1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLERİ-5
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLERİ-5

A+A-

 

Hazreti İdris ve Alınması Gereken Dersler

“İnsanlar başlangıçta tek bir ümmet idi.” (Yunus,19) İnsanoğlu yaratılış/fiziki olarak nasıl ki bir tek menşe den yaratılmış ise, aynı şekilde inanç bakımından da bir tek menşee/kaynağa dayanmaktadır. İnanç olarak insanoğlu için nasıl ki aslolan; teklik/tevhid inancı ise, insanın hayatının teşrîi için de aynı asıl/tevhid gerçeği geçerlidir.

Tevhid inancı, tarih boyunca çeşitli nedenlerle zaman zaman insanlar eliyle tahrifata uğratılmış ve cahili/şirk inançlara dönüştürüldüğü gibi; hayatın teşrîi de tevhidden saptırılarak cahili mecralara sürüklenmiştir. Böylece gerek inanç olarak ve gerekse hayat tarzı olarak teklik yerine çokluk geçmiştir. Oysa yüce Allah(cc), şirki asla kabul buyurmaz. Çünkü nerede şirk/çokluk olursa orada bozukluk, bozgunluk alır başını gider. Bu durum, gerek düşüncede, gerek inançta, gerek amelde/teşrîde olsun hiç fark etmez. Alemlerin yegane yaratıcısı ve hakimi olan yüce Allah(cc), tevhidi, hayatın temel kaynağı olarak kabul buyurur!

İnsanoğlu ne zaman tevhidden ayrılıp şirke saplanmışsa; Yüce Rabbimiz bir elçi gönderip, insanları şirkten tevhide, felaha davet eden elçilerle beraber hayat rehberi olan kitap/vahyi de  göndermiştir. “Sizin İlâhınız tek bir İlahtır! Ondan başka İlah yoktur! O, Rahmandır Rahimdir!” (Bakara, 163)

Bütün peygamberlerin temel mesajı, insanların şirk bataklığından kurtulup; bilgi, bilinç, inanç ve amel olarak  hidayete/tevhide davet etmektir. İdris Aleyhiselam, içinde yaşadığı toplumun en büyük bilgini, en meşhur sanatkârı, en ünlü araştırmacısı, en adil insanı ve Rabbinin en sadık kulu idi. “Kitapta İdris’i de anlat. Şüphesiz ki O, özü sözü dosdoğru olan bir peygamberdi! (Meryem, 56)

İbni Esir, Hazreti İdris hakkında şunları söyler: “Teraziyi ilk kullanan, ilk defa yazı yazan, demiri ilk keşfeden, ilk kez demirden çeşitli ziraat aletleri yapan, ilk kez terzilik yapan, kendisinden önce gönderilen vahiyleri hıfzeden; tıp ve hesap ilmine, bitkilerin sırrına vakıf olan, o dönemin dillerini bilen kişi/peygamber” olarak nakleder. (İbni Esir, Kâmil, I/59)

Filolojik olarak İdris adı, hakkında her ne kadar değişik görüşler var ise de kelime Arapça olup, ders kelimesi ile ilişkilidir. Kendisi büyük bir bilgin olması hasebiyle hem çok ders almış, hem çok ders vermiş ve hem de müstesna kişiliğiyle insanlara bizzat kendisi çok büyük  bir ders olmuştur. İnsanlığın hâlâ Ondan alması gereken nice dersler vardır!

İdris(a.s), büyük bir sabır abidesiydi! Hele hele üstün ahlâkı, derin ilmî, ince feraseti, belağat ve hitabeti, samimi duruşu, zeka ve aklı vahiy ile birleşince; muhteşem bir insan olarak toplum içindeki mümtaz yerini almıştır. Davasına olan sadakati, azameti, suhuleti, şecaati ile O, bütün insanlık için nice dersler olmuştur. Elçi olarak Rabbi tarafından görevlendirildiği cahiliye ve şirk toplumu, kendisine çıkarmış olduğu onca zorluklara, sıkıntılara; kendisine atmış oldukları onca yalan ve iftiralara rağmen asla pes etmemiş, geri durmamış, hakka davetinde büyük bir azim ve sabır sergilemiştir. Rabbimiz, o aziz önderi Kur-an'da şöyle anlatır: “İsmail'i, İdris'i, Zülkifl'i de hatırla! Bunların her biri de sabredenlerdendi. Onları da rahmetimize dahil ettik. Onlar hakikaten salihlerdendi.” (Enbiya, 85-86) Evet, sabredenlerden ve salihlerden olmak! Biz burada Rabbimizin Hazreti İdris'i ders olarak bizlere beyan buyurduğu güzel hasletlerinden ikisinin üzerinde durmaya çalışacağız inşallah.

1-O, salihlerdendi!

Salih olma vasfı, dünya durdukça insanlar için olması gereken en önemli hasletlerden biridir. Toplumu oluşturan bireyler “salihler” olunca, o toplum huzur, güven üzere olur ve dosdoğru bir istikamet elde edebilir.

Salih kelimesi sözlükte; Arapça bir kelime olup salah kökünden türemiştir. İyi, doğru, faydalı, ve güzel olan; işe yarayan, her türlü bozukluk ve yanlışlıktan arınmış; barışçı, uyumlu, samimi, dost gibi manalara gelmektedir. Aynı şekilde fasid (bozuk, düzensiz) ve sû (kötü, çirkin) kelimelerin zıddı anlamındadır.

Bu gün Müslümanlar olarak bizlerin gerek fert olarak ve gerekse toplum olarak salih olmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Tarih boyunca oplumlar, her ne zaman cahiliyeye saplanınca; şirke, küfre düşünce, zulme kayınca Rabbimiz bir muslih peygamber gönderir ve o peygamber ıslah çalışmalarına girişirdi. Ama biliyoruz ki ahir zamanda muslih peygamberler gelmeyecek ve sorumluluk Müslümanların omuzlarında olacaktır.

Bu gün genel olarak baktığımızda, toplum içerisinde müslih olan pek az insan bulunmakta ve bunlar da toplum içerisinde etkisiz kalmaktadırlar. Müslümanlar, bu gün çevresine güven verememekte, çevresindeki  bozuklukları giderici müdahalelerde bulunamamakta ve güven kaybına uğramaktadırlar. Haliyle toplum bir kargaşa toplumuna evirilmekte, başıboşluk, düzensizlik, güvensizlik, huzursuzluk alıp başını  gitmektedir.

Toplumumuzda ibadet hassasiyeti olmayanları bir tarafa bırakacak olsak, ibadetlerinde hassas olduklarını iddia edenlerimiz dahi salah olmanın çok ama çok uzağında durmaktadırlar. Rabbimiz, kitabı keriminin pek çok yerinde imandan söz buyururken hemen yanında salih kavramını kullanmaktadır. Öyle ki sulh hali iman ile yan yana, baş başa zikredilmektedir.

 Allah ile olan ilişkilerimizde olduğu gibi, kul ile olan ilişkilerimizde de salah olmayı aklımızın ucundan bile geçirmemekteyiz. En azından toplumun ekseri çoğunluğu bu hal üzeredir. Rabbimiz, Ali İmran 114. Ayette salihlerin sıfatlarını izah buyururken mealen; “Allah’a ve ahiret gününe iman, iyiliği emredip kötülüğe karşı çıkma ve hayırlarda yarışma!” şeklinde beyan buyurur. Salihlerin ahiretteki arkadaşlarından bahsederken de nebiler, sıddikler ve şehidlerden bahis buyurur.

Rabbimizin bizlerden istediği salah hali eğer nefsimizde hasıl olsa; salih kul, salih eş, salih evlat, salih kardeş, salih komşu, salih arkadaş, salih toplum meydana gelir ki; böyle bir toplum oluşturmakla her şeyiyle insanlığın zirvesine çıkılmış olunur. Yeryüzü adeta selam yurduna döner. Zulmün, küfrün, şirkin, isyanın, tuğyanın olmadığı, haksızlıkların işlenmediği, huzur, güven ve sükûnun hakim olduğu, sevgi ve muhabbetin hayat bulduğu bir toplum inşa edilmiş olunur. Zira İslam’ın ön gördüğü tolum, böylesine salah bir toplumdur. Örnekliği asrı saadette yaşanmıştır. İlk Müslüman neslini de bizler, “selefi salihin” olarak anmaktayız.

2- O sabredenlerdendi.

Hazreti İdris aleyhiselamın zikredilen ikinci vasfı ise sabredici olmasıdır. Sabır her Müslümanın kuşanması gereken en önemli silahıdır. Sabır, insanı darı selamete götürür. Sabır hakka tabi olmakta ve batıla karşı direnmekte direnç göstermektir. Sabır, asla pes etmek, vazgeçmek, sinik ve silik bir profil çizmek değildir. Sabır diriliktir, dinçliktir, bilinçtir, bükülmeden, bozulmadan dik bir duruştur.

Sabır, Kur-an’da geçen ve iman ile yan yana kullanılan en önemli kavramlardan biridir ve bütün Peygamberlerin en bariz sıfatlarındandır. İman etmek, salih olmak ve sabırlı olmak her Müslümanın en hassas olması ve üzerinde taşıması gereken hasletlerdendir. Sabırsızlık, çoğu zaman insanı madden de manen de felaketlere duçar kılar. Peygamberlerin olsun, tarihte örnek şahsiyetlerin olsun hayatlarına baktığımızda, ne kadar sabırlı olduklarını imrenerek öğrenmekteyiz.

Günümüz Müslümanları olarak hakiki manada sabır sıfatına çok ama çok ihtiyacımız vardır. En başta aile etrafımıza karşı sabrı kuşanmalıyız. Zira günümüzde aile yapısı çok büyük saldırılara maruz kalmaktadır. Haliyle aile bağlarını güçlü tutmak, aile içi sorunları en aza indirmek, aile efradımızı çağdaş saldırılardan etkilenmesini minimize etmek, sabırlı olmamızı önemli kılmaktadır. Aile efradımıza karşı sabırlı olmak ve bu konuda onlara sabırda örneklik teşkil etmeliyiz.

Arkadaş çevremizde, iş arkadaşlarımızda, üstlendiğimiz sorumluluklarımızda, insanlar ile olan diyaloglarımızda, çarşıda, pazarda, yolda, arabada, işyerinde, sevinçte, üzüntüde, darlıkta, bollukta... Evet, her hal ve şartta sabır en büyük azığımız olmalıdır.

Günümüzde de Müslümanlar olarak Hazreti İdris'ten gereken dersleri almak, Rabbimizin buyurduğu hal üzere salih ve sabır sıfatlarını kuşanmak dualarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.