1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLERİ - 9
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLERİ - 9

A+A-

 

Hazreti Yusuf ve Kıssaların En Güzeli

Yusuf Suresi 111 ayettir ve 98’inde Hazreti Yusuf (as)'ın hayat hikâyesi anlatılır. Kur-an’ı Kerimde bu hikâye ‘kıssaların en güzeli’ olarak şöyle tarif buyrulur: “Biz bu Kur-an’ı sana vahyetmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen daha evvel bunları bilmiyordun.” (Yusuf, 3)

Müfessirler bu kıssanın en güzel kıssa olmasının hikmetlerini şu şekilde sıralarlar:

a)Hazreti Yusuf’un kardeşleri tarafından kendisine yapılan onca eziyetlere sabretmesi, daha sonra onlarla karşılaştığında güzel şekilde davranarak affetmesi ve; ‘Bu gün size bir ayıplama, bir kınama yoktur’ (Yusuf, 92) demesi.

b)Bu surede peygamberlerin, Salihlerin, meleklerin, cinlerin, insanların, hayvanların, hükümdarların, çeşitli hile ve tuzakların; siyasetin, adaletin, insanlar arası ilişkilerin; fıkıh, akaid, siyer, tarih, coğrafya, sosyoloji, antropoloji, nörofizyoloji, gibi hem dünya ve hem de ahrete taalluk eden pek çok alanın işlendiği çok geniş konuların ele alınması

c)Bu kıssada söz konusu olan bütün karakterlerin doğru-yanlış, haklı-haksız, iyi-kötü netice itibariyle bütün karakterlerin/herkesin hakka ittiba etmesi ve felaha ermesi,

d)Ve bu kıssada, aklıselim insanlar için benzersiz ders ve ibretlerin olması; ‘Andolsun ki, önceki peygamberlerin, özellikle Yusuf ve kardeşlerinin kıssalarında selim akıl sahiplerinin çıkaracağı nice dersler ve ibretler vardır.” (Yusuf,111)

e)Bu surede en güzel duanın bulunmasıdır; ‘Allah’ım! Müslüman olarak canımı al ve beni Salih kullarının arasına kat!’(Yusuf,101)

f)Bu sure lafız olarak kısa ve veciz olmakla beraber; anlam olarak muhtevası çok geniş olması. Enfüsi ve afakî konuların çok ince, edebi ve veciz bir şekilde sunulmasıdır.

Ve elbette ki daha nice sır ve manaları içinde barındıran bu kıssa, elbette ki güzeldir ve akıl sahipleri için nice ibretlerle doludur.

İbrahim oğlu, İshak oğlu, Yakup oğlu Yusuf, Hazreti İbrahim’in duasında ifade bulan Salih kullardandır. Hazreti Yusuf’un bir tanesi ana-baba bir, on tanesi de baba bir, ana ayrı olmak üzere on bir kardeşi vardı.

Hazreti Yusuf yaratılış olarak da, ahlak olarak da pek çok güzelliklerle donatılmış ve üstün meziyetlere sahip kılınmıştı. Babası Hazreti Yakup, O’nun bu güzelliklerinin farkındaydı ve haliyle O’nu daha fazla seviyor ve yetişmesinde ayrı bir özen gösteriyordu.

Hazreti Yusuf, daha çocuk yaşlarda iken bir rüya görür ve babasına anlatır. Şöyle ki: “Bir gün Yusuf babasına demişti ki; Babacığım, ben rüyamda on bir yıldız ile ay ve güneşi bana secde ederken gördüm!” (Yusuf, 4) Çocuk (Hazreti Yusuf) gördüğü rüyayı bütün saflığıyla babasına anlatır. Bu rüya, O’nun Rabbi tarafından seçileceğinin habercisidir. Zira bu ayrıcalığını kıskanan kardeşleri, O’nun hakkında nice planlara/oyunlara başvuracaklardır. İşte tam da bundan dolayı baba Hazreti Yakup kendisine şöyle der: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerin de (dahil hiç kimseye) anlatma! Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (Yusuf, 5)

Hazreti Yakup, hayat tecrübelerine ve Rabbinin kendisine bildirdiklerine dayanarak, kardeşlerinin Yusuf’a yapabilecekleri hile ve oyunları önceden kestirebiliyordu! Bundan dolayı rüyasını, başta kardeşleri olmak üzere hiç kimseye anlatmamasını öğütlüyordu. Zira insanoğlu, Rabbinin kendisine emrettiklerini göz ardı ettiği zaman, dünyadaki en tehlikeli varlığa dönüşebileceğine dair davranışlarını sayısızca sergilemiş bulunmaktaydı. Bu durum, Yusuf’un kardeşlerinin de her an kendisine karşı tehlikeli olabileceklerini göstermekteydi. Kur-an şöyle beyan buyurmaktadır: “(Yusuf’un kardeşleri) demişlerdi ki; ‘Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgili. Biz ise daha güçlü ve tutkun bir grubuz. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir.” (Yusuf,8) “Yusuf’u öldürün ya da bir yere atın ki babanızın yüzü/sevgisi size kalsın. Sonra yine Salih bir kavim olursunuz!” (Yusuf, 9) “İçlerinden sözü dinlenilen biri şöyle dedi: ‘Yusuf’u öldürmeyin. Bir kuyunun dibine bırakın da, oradan geçen kafilenin biri onu bulup alsın…) (Yusuf, 10)

Nefsanî heva, kin, kıskançlık, ihtiras, hadsizlik, haksızlık, zulüm ve daha nice sui amel ve düşünceler… Eğer insan Rabbine asi olursa, yapamayacağı hiçbir kötülük yok demektir! Ve kardeşleri bin bir oyun ve dil dökmelerle Yusuf’u babalarından aldılar. O’nu kuyuya attılar. İşte Hazreti Yusuf’un meşakkatli, ibretlerle dolu olan hengameli hayat hikâyesi bu şekilde başlamış olmaktadır; “Andolsun ki, Yusuf ve kardeşleri kıssasında soranlara ibret alacak dersler vardır.” (Yusuf, 7)

Malum, Yusuf kuyuya atılır, bir kervan gelip O’nu kuyuda bulur ve Mısır’a götürür. O’nu az bir karşılıkla satarlar. Yusuf artık azizin evinde bir köledir. Fakat Azizin çocuğu olmadığı için kendi çocuklarıymış gibi ilgi gösterilir. Ama Yusuf olağanüstü güzelliklere, yeteneklere ve zekâya sahiptir.

Yusuf kıssasında akıl sahipleri için gerçekten nice dersler ve ibretler vardır. Bu kıssada insanoğlunun sergilediği ve sergileyebileceği nice oyunların, ihanetlerin, küstahlıkların, kandırmaların, dolandırmaların, sapkınlıkları, aldanma ve aldatmaların; şebekelerin, çetelerin, düzenbazların ve daha nice ibretlik konu ve detayların büyük bir özenle bizlere aktarıldığı bir kıssadır. Hayatın bütün gerçekleri ve ukbaya dair kurtuluş reçeteleri büyük bir intizam ile gözler önüne serilmekte ve hassasiyet sahibi kalplere/idraklere nakşedilmektedir. Her Müslüman bu kıssadan hareketle kendi kendine şu soruları sorabilmelidir (Hazreti Yusuf misali):

1-Ben, zorluk ve sıkıntılara karşı ne kadar sabredebilmekteyim?

2-Ben, her halükarda rabbime ne kadar kulluk yapabilmekte ve şükredebilmekteyim?

3-Ben, nefsanî arzu ve isteklerime ne kadar gem vurabilmekteyim?

4-Ben, bana karşı işlenen suç ve hatalara karşı ne kadar affedici olabilmekteyim?

5-Ben, şeytani vesveselere karşı kendimi ne kadar koruya/kollayabilmekte ve korunabilmekteyim?

6-Ben, çevremdeki insanlar tarafından ne kadar güvenilmekteyim?

7-Ben, her alanda ve herkese karşı ne kadar adil şahitlik edebilmekteyim?

8-Ben, Dünya malı ve servetine karşı olan sınamalarda ne kadar başarı gösterebilmekteyim?

9-Ben, üstlendiğim görev ve sorumlulukları ne kadar bihakkın yerine getirebilmekteyim?

10-Ben, ‘iyiliği emretme, kötülüğü nehyetme’ emrini ne kadar ifa edebilmekteyim?

Elbette ki bu soruları oldukça uzatabiliriz.

Bu gün ümmet genelinde gerek fert ve gerekse toplum olarak Kur-an ve sahih sünnet ölçülerini ikinci plana atmış bulunmaktayız. Nefsimize, çıkarımıza, hoşumuza giden iş ve işlemleri, söylem ve eylemleri fütursuzca işler hale gelmişiz! Ne yazı ki gerek iptidai ve gerekse çağdaş cahiliyenin her nevisi ümmet içerisinde/hayatımızda/ilişkilerimizde boy göstermektedir.

Günümüz İslam âlemini oluşturan yönetim sistemlerinden tutun da; halkın düşünce ve ahlak yapısı, sosyal ağlar, eğitim, kültür, sanat ve edebiyata dair bütün uygulamalar, batı (batıl) menşeli olup, İslam’dan uzaklaştırma, batıla sapma mihrakları haline gelmiş bulunmaktadır!

Ey şanı yüce ve yegâne Rabbimiz! Bizlere Yusufi bir inanç, Yusufi bir irade, Yusufi bir ahlak, Yusufi bir direnç, Yusufi bir teslimiyet ve Yusufi bir sadakat ver! Yusuf’un dilinden dökülen şu kelimeleri/duaları bizlerin de dilinden dökülüp kalbimize yerleşmesini ve kalbimizden de hayatımızın pratiklerine/amellerimize şekil ve yön vermesini müyesser kıl!

Rahmet önderi Yusuf(as)’un birkaç duasıyla satırlarımızı sonlandıralım:

“Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin acıyıp koruması dışında daima kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir. (Yusuf, 53)

“Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim/yardımcım yalnızca sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni Salih kulları arasına kat.” (Yusuf, 101)

“Ey Rabbim! Zindan bana bunların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzağına düşerim ve cahillik edenlerden olurum! (Yusuf, 33)

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.