1. YAZARLAR

  2. Muhammed YILDIRIM

  3. Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük
Muhammed YILDIRIM

Muhammed YILDIRIM

Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük

A+A-

Hepinizin malumu üzere içinde bulunduğumuz süreç ülkede referandum rüzgârları estiriyor.  Seçim dönemlerinde olduğu gibi siyasetçiler gittikleri şehrin insanlarının hasasiyetlerini oy kaygısını dikkate alarak,  dün ak dediklerine bugün çok rahatlıkla kara diye bilmekteler. Ya da kara dediklerine ak demekteler.

 

Öncelikle şunu belirtmeliyim; geçmişinde siyasetten köklü bir değişim beklemeyen ve muhtemelen gelecekte de (Allah ayaklarımızı hak üzere sabit kılsın) beklemeyen ve bu yüzden sandığa gitmeyen biri olarak ilk defa sandığa gitmeyi düşünüyorum. Çünkü bu seferki seçim “Ankara’ya adam gönderme” seçimi değil. Bu defaki seçim yaşadığımız ülkenin kuruluşundan buyana ülkeyi yöneten ve insanlarına “hiç” muamelesi yapan zihniyete ve son otuz yılına damgasını vuran ellerinde on binlerce insanın kanı olan bir döneme karşı atılacak ilk adım olması hasebiyle daha önemli.

 

 Bunu 12 Eylülde, 12 Eylüle son gibi sembollere veya sloganlara bakarak söylemiyorum. Evet, Anayasa değişiklik paketi yetersizdir. Evet dayatmadır. Evet, içinde olması gereken birçok konu yoktur. Örneğin Başörtüsü zulmüne karşı bir madde, örneğin Kürtler için yasal statü, Müslümanlar için cemaatleşme hakkı gibi bir sürü eksikliğine rağmen, içinde ülke vatandaşları için ciddi maddeler barındırmaktadır.

 

1.HSYK yapısıyla ilgili madde değişikliği, bu madde hem Kürtler hem Müslümanlar hem de yargıyla işi olan herkes için çok önemli; çünkü HSYK denen kurumun yapısı ve aldığı kararlara bakmamız olayın ne kadar önemli olduğunu gösterir. Tek bir örnek meramımızı anlatmaya yetecek. 12 Eylül’den buyana özellikle Kürt bölgesinde işlenen cinayetlerin (faili meçhul denen ama faili belli) kimler tarafından işlendiği bilindiği halde bir türlü ispatlanamıyordu. Şemdinli’de bir ilk oldu ve katilleri cinayet işlerken halk suçüstünde yakaladı ve katilleri görevlendirenler mecbur kaldıkları için elemanlarını tutukladılar ve sözde yargılama başladığı sırada, dönemin Genelkurmay başkanı bu katilleri tanıdığını ve iyi çocuklar olduğunu söyleyip yargıyı her zaman ki gibi baskı altına almaya çalıştığı için hakkında dava açarak onurlu bir davranış gösteren Ferhat SARIKAYA HSYK tarafından görevden alındı ve bu zulme hükümet dahil hiç kimse dur demedi ya da diyemedi.

 

2.Anayasa mahkemesi kurulan sistem sayesinde hep aynı kafada olan yargıçlardan seçilmekte ki bu sistem HSYK içinde geçerli ve bu seçilmişler işi o kadar ileriye götürdüler ki herkesin eleştirdiği 12 Eylül Anayasasına uymaları konusunda dua edecek duruma getirdiler insanları. Bırakın kendi yetki alanlarındaki konuları yorumlamalarını, burunlarını sokmadıkları hiçbir iş kalmadı. 367 saçmalığından tutunda Başörtüsü ile ilgili yapılan kanun değişikliğine kadar. Gazete haberlerinden dolayı parti kapatmadan meclisi yok saymaya kadar.

 

Anayasa değişiklik paketi Memur haklarındaki değişiklikler de çok önemli, darbecileri koruyan maddenin kaldırılması da, ama kanaatimce diğer bütün maddeleri bir kenara bıraksak bile yukarıda söylediğim 2 Madde için bile evet demek yeterlidir. HSYK ve Anayasa Mahkemesi Genelkurmayla birlikte kendi insanının canını en çok yakan kurumlardır ve kanaatimce insanların haklarını silahlı olarak aramalarına iten en önemli faktörlerdendir. Askerin polisin günlerce işkence ettikten sonra adliyeye getirilen insanların hiçbir delil olmadığı halde kurulu olan düzenin dışına çıkan savcı ve yargıçların barınamayacağı, meslekte ilerlemelerinin mümkün olmadığı bilindiği için kurulan sistemin istediği şekilde yıllarca sebepsiz yere cezaevlerinde tutulduğunu hatırladığımızda HSYK’nın yapısının değişmesinin ne anlama geldiğini daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum.

 

Bu anayasa paketi değişikliği bizi ne ideallerimizden uzaklaştırır nede düşüncelerimizden. Bu anayasa paketinin lehine oy kullanmak ne teslimiyetçiliktir ne de düzenin bir parçası olmaktır. Üstelik yıllarca oy kullanmamak gibi bir tavır geliştiren Müslümanların sandığa gitmemesi eskiden olduğu gibi kendilerine has bir durum olmayacak. Bu dönemde sandığa gitmeyen her bireyin bu tercihi özellikle Kürt bölgesinde PKK’nin hanesine yazılacağından 2 defa gözden geçirilmelidir. Ama tüm bunlara rağmen sandığa gitmeyecek olan kardeşlerimizin tavrı da mutlaka yanlış olarak adlandırmamız gerekmemektedir. Çünkü son dönemlerde kimin eli kimin cebinde kim kiminle beraber çokta belli değil.

 

PKK’ de, CHP’ de MHP’ de AKP’ de de aynı hal daha doğrusu eski tas eski hamam hali meydana geldi. Biraz daha açmamız gerekirse Türkiye siyasetinin hastalığı olan birinin ak dediğine öbürünün kara deme hastalığı Ak Partiye de bulaştı. Ak Parti için ya bunu diyeceğiz ya da Kürtlerin, Müslümanların ve diğer muhaliflerin sorunlarının çözümünde samimi olmadıklarını, insanları sadece oyaladıklarını söyleyeceğiz. Pkk’ nin, Chp ve Mhp’nin izlediği siyasete yakın bir tarz izlediği bir dönemde iktidar olmasına karşın değişim sürecini muhalifler tarafından sürekli tıkanmaya çalışıldığını ve kimsenin kendisine destek vermediği yönünde yakınmalarda bulunan Ak Parti Chp genel başkanı Kemal KILIÇTAROĞLU’nun kimsenin kendisinden  beklemediği genel af söylemine Ak Partinin verdiği tepki beni Ak Parti için bu şekilde düşünmeye itmektedir.

 

Genel aftan söz etmeden önce Pkk’yı sistem partileri içinde saymamın nedenini kısaca açıklamak istiyorum. Pkk kuruluşundan beri aslında böyle bir hastalıklı hale sahip ama bu durum son birkaç yıldır iyice ayyuka cıktı. Kendi gücünü ve konumunu koruyabilmek için girdiği kirli ilişkiler, kritik dönemlerde ve kritik yerlerde yaptığı eylemler ve özellikle yasal partisi olan BDP’ li yöneticilerin söylemleri ve eylemleri herkes tarafından bilindiğinden teferruatlı açıklamaya gerek olamadığını düşünüyorum. Bir tek örnek vermek gerekirse, Pkk ve Bdp’li yöneticilerin açıklamalarında eskiden düşman olarak devlet, sistem, rejim gibi söylemleri kullanırken son dönemde sadece AKP’yi dillerine doladıklarını görmekteyiz. Sanki Kürtler için eskiden her şey güllük gülistanlıkmış da Ak Partiyle her şeyin kötüye gittiği şeklinde bir izlenim yaratılmaya çalışılıyor. Buradaki asıl kavga ve uğraş bir kenara itilip Ak Partiyle Kürt bölgesinde oy kavgasına girildiğinden asıl varlık nedenlerini unutmuş gibiler.

 

Genel af konusuna dönecek olursak geçtiğimiz günlerde Chp genel başkanı Kemal Kılıçtaroğlu partisinin geleneğinin dışına çıkarak başta kendisini o göreve getirenler olmak üzere herkesi şaşırtan bir açıklama yaparak genel aftan söz etti. Ak Partinin bu açıklamaya verdiği tepki ne hikmetse Mhp’ nin verdiği tepkiden daha sert oldu. İnsanları dağdan indirmekten söz eden, tüm analar ağlamasın diyen, herkes yasal zeminde hakkını arasın diyen Ak Parti gitti, yerine sadece şehit annelerinden söz eden, 80 yıldır tekrarlanan devlete kazan kaldıranlar af edilmez saçmalığını tekrarlayan anlayış Ak Partililer tarafından tekrarlanmaya başlandı.

 

Peki, siyasi genel af olmayacaksa insanları nasıl dağdan indirecekler? Onlara; “sizi yıllardır yönetenleri hapse atacağız siz buyurun evinize gidin” mi diyecekler? Üstelik onları da ayıracaklar “içinizden devlete kurşun sıkanlar da eve gidemez onlar da hapishanelere içinizden sadece kurşun sıkmayanlar geçebilir” mi denecek?

 

Ya devletin işlediği suçlar ne olacak? Bugün kendilerinin de “lütfen” kabul ettikleri devletin yaptıkları katliamlarına karşıda aynı tavrı gösterecekler mi? Sayın başbakanın diline doladığı Dersim katliamını işleyen sistemi yargılayıp mahkûm edecekler mi? 17 bin faili meçhul cinayeti işleyen katiller ve azmettiricileri mahkûm edecekler mi?  Kürtlere sorulacak mı size yapılanları af ediyor musunuz diye? Bu ülkede Kürtler için her şey güllük gülistanlık mıydı ki Kürtler bilmem kaç kez isyan ettiler. Kürdüm demenin ve Kürtçe konuşmanın yasak olduğu dönemler ne çabuk unutuldu.

 

 Hafızalarımız tazelensin diye bir olay anlatmak istiyorum. Dayımın anlattığı bir olay dayım şu anda 45 yaşlarında çocukluğunda köyde yaşadığı bir olay; Türk olan ilkokul Öğretmenleri onlara okul içinde ve dışında kim Kürtçe konuşursa konuşanı kendisine “öğretmenim bu şahıs Köpekçe konuştu” diye şikâyet etmesini söylüyor ve kim Kürtçe konuşmuşsa gidip öğretmene “köpekçe” konuştu diye şikâyet edilmiş. Kürtler bu ülkede bundan beter binlerce olay yaşamıştır. Kim kimi Af edecek ya da kim kimden af dileyecek oturup onu konuşmamız gerekir aslında. Chp yanlış saat misali bir defa doğruyu söyledi o da “doğrucu”! Ak Partiye takıldı.

 

Bu ülkede insanları zehirleyen satıcıları, mafyayı, soyguncuları, çeteleri, insanların ırzına geçen canileri, evlerini ülkelerini soyan hırsızlar, insanları sebepsiz yere öldüren katilleri mağdurlara sormadan ben babayım diyerek af eden devlet bu kadar merhametliyken, acaba kendisine karşı işlenen suçlarda! Neden bu kadar kati. Babalık başkasına karşı işlenen ahlaksız suçları af etmekle olmuyor. Asıl babalık haklı ya da haksız kendisine karşı olan kusurları af etmekle olur.

 

Genel affı sadece Öcalan’ı af etmekten ibaret saymak genel affa karşı çıkmaktan daha büyük bir hatadır. Maalesef sistemin küstürmediği kendisine düşman ettirmediği hiçbir kesim kalmamış. İslamcısından solcusuna kadar. Konuya bu pencereden bakmak toplumu da rahatlatacaktır. Zira saçma sapan suçlamalar yüzünden ve devletin o eşsiz baskı ve zulmünden dolayı ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalan çok önemli değerlerin olduğunu hatırlar ve bunların genelini konuşur ve bunun isminin Öcalan affı olmaktan çıkarırsak genelde kabul bulmasını da kolaylaştırmış oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.