1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLERİ-2 HAZRETİ NUH VE KURTULUŞ GEMİSİ
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLERİ-2 HAZRETİ NUH VE KURTULUŞ GEMİSİ

A+A-

 

“Andolsun Biz Nuh'u da (Elçi olarak) kendi kavmine gönderdik. Dedi ki; ‘Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin Ondan başka ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım!” ( Araf, 59))

Hazreti Nuh, insanoğlunun ikinci atası olarak bilinir. Aynı zamanda kavmini asırlarca putçuluktan, şirkten sakınmaya, sadece Allah'a kulluk etmeye çağırmıştır! Ne yazık ki kavmi büyük bir inat göstermiş, bütün uyarılara kulak tıkamış ve koyu bir cahiliye örneği sergilemiştir. Yüce Allah’ın kendilerine vermiş olduğu onca nimetleri tepen, kulluk konusunda son derece bağnaz davranan ve kutlu elçiye hakaretlerde bulunan, O’nunla alay eden bu azgın kavim, elbette ki ıslah olma yollarının tümünü kapamıştı. Ve sonunda kendilerine helak olma durumuyla karşılaşmaktan başka bir seçenek bırakmamıştı.

Elbette Nuh Peygamberden, O’nun sunmuş olduğu mesajdan ve azgın kavminin sergilemiş olduğu tutum ve davranışlardan alınacak büyük ibretler vardır. Hazreti Nuh (as)’ın Kurtuluş gemisine; elbette ki Allah(cc)’ın hükmüne baş kaldıranlar, her türlü cahiliye hayatı sergileyip kutlu daveti reddedenler binemeyeceklerdi. Onlara o kutlu mekan, azgınlık ve taşkınlıkları nedeniyle nasip olmayacaktı. Hem de kendi süfli tercih, arzu ve istekleri doğrultusunda mutlak bir helâke sürükleneceklerdi.

Unutmamak gerekir ki Sünnetullah, bütün zaman ve mekânlara şamildir. Hazreti Nuh döneminde geçerli olan Sunnetullah, aynen 21. Asırda da mutlak manada geçerlidir. Ve elbette ki Allah(cc)’ın hükümlerine rıza gösterip teslim olan müminler ile bu hükümlere asi olup şirk bataklığına saplanan bedbahtlar aynı akıbete uğramayacaklardır.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara Resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi. Ama onlar, kendi nefislerine zulmediyorlardı!” (Tevbe, 70)

Ad, Semud ve İbrahim kavimleri, Medyen ahalisi tam anlamıyla ibretlik vesikalar olarak insanlık tarihinde durmaktadır! Bunlardan ibret almayanların, ders çıkarmayanların aynı akıbete uğramaktan kendilerini alıkoymaları mümkün değildir ve haliyle (kendi dönemindeki kurtuluş gemisine binmeleri) hidayete ermeleri gayri kabildir!

“O; ‘dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin’ diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi; İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi, sizin için de bir şerait kıldı. Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi...” (Şura, 13)

Allah(cc)’tan gelen vasiyet, elbette ki müminler için mutlak manada birer emirdir. Bu emirler, Allah(cc)’’ın insanlar için hayat nizamı olarak bildirdiği ve kutlu elçileri aracılığıyla insanlara tecrübe ettirildiği muazzez şeriatın icra edilmesidir. Ki bu şeriat üzere insanlar, kendi aralarındaki her türlü uygulamalarda adaleti ayakta tutup kaim kılsınlar. Bu şeriatın ihmali veya ihlali, KURTULUŞ gemisi ashabından olmayı elbette mümkün kılmayacaktır. Zira bu kural sünnetullahın mutlak gerekliliğidir

Teknolojinin baş döndürdüğü, insanoğlunun dünya ile yetinmeyip diğer gezegenleri istila etmeye kalkıştığı, insanlık onur, şeref ve haysiyetinin özellikle dünya istikbarı tarafından ayaklar altına alındığı günümüz insanı da elbette ki Sünnetullahın icaplarından hesaba çekilecektir. Ve çağımız insanı da bu sorumluluğu ifa edip etmemesi durumuna göre uygun bir akıbete uğrayacaktır. Dolayısıyla günümüzdeki müminler; aynen tarihte Kur-an'ın verdiği ibretlik yaşanmışlıkları kat’i bir yol gösterici olarak almaları gerekmektedir! Tıpkı kendi dönemlerinden önce hakk üzere yaşayan, hakka teslim olan ve sonra da hakka davet eden kutlu elçiler misali!

“Nuh; ‘Ey Rabbim! Gerçekten onlar bana isyan ettiler! Mal ve çocukları kendilerine ziyandan başka bir şey artırmayan kimselere uydular! Büyük büyük hileler/düzenler kurdular! Ve (kavminin ileri gelen müstekbirleri, avama) dediler ki; kendi ilâhlarınızı bırakmayın! Bırakmayın ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğüs'ü, ne Yeük'ü ve ne de Nesr’i!” ( Nuh, 21-24)

Kibir bataklığına batanları, dünyalık çıkar ve menfaatlerini ilahlaştıranları, kötülüğün her türlüsünü içlerine derc edenleri, zayıf bırakılan insanları kendilerine itaate icbar edenleri, isyan ve tuğyanda sınır tanımayanları Rabbimiz bizlere açıkça bildirmektedir!

Hazreti Nuh, asırlarca hakkı tebliğ etmesine rağmen, o köle ruhlu toplum, putlarını bırakıp hakka yönelmedi. Bâtılda ısrar ederek hakka kulaklarını tıkladı. Putların, her konuda kendilerine yardımcı olup Allah(cc)’a yaklaştırdıklarını vehmediyorlardı!

Putperestlik, tarih boyunca insanları cehalet karanlığına maruz bırakmıştır. Ne yazık ki günümüz insanlarının da düzinelerce putları bulunmaktadır. Nefis, makam, şehvet, şöhret, asabiyet, lider, başkan, seyda, şeyh, kutup, ğavs, parti, dernek, vakıf, cemaat, kulüp vs. vs. İstemediğin çeşnilikte ve bollukta putlar revaçtadır günümüzde maalesef!

Elbette ki cemaat, dernek, vakıf, parti, makam, mevki, lider vs. lazım gelir. Ama bütün bunların yapılanması ve insanlar arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Rabbani ölçülerin temel alınması şartıyla. Bunların hiçbirisi, Rabbimizin birleştirdiklerini ayrıştırmaya; Rabbimizin yaklaştırdığını uzaklaştırmaya, Rabbimizin yaptırdığını yıkmaya, Rabbimizin olumladığını olumsuzlamaya ve Rabbimizin emrettiğini nehyetmeye matuf olmamalıdır. Hiç bir gücü, mevkii, makamı, iradeyi, ölçüyü kul ile Rabbi arasına koymamalıdır!

O halde Kur-an'a iman edenlerin, Kur-an ölçülerini bilâ istisna kabullenmeleri ve gönül ferahlığıyla bu ölçülere teslim olmaları gerekir. Yine Kur-an ölçülerine hiç bir harici ölçüyü karıştırmadan, hiç bir heterojenliğe baş vurmadan zami derecede hayat pratiklerinde göstermeleri gerekir! Unutulmamalıdır ki Kur-an ölçüleri, hiç bir karışımı kabul etmez! Aksi halde Kur-an aradan çıkar ve kişi/toplum o cahiliyye ölçüleriyle baş başa kalır!

İnsanlık tarihi boyunca her dönemin kendine göre azgınlık ve taşkınlıkları olmuştur. Her Peygamber, kendi dönemindeki azgınlık ve taşkınlıklarıyla mücadele etmiştir. Günümüz azgınlık ve taşkınlıkları da elbette ki günümüze ait bazı özellikler taşımakla beraber, tarih boyunca sergilenmiş olan azgınlık ve taşkınlıkların toplamını içerdiğini söyleyebiliriz. Belki de bundan dolayısındır ki Rabbimiz, inananlar için hayat düsturu olarak indirdiği aziz kitabında pek çok Peygamberin mücadelesinden, onların davet ve tebliğ metot ve yöntemlerinden, onların sabır, dirayet, metanet ve merhametinden örnekler vermektedir! Çünkü bütün Peygamberlerin karşılaştıkları zorluklar, zorbalıklar, hinlikler, oyun ve oyunbazlıkların toplamı günümüzde de yaşanabilmektedir. Lut kavminin sapkınlıklarından, Ad kavminin azgınlıklarına kadar; Nuh ve İbrahim dönemlerindeki putperestliklerden, Musa dönemindeki istikbara kadar; Yakup dönemindeki hilekârlardan, Yusuf dönemindeki oyunbazlıklara kadar her nevisinden şirk, küfür, cahiliye, azgınlık ve taşkınlıklar günümüzde de yaşanmaktadır!

Ey keremi ve merhameti sonsuz, güç ve kudreti sınırsız olan yüce Rabbim! Her dönemdeki cahiliyye, şirk, taşkınlık ve azgınlıklara karşı kendilerine yol gösterdiğin aziz önderlerimiz gibi bizlere de kutlu bir çıkış yolu göster! Bizleri her türlü dahili/deruni ve harici/zahiri sapkınlık ve taşkınlıklardan beri eyle!

Ey alemlerin yegane Rabbi! Bizleri, Aziz kitabını kendimize yegane ölçü, kutlu elçini de yegane önder ve örnek olarak almayı müyesser eyle! Bizleri, kurtuluş gemisinde yer alanlardan eyle! Her şeyin eşsiz Rabbi, Maliki, İlahı, Mabudu Sensin, Sen!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.