırakmasıdır. Eğer devlet bu tür evlilikleri hukuki düzenlemeye tabi tutacak olsa mağduriyet ve istismarların sayısında azalma olur. Nihayetinde mağduriyet ve istismar tek eşli evliliklerde de olur, bunlara devlet müdahale eder.


2) Diğer yandan, beşeri hayat alanlarının tümünde, iktisadi veya sosyal her faaliyet biçiminde haksızlıklar yapılmakta, mağduriyetler yaşanmaktadır. Yapılması gereken bütün bu alanlardaki faaliyetleri yasaklamak değil, kim haksızlıklar yapıp mağduriyetlere sebebiyet veriyorsa, onu cezalandırmak olmalıdır. Ticarette ve ekonomik faaliyetlerde her türlü istismar, hile ve haksızlık yapılıyor. Ama kimsenin aklına ticari ve ekonomik hayatı yasaklamak gelmiyor.


3) Ayet, tek kadınla evliliği dahi, adalet şartına, yani zamana ve mekâna göre nafaka, iyi geçim, sosyal sorumluluk vb. yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmesine bağlıyor. Bugün ailede bu yükümlülüklerin tam olarak sağlandığını kim söyleyebilir? Medyada yer alan haberler, çevremizde olup bitenler ve mahkemelere intikal eden olaylardan sorunların hayli ağırlaştığını tespit edebiliyoruz. Bu mantıktan hareket edecek olursak, söz konusu sorunlar yaşanıyor diye tek eşli evlilikleri de yasaklamamız gerekir.


“Bu sapmamanıza daha yakındır” Sapma olarak ifade ettiğimiz kelime “avl“ olarak gelmiştir. Zengin anlamı olan bir kelimedir. Birkaç türevi vardır. Araplar ok hedefinden saptığı zaman bu kökten gelen bir kelimeyi kullanırlar. Tartıyı bozanlar, hile yapanlar haksızlık yapar, yani haktan sapar. “Avl“ ve “yeiyl“, yoksulluk anlamında kullanılır. İmam Şafii’ye isnad edilen bir görüşe göre, çok eşli evlilik çok çocuk sayısını arttıracağından yoksulluğa yol açar. Bundan hareketle çok eşlilik aleyhinde delil arayanlar, çok eşliliğin yoksulluk sebebi olacağını söyleyip yasaklanması gerektiğini öne sürmüşlerdir. İslami hükümleri modern zihnin kabul edebileceği forma sokma çabası içinde olan çağdaş müfessirlerinden bir bölümü, “te’ulu“ kelimesinin yoksulluk demek olan “ayl“ kökünden geliyor, bu da “yoksulluk ve geçim sıkıntısı çekmemeniz için en ideal evlilik tek eşli evliliktir“ demektedirler ki, bu hayli zorlama bir yorumdur. Kelimenin meyletmek, artmak, zulmetmek, ağır gelmek, çoluk çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak, üstün gelmek, zora düşmek, acze düşmek gibi anlamları da var. Zorlama tevillere başvurmaktansa, lafız, ayetin indiği sosyal ortam-toplumsal bağlam, açıkça belirtilen hükümler göz önüne alındığında uygun anlamı, evlilikte temel alınan hak ve hukukun korunması, adaletin tesisi bakımdan tek eşli evliliğin tercihe şayan evlilik olmasıdır. Önümüzdeki sayıda, ‘adalet şartı’nı ele alıp bu konuya son noktayı koyacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.