1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Rant, İktidar Ve Şehit Edebiyatı
Rant, İktidar Ve Şehit Edebiyatı

Rant, İktidar Ve Şehit Edebiyatı

A+A-

İlginç aynı zamanda umut verici bir süreçten geçiyoruz...

Yüz yıllık çete devletinin ‘demokrasi, Cumhuriyet, Laiklik’ gibi kavramlarla gizlenmeye çalışılan gerçek niteliği sorgulanmaya başlandı.

 

 Aynı şekilde sistemin Kürdistan’daki ayağı da otuz yıllık bir saltanattan sonra sorgulanmaya, çatırdamaya başladı.

 

Sorgulamadaki eşzamanlılık, zaman ve uygulanma alanları farklılık gösterse de,  ikisinin de aynı anlayışla, aynı amaçla ve aynı uygulama biçimleriyle hayata geçirilmesinden kaynaklanıyor.

 

Ortak anlayışın tek kanıtı, Öcalan’ın Kemalizm savunusu değildir kuşkusuz.

 

Gerçekliğin görülmemesi için yaratılan kutsallıklar ve bu kutsallıklara atfedilen anlamların gördüğü işlev, halkı uyutmada, susturmada, pasifize etmede en önemli silahtır.

 

Halkı küçümseme, aşağılama, kendilerini halkın varlık koşulu olarak görme Kemalist elit’in en belirgin özelliğidir.

 

 En ağır koşullarda yaşayan insanlara bile ‘bizim sayemizde yaşıyorsunuz, biz olmasaydık haliniz ne olurdu’ mesajını sürekli ve sistemli bir biçimde ileten Kemalist rejim,  bir tek koşulla ve geçici süreliğine halkı insan yerine koyuyor.

 

Halk için, insan muamelesi görmenin koşulu, sistemin yarattığı kutsallıklar uğruna kendisini feda etmesidir. Halkın bir anlığına da olsa insan muamelesi gördüğü en belirgin yer cenaze törenleridir.

 

Çocuğunu kaybeden anne-babaların yaşadığı acı ne kadar büyük olursa olsun bir rütbelinin dokunuşu, teskin edici yaklaşımı ve ölenin kutsallıkları korumak adına ne kadar iyi bir şey yaptığına dair ‘Şehit-şehitlik’ sözleri ön plana çıkıyor.

 

Böyle bir ortamda bulunan Ebeveynlerin acısı dinmese de, insan yerine konmuş olmaktan kaynaklanan bir ‘var olmayı’ yaşadıkları rahatça gözlenebiliyor.

 

Kemalist rejimin kutsanmış kurumları Dehak’ı aratmayacak kadar kanla beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

 

Kemalizm’in Kürd versiyonunu ayrıca anlatmak gerekmiyor; aynı kutsama, aynı kan ihtiyacı, aynı aşağılama ve sonrasında biraz insan yerine koyma…

 

Devlete göre daha tecrübesiz (ya da pervasız) olan Kürd Kemalistler, öldürülen Kürd gençlerini önce hain ilan etmekte daha sonra ‘ölü affı’ çıkartarak onları “şehit” ilan edebilmektedir.

 

İç infazla yakınının katledildiği bilinmesine rağmen, bazı insanlar yakınlarının şehit ilan edilmesi için televizyonlarda ‘tanrıya’ yalvarabilmektedir.

 

Sadece belirsiz olaylarda değil, en somut olayda bile insanlar ölülerine sahip çıkamıyorlar ve katledenlerden hesap sormaya kalkışmıyorlar. Yaratılan ‘kutsallık’ o kadar etkili bir uyuşturucu ki, çocuk ve kardeş sevgisini bile unutturabiliyor. Bu durumu açıklamaya, toplumsal yanılsama veya akıl tutulması gibi tanımlamalar da yetersiz kalıyor. Sadece korku veya var olma isteği ile de açıklanamaz.

 

Sessiz kalanların farklı konumları sessizlik nedenlerini de çoğaltıyor;

Kimi korktuğu için konuşmuyor;

kimi toplumda saygın bir yer edinmek için.

Kimi çirkinliğe bulaştığından konuşmuyor;

Kimi de rant elde etmek için.

Hepsinin ortak yanı, ‘şehit edebiyatı’ yaparak gençlerin kanından yararlanmaktır.

Anne - babalarıın bile Dehak'laşabildiği korkunç bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin kapanacağına dair belirtiller umut vericidir; buna katkı yaptığımız oranda insanlıktan pay alabiliriz ancak.

 

 Öbür dünya olsaydı, katledilenler, kanlarıyla beslenenlerden (başta sessiz kalan yakınları olmak üzere) hesap sorardı.

 

Gerçek dünyada ise, uyuşturulamayan yeni gençler bu vahşetin takipçisi olacaklardır.

Hem ölen insanlara saygının gereği hem de bu kabustan kurtulmak için biraz cesaret biraz da insanlık gerekiyor herkese….

 

berzan boti

 

berzanboti@hotmail.com

 

nasname

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.