1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. REFERANDUM, BARZANİ VE AHLAK
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

REFERANDUM, BARZANİ VE AHLAK

A+A-

 

 

            Eylül 2017 tarihinde yapılması planlanan referandum kararı değişik tepkilere yol açtı. Kuşkusuz bu tepkiler arasında Türkiye’nin tepkisi, şu an Barzani yönetimiyle olan iyi ilişkileri göz önünde tutulacak olursa, çok merak ediliyordu. Çok sert tonda olmasa da Türkiye’nin tepkisi, bölgenin rasyonel gerçekleriyle uyumlu olmayan bir tepki olarak tarihe geçti. Oysa Türkiye için, Barzani önderliğinde kurulacak bir Kürdistan devletine karşı çıkmak yerine sahip çıkmak çok daha rasyonel bir karardır.

Bu arada özelikle milliyetçi çevreler tarafından dillendirilen “geciktirilmiş milliyetçilik” üzerine tezler, genel anlamda Kürdistan devletinin kuruluşuna muhalefet etmek üzere oluşturulmuş bir tezdir. Kürtler için geciktirilmiş milliyetçilik üzerinden, Barzani tarafından ilan edilecek devleti anlamlandırmaya çalışan açıklama tarzını tartışmaya değer buluyorum.

Bu tez sanırım milliyetçiliği, geciktirilmemiş/zamanında/ meşru/ Türk ve geciktirilmiş milliyetçilik / zamansız/ gayrimeşru/ Kürt olarak ikiye ayrılıyor.
Geciktirilmemiş/ zamanında/ meşru milliyetçilik herhalde Türk milliyetçi /ulusalcılığın oluştuğu zamanlara rastlıyor sanırım. Eğer milliyetçiliğin sorunu zaman sorunu olarak algılanıyor ise söylenecek bir şey yok. Eğer sorun milliyetçilikle bunun her tür milliyetçilik için geçerli olduğunu kabul etmek gerekir. Diğer milliyetçilikleri onaylayıp sadece Kürt milliyetçiliğini olumsuzlamak ahlaki bir tutum değildir. Ayrıca Kürt milliyetçiliğinin arkasında Batılılar var tezi de çok anlamlı değildir. Peki, Türk ve Arap milliyetçiliğin arkasında kimler vardı, sorusunu sormak gerekmez mi?  Hiç kuşkusuz bütün ulus devletlerin kuruluş felsefesi milliyetçiliktir. Her tür milliyetçilik karşısında sessiz kalıp sadece birine karşı çıkmak tutarsız bir düşünce biçimidir.

Kürt milliyetçiliği, gecikmiş bir milliyetçilik olarak değerlendirilse bile bunun olumlu bir ortam oluşturacağı da düşünülebilir. Belki de Barzani milliyetçiliğin olumsuz yanlarını izleyerek daha adil bir devlet kurabilir. Dahası her ulus devleti meşru görüp sadece Kürtlerinkine karşı çıkmak bana mantıklı bir düşünce biçimi değildir. Kaldı ki, ordusu, parası, pasaportu, eğitim sistemi olan dış ticaret anlaşmaları yapan bir oluşum zaten devlettir. Sadece de facto olanın hukuksal kabulü söz konusu. Üstelik Barzani ordusunu Türkler eğitiyor, en fazla dış ticareti Türkiye ile. Erbil'e gidildiğinde Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki ilişkilerin boyutu görülecektir. Türkiye’nin herhangi bir şehrinden farkı olmayan şehirler söz konusu. Dolayısıyla kurulması muhtemel olan Kürdistan devletini tehdit olarak değil, imkan olarak değerlendirmek gerekir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Türk milliyetçiliği ne kadar meşru ise, Kürt milliyetçiliği de o kadar meşrudur.

Türk, Iran, Mısır devleti ne kadar meşru ve ahlakı ise Kürt devleti de o kadar meşrudur. Üstelik Kürt devletinin en büyük müttefikini Türkiye olacağını düşünüyorum. Kaldı ki, hala durum böyledir. İktidar karşı olduğunu söylese de bunu siyasal bir retorik olarak görüyorum. Hala Barzani ile yapılmış hiçbir anlaşma iptal edilmiş değil. Edilmesi de düşünülmüyor. Edilirse görüşümü refize ederim.

            Barzani'nin referandum kararına iktidarın verdiği tepkiyi anlamlı ve tutarlı bulmuyorum. Bağımsız Kürdistan'ın Türkiye’nin ve Kürtlerin lehine olduğunu düşünüyorum. Türkiye, PKK çevrelerinin referandumu reddeden ufuksuz tavrının bulunduğu kampta yer alamaz, almamalıdır.  Türkiye'nin itirazları çok keskin olmadığı da dikkat çekiyor. Kaldı ki, bir devletin sahip olduğu özelliklerin yüzde doksanına sahip olan ve dış ilişkilerinin yüzde doksanını Türkiye ile yapan bir oluşumdan söz ediyoruz. Geriye de facto olanın resmiyet kazanması kalıyor. Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürdistan devletinden Kimsenin ürkmesine gerek yok. Üstelik bu durum bölgede biriken olumsuz enerjinin de boşalmasına neden olacaktır.

            25 Eylülde çok büyük olasılıkla evet çıkacak referandumla Kürt devletinin resmen temelleri atılacak. Bu durumun Kürtler ve bölge devletleri için hayırlı olduğunu düşünenlerdenim. Zaten Barzani'nin gerçeklere dayalı siyasetiyle parası, ordusu, eğitim sistemi olan bir devlet de facto var. Referandumun kabul edilmesi sembolik olarak büyük önem taşıyor. Bu arada PKK çevrelerinin anlamsız Barzani düşmanlığı da devam ediyor. Barzani ne kadar bilge ve realistse, PKK o kadar popülist ve ütopik bir siyaset güdüyor. Barzani halkın değerlerine yaslanan bir siyaset, PKK, halkı dönüştürüp kendi ideolojisini hakim kılmaya çalışan bir atıl siyaset izliyor. Ben kurulacak Kürt devletinin Türkiye'nin de hayrına olduğunu düşünenlerdenim. Zaten şu an bile Barzani ile Türkiye arasındaki ekonomik, askeri ve siyasal ilişkiler üst düzeyde. Kürt devletinin kuruluşuna peşinen karşı çıkmak çok anlamlı gelmiyor bana.
Barzani önderliğinde kurulacak bir devletin en büyük engelleyicisi de sanıldığı gibi dışarıda aranmamalı. PKK, sürecin ertelenmesi için elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum. İnşallah bunların hiçbiri olmaz ve fiilen olan devlet resmen de kabul edilmiş olur.

            Referandum sonrası bağımsızlığını ilan edecek Kürdistan için, ikinci İsrail olacak tezinin hiçbir bilimsel ve ahlakı temeli yoktur. Bu tez Kürtleri İsrail nefretiyle özdeşleştirmeye çalışan ahlaksız bir açıklama biçimidir.

            Barzani tarafından alınan referandum kararı yeni imkanlar doğuracak bir sürecin on adımıdır. Bu durum yıllardır yurtsuz kalan iki halktan(Kürtler ve Filistinliler) birinin devlet kurması ile sonuçlanacaktır.

Kürt sorunu konusunda Türk ve Kürt milliyetçiliğin ayırımcı, ötekileştirici, dışlayıcı anlayışına teslim olmayacak; Kürtlerin Türklerin en güvenilir müttefiki olduğunun bilincinde olacak, ne adına üretilirse üretilsin teröre karşı duracak, PKK terörünün yarattığı vandalizme karşı çıkacak, PKK militanlarının Barzani'yi küçümseyen bakışlarını asla benimsemeyeceğiz.

Barzani gibi derin bir siyasal algıya sahip, bölge dengelerini çok iyi bilen, bilge ve kurt bir politikacı olarak sonuç alamayacağı bir adımı kolay kolay atmaz. Özellikle Türkiye ve dünya gerçeklerini hesaplamadan böyle bir kararı almaz. Öyle görülüyor ki,tarihsel şartların olgunlaştığını düşünüyor ki,gerçek de budur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum