1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Ramazan’ın Misyonu/ Arş. Gör. Erkan BAYSAL
Ramazan’ın Misyonu/ Arş. Gör. Erkan BAYSAL

Ramazan’ın Misyonu/ Arş. Gör. Erkan BAYSAL

A+A-

 

Ramazan ve orucun önemine dair birçok ayet ve hadis vardır.  Bu ayı ayrıcaklı kılan birçok husus mevcuttur.  En önemlisi ise Kur’an’ın bu ayda nazil olmasıdır. Kur’an, dinî ve ahlâkî değerlerin kaynağı olmasından dolayı bundan daha büyük ve daha önemli bir meziyetin olmaması gerekir.

 

Ayrıca bir aylık Ramazan orucu, İslam ümmetini yeryüzündeki diğer ümmetlerden de ayırır. Müslümanlar, ilahi emir gereği bir ay boyunca en temel ihtiyaç olan imsaktan iftara kadar yeme ve içmeden imtina ediyorlar. Bu da ilahi emir ve yasakların kitlesel olarak en somut hale gelmesini ifade etmektedir.

Ramazan’ın önemi, sevabı ve dindeki yerine dair birçok husus ifade edilmektedir.  Kanaatimce bu ayda birey, toplum ve ümmet olarak yapmamız gereken en önemli husus nefis muhasebesi, eksik ve hatalarımızı tespit etmektir. Aksi takdirde daha öncekiler gibi bu Ramazan da pek bir anlam ifade etmeyecektir.  

            Her Ramazan “ihya” ve “ıslah”a gebedir. Çünkü misyonu tam olarak anlaşıldığı zaman her Ramazan, Kur’an’ın yeniden nüzulünü ifade etmektedir. Belirmek gerekir ki son birkaç asırdır İslam ümmeti açısından ciddi bir ihya ve ıslah söz konusu değildir. Yıkım, yozlaşma ve dağılma her gün biraz daha genişleyerek devam etmektedir. Ümmet her gün iç ve dış dinamiklerini kaybetmektedir.

Sahibi ve koruyucusu Allah olan İslam adına elbette ümitsiz olmamak gerekir. Yüce Yaratıcı, dinini ikame eden ve hakkıyla temsil eden yeni nesilleri yaratmaya kadirdir. Bunun en büyük şahidi İslam tarihidir. Yüce Allah, farklı zaman ve zeminlerde dinini temsil eden farklı kavimleri ön plana çıkarmıştır. Bu açıdan İslam tarihi başta Araplar, Kürtler, Farslar, Türkler ve Berberiler olmak üzere birçok kavmin farklı zamanlarda İslam bayraktarlığını yaptığı bir tarihdir.

Ancak mevcut İslam Dünyası adına iç açıcı bir durum yoktur. Çünkü bu Ramazan, çocuk, kadın ve yaşlıların İslam Dünyası’ndan kaçarak Haçlılara sığınmak için denizlerde boğulduğu,  Işid gibi akılsız hareketlerin herkesi İslam’dan nefret ettirdiği, İslam Dünyası’nın başta eğitim ve hukuk olmak üzere hayatın her alanında son sıralarda yerini aldığı, aynı coğrafya, aynı toplum ve aynı dine mensup olanlar arasında “nefret”, “ötekileştirme”, “kin”, “düşmanlık” ve “duyarsızlık”ın zirve yaptığı, kahir ekseriyetin sorumluluğunu tam olarak yerine getirmediği, Müslümanların İslam’ı doğru düzgün temsil edemediklerinden dolayı yetişen gençliğin savrularak İslam dışı ideolojilerin ağına düştüğü, nezaket ve zarafet yerine kabalığın ve hoyratlığın ivme kazandığı,  iş ve ticaret hayatında  “kandırılma” ve “soyulma” korkusunun yaşandığı, güven endekslerinde din ve dindarların son sıralarda yerlerini aldıkları, israf, lüks, şatafat, gereksiz harcamalar ve dünyevileşmenin birçok aileyi parçalama noktasına getirdiği, uyuşturucu bağımlılığı, cinsel taciz ve her türlü insanlık dışı uygulamaların normalleştiği, son olarak da yalan, iftira ve haksızlıklıkların en yaygın hale geldiği bir yıla tekabül etmektedir. İfade ettiğimiz gibi kesinlikle ümitsiz olmamak lazımdır.  Ancak mevcut durumu görmeden hiçbir ihya ve ıslah söz konusu olamaz.

Yüce Allah’tan bu mübarek ayı, asıl misyonumuza rücu etmemize, hak, hukuk, adalet, sadakat, uhuvvet, ubudiyet, ilim, irfan, hikmet, takva ve güvenin güçlenmesine, kör ideoloji, menfaat ve sapkın düşüncelerin ağından kurtulmamıza vesile kılmasını dilerim.  

Kendimizi kandırmayalım, önce Ramazan’ın misyonuna uygun bir toplum haline gelmeliyiz. Aksi takdirde başta şenlikler olmak üzere Ramazan adına yaptığımız her şey dindarlığımızı reklam,  gösteriş ve şekilselciliğin ötesine geçirmeyecektir.

Ramazanımız mübarek olsun…

 

-

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.