1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLERİ -7
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLERİ -7

A+A-

 

Teslimiyet Mektebi ve Hazreti İsmail

Hz. İsmail, teslimiyet öğretmenleri olan Hz. İbrahim ve Hz. Hacer'in teslimiyet mektebinde yetişmiş ve hayata hicret ile adım atmıştır. Hicret ki büyük bir teslimiyetle bütün peygamberlerin hayatında bir şekilde yer etmiştir. Her hicret aynı zamanda bir medeniyet olmuştur/doğurmuştur. Zira Rahmet önderleri Rabbinden aldıklar emir üzere hicret etmişler ve hayata dair insanlara yepyeni ufuklar açmışlar; kurtuluş yolunu göstermişlerdir. Her hicret, kulun büyük bir sa'y göstermesi ve bütün beşeri imkanlarının kullanması sonucunda, Rabbinin kuluna yepyeni imkanlar sunmasıdır. Hicret, kulun bütün imkanlarını kullandıktan sonra "tükendim" demesine; Rabbin kuluna "yettim" şeklindeki yardımıdır.

Hazreti İbrahim'in Nemrut'a ve putperest kavmine karşı imkanlarını sonuna kadar kullanması soncunda Mısır'a hicreti, Hazreti Musa'nın Firavun'a karşı bütün imkanlarını kullandıktan sonra Mısır'dan hicret etmesi; hazreti Lut'un kavmindeki kafirlerin azgınlık, ahlaksızlık ve taşkınlıklarına karşı sonuna kadar mücadele ettikten sonra bir gece vakti inananlarla beraber yurdundan çıkması, Hazret Şuayb'ın, kavmin ileri gelen azgınları tarafından tehdit edilerek bin bir entrika ile hicrete zorlanması; hicret eden rahmet önderlerinden örneklerdir.

"Rabbi, İbrahim'e; 'Teslim ol' diye buyurduğunda, İbrahim de; 'Alemlerin Rabbine teslim oldum' demişti." (Bakara, 131)

Hazreti İsmail, henüz kundakta bir bebek iken hicret ile şereflenmiştir. Evet, Hazreti İbrahim, Hazreti Hacer ve Hazreti İsmail'i Arabistan çölünün kızgın kumlarına bıraktığında, orada ne insanlar yaşardı ve ne de hayatın emareleri vardı. Kupkuru ve uçsuz bucaksız, kavurucu güneşi olan bir çöl!

Hazreti İbrahim, Rabbinden gelen emir üzerine tam bir teslimiyetle eşini ve çocuğunu bu ıssız çöle bırakıp geri dönmeye başlarken, teslimiyet abidesi Hazreti Hacer; "Ey İbrahim, bizi kime bırakıp gidiyorsun? Biz burada nasıl yaşayacağız?" demişti. Kelimelerin tükenip anlamsız kaldığı bu durumda İbrahim'in boğazı düğümlenmiş ve hiç bir şey söyleyememişti. Hazreti Hacer bir müddet sonra Hazreti İbrahim'in peşinden tekrar seslenerek; 'Yoksa bunu Rabbin mi emretti' dedi. Hazreti İbrahim ancak o zaman; 'Evet Rabbim emretti ve Sizi Allah'a bırakıyorum!' diyebilmişti. Yüreği mutmain olan Hazreti Hacer'den şöyle cevap geldi: "Eğe bizi Allah'a bırakıyorsan yürü git İbrahim! Sen bak işine! Allah sana böyle yapmanı istediyse, elbette bunda bir hikmet vardır!"

Salim bir kalp ile Rabbine teslimiyeti bu şekilde ifade buluyordu hazreti Hacer'in dilinden. Eğer Alemlerin Rabbi bir şeyi emir buyuruyor ise, mutlaka bunun bir hikmeti vardı Haceri teslimiyette. Aklımız ister alsın ister almasın; ister ersin, ister ermesin!

İsmail, İbrahim gibi bir babadan ve Hacer gibi bir anadan sadakat, hikmet ve teslimiyet dersleri ile yoğrularak yetişiyordu. Rabbine olan bu sadakat ve teslimiyeti ile Nemrutun ateşi kendisi için bir gül bahçesine dönüşmüş, yine bu sadakat ve teslimiyet ile biricik ciğerparesini ile takva abidesi gencecik eşini uçsuz bucaksız Arabistan çölünün ortasına yapayalnız bırakmış ve daha Rabbinin nice sınamalarından izzetle çıkmıştı Rabbinin Halili!

Sıra daha ağır bir sınamaya gelmişti.

Hazreti İbrahim yine Mekke'ye eşi ve oğlunu ziyarete gelmişti. Rüyasında İsmail'i kurban ettiğini görüyordu. Önce bu rüyasından şüphe etti, ama sonraki gecelerde aynı rüyayı tekrar etti. Bu rüyanın Allah'ın kendisine bir emri olduğunu artık anlamış ve inanmıştı. Çok ağır bir imtihandan geçiyordu. Rabbine hep sıdk ile bağlılığını göstermiş ve her imtihanın sonucunda Yüce Rabbi tarafından mükafatlandırılmıştı. Ama bu seferki sınama bambaşka idi. Günlerce düşündü, taşındı. Nasıl yapacaktı? Bunu biricik oğluna nasıl ifade edecekti?

Hazreti İbrahim ve oğlu ara sıra dağa çıkar, odun toplarlardı. O gün de oğluna ipi, baltayı, bıçağı alıp dağa odun toplamaya gideceklerini söyledi. İsmail hazırlıklarını yaptıktan sonra baba oğul yola çıktılar. Baba oğul yol alırken, Hazreti İbrahim'in kafası karma karışıktı. Durumu İsmail'e nasıl açıklayacaktı? Biricik ciğerparesini nasıl kurban edecekti? Durumu söylerse İsmail nasıl tepki verecekti? Nihayet bu zihni gelgitler arasında İsmail'e yaklaştı ve şöyle dedi:

"Yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum! Buna ne dersi? Bir düşün bakalım!

İsmail babasını iyi biliyor ve tanıyordu. Zira babası bir peygamberdi. O'nun rüyası Rabbin emri demekti. Kendisi de tıpkı babası gibi Rabbine sıdkile teslim olanlardandı. İsmail, hiç tereddüt etmeden babasına şu cevabı veriyordu;

"Babacığım, Rabbin sana neyi emrediyorsa onu yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!"

Teslimiyetin zirvesi! Peygamber oğlu peygamber! Rabbinin emri üzerine baba peygamber cananından, oğul peygamber (henüz peygamber olmamış ise de) canından vazgeçip, Rabbine kurban veriyorlardı! Sonra Rabbi tarafından ikisi de mükafatlandırılıyor, Kurban gerçekleşiyor ve bu sadakatin, bu teslimiyetin örnekliği kıyamete kadar gelecek olan bütün müminlere örnek kılınıyordu!

İkisinin de Rabbine sadakat ve teslimiyeti tasdik olunmuştu! İblisin vesveselerine ikisi de bütün kapıları kapatmışlardı! İkisi de Rabbinin emrini ne olursa olsun asla herhangi bir sorgulamaya tabi tutmamışlardı! Rabbinin; 'Teslim olun' emrine ikisi de 'Alemlerin Rabbine teslim olduk' demişlerdi!

Nitekim yine sadakat abidesi baba ile oğul Allah'ın evi Kabe'nin temellerini beraberce yükseltirlerken şöyle dua ediyorlardı:

"Ey Rabbimiz! Yaptığımız bu hayırlı işi bizden kabul buyur. Şüphesiz sen işitensin, bilensin.

Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan kıl. Neslimizden de sana olan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yerlerimizi göster. Tövbemizi kabul buyur. Tövbeleri kabul eden ancak sensin. Ey Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden senin ayetlerini okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz ki aziz ve hakim olan ancak sensin sen!" (Bakara, 127-129)

Bu içten yakarış ve dualar, yüce Rabbi tarafından kabul olunmuştur. Zira tabi tutuldukları sınamalardan başarı ile çıkmaları, onların büyük bir sadakat ile Rabbine teslim olduklarına işarettir. O büyük sadakat ve teslimiyetti ki; kendi neslinden de Rabbine kulluk üzere olan bir ümmet yetiştirilmiştir. O büyük sadakat ve teslimiyettir ki; kurbanları kendilerinden sonra gelen bütün müminlere, kendilerinden bir sünnet olarak kalmıştır. O büyük sadakat ve teslimiyettir ki; kıyamete kadar kendileri ehli iman tarafından muhabbet ile yad edileceklerdir.

İsmail'in, gencecik yaşında Rabbinden gelen emre şeksiz bir şekilde teslimiyeti; hiç bir çekince koymadan Rabbine kurban olmaya rıza göstermesi elbette ki taktire şayandır ve Rabbi tarafından da taktir edilerek iman edenlere misal gösterilmiştir. Bu gün dahi her Müslüman alemlerin efendisine salavat getirince İbrahim'e ve ailesine dolayısıyla İsmail'e de salavat getirmektedir.

Peygamber Efendimizden şöyle rivayet olunmuştur:

"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline; İbrahim ve O'nun aline salat ettiğin gibi salat et! Şüphe yok ki sen çokça hamd edilen ve şanı yüce olansın. Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline; İbrahim'e ve O'nun aline bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle! Şüphesiz ki sen çokça hamd edilen ve şanı yüce olansın." (Buhari, Enbiye,10)

Peygamber Efendimizin Hazreti İsmail'e ayrı bir muhabbeti vardı. Bir hadisi şeriflerinde; "Ben iki kurbanlığın oğluyum" (Hakim, ll, 604; Kastallani, l, 110) şeklinde buyurmuştur ki bu ikiden birincisi Hazreti İsmail, ikincisi ise babası Hazreti Abdullah'tır.

Bugün dünyada yaşaya her dört kişiden birinin Müslüman olmasına rağmen; Müslümanların tabiri caiz ise zillet üzere yaşamasının büyük nedenlerinden birisi de elbette ki istenen sadakat ve teslimiyetin gösterilmemesidir. Ümmet olarak Kur-ani inanç ve hayat nizamından sıyrılmamız, dünyevi meşgalelere teslim olmamız; Rahmet önderlerini örnek ve önder edinmememiz bizleri zillete duçar etmektedir.

Ümmet olarak yeniden Rahmet önderlerini gereği üzere tanımak, örnek alarak Rabbimize sadakatle teslim olmak dileklerimle. Rabbim Hazreti İsmail'in sadakat ve teslimiyetini bizlere nasib etsin. AMİN.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.