1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLERİ-11
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLERİ-11

A+A-

 

Hazreti Davud ve Sapan Taşı

“İsrailoğullarından inkâr edenlere Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir!” (Maide, 78)

İnsanlık tarihi boyunca en çok Peygamber gönderilen kavim İsrailoğullarıdır. En çok azgınlık ve taşkınlık yapan, kendilerini hidayete çağıran peygamberlere ihanet ve isyan eden ve hatta aziz peygamberlerden kimisini şehid eden kavim de yine onlardır.

İsrailoğullarına gönderilen Peygamberlerden biri de Hazreti Davud’tur. Onları, Rabbinin izniyle Calut’un zulüm ve tasallutundan kurtaran, onları esaretten özgürlüğe kavuşturan, onları bağımsız ve özgür bir devlet sahibi kılan Hazreti Davud olmuştur.

İsarailoğullarının komşu halklarından/kavimlerinden birinin kralı olan Calut, İsrailoğulları da dâhil çevre kavimlere olur olmaz saldırılar yapar, onların mal varlıklarına el koyar, onları kendi esaretine alır ve keyfi uygulamalarla her türlü zulüm ve haksızlıkları işlerdi. Calut’un İsrailoğullarına karşı açtığı savaşta, Hazreti Davud’un Calut’u bir sapan taşı ile öldürmesi, Ahdi Atik’te uzun uzadıya anlatılmaktadır. Çok kısaca aktaralım:

“Calut, İsrailoğullarına karşı savaş ilan etmiş, Calut’un ordusu ile Talut(İsrailoğulları/Saul)’un ordusu karşı karşıya gelmişti. Calut, meydan okuyordu ama hiç kimse karşısına çıkmaya cesaret edemiyordu. Bunun üzerine Talut, Peygamber Samuel’e başvurarak, Allah’a dua ederek kendilerine yardım dilemesini istedi. Peygamber Samuel, ettiği dua sonrasında Allah’ın, Calutu öldürecek olan kişinin, İşe’nin oğlu olduğunu ve O’nun İsrailoğullarına kral olacağını kendisine bildirir.

Samuel, İşe’ye gidip çocuklarını sorar. İşe, on iki oğlunu da Samuel’e gösterir ama Samuel, bunların arasında Calutu öldürecek kişinin olmadığını görür. Samuel, İşe’ye başka oğlunun olup olmadığını sorar. İşe, Davud adında, çok kısa boylu ve cılız bir oğlunun daha olduğunu, ama O’nun koyunlara çobanlık yaptığını söyler. Samuel, Davud’u aramaya koyulur. Davud’u, otlattığı koyunları ikişer ikişer omzuna alarak nehrin karşı tarafına çıkardığını görünce; işte aradığım yiğit budur der. Hemen Davud’un yanına uğrayarak O’nu savaşa çağırır.

Savaş meydanına giden Davud, önce silahlarını kuşanır ama sonra vazgeçip silah kuşanmadan, yalınız sapanıyla kibir abidesi Calut’un karşısına çıkar. Dev cüssesi ve savaştaki üstün beceri ve yetenekleriyle karşısında Davud’u silahsız olarak gören Calut, Davud’un bu halini kendisine hakaret olarak görür ve adeta Davud ile alay edercesine saldırıya geçer. Davut onu sapan taşıyla alnından vurarak öldürür. Ve o günden sonra İsrailoğulları içinde ünlenir.” (Taberi, l. 472)

Kısaca aktardığımız bu olay, uzun uzadıya Ahdi Atik’te geçen belki de işin hikâye tarafıdır. Ama ayette de bu olay anlatılmaktadır: “Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana(savaşa) çıktıklarında dediler ki; (korkuya kapılarak) ‘Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Rabbimiz! Adımlarımızı sabit kıl (kaydırma)! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! Böylece onları, Allah’ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut’u öldürdü. Allah da O’na mülk ve hikmet verdi. O’na dilediğinden öğretti. Eğer Allah’ın, İnsanların bir kısmı ile bir kısmını def’ etmeseydi, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.” (Bakara, 250-251)

Bu ayeti kerimelerde, Davud’un Calut’u öldürmesinden sonra kendisine hem mülk (krallık) ve hem de hikmet (peygamberlik) verildiğini beyan buyurmaktadır. Ve böylece İsrailoğulları tarihinde bir ilk gerçekleşmiş olmaktadır. Kur-an ve hadislerde Hazreti Davud’un bazı özellikleri şöyle beyan buyrulmaktadır;

A) İsrailoğulları tarihinde ilk kez hükümranlık ve peygamberlik bir kişide toplanmıştır. (Sad, 20)

B) Hazreti Davud, istediği şekli vermek suretiyle demirden zırh yapılmıştır. (Enbiya,80)

C) Hazreti Davut tebdili, kıyafetle halkın arasına katılarak sorunlarını bizzat görmüş ve adil bir şekilde hal yoluna gitmiştir. (TDV, İslam A. 9. cilt. s. 22))

D) Hazreti Davud, her türlü masraf ve geçimini kişisel kazancıyla sağlamıştır. (Buhari, Büyü, 15)

E) Hazreti Davud, çok gür ve güzel sesli olup; dağlar, kuşlar ve çeşitli canlılar, O’nu (Zebur’u okurken) dinlemeye ve O’nunla beraber Rabbini zikretmeye gelmişlerdir.

“…Davud ile birlikte (Rabbini) tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) yapan biz idik.” (Enbiya, 79)

F) Hazreti Davud’a güzel ses ve güçlü bir hitabet/ikna kabiliyeti verilmiştir. (Sad,20)

Hazreti Davud, vaktini dört kısma ayırırdı

1.Kısmında ibadetleriyle meşgul olurdu. İbadetlerine çok düşkündü.

2.Kısmında kamu idaresiyle uğraşırdı. Kamudaki hukuki ihtilafları çözmeye ayırırdı.

3.Kısmında irşad vazifesini ifa ederdi. Halka va’zu nasihatlerde bulunurdu.

4.Kısmında şahsi/aile ihtiyaçlarını gidermeyle uğraşır, mesleğini icra ederdi. (O. Nuri TOPBAŞ)

Peygamber Efendimizden şöyle rivayet edilmiştir: “İnsanın yediğinin en güzeli kendi eliyle kazandığıdır. Allah’ın Nebisi Davud, elinin emeğinden başkasını yemezdi.” (Buhari, Büyü, 15)

İnsanoğlu, tarih boyunca Rabbinin ihtarlarını unuttuğu zaman, kendi nefsinin esiri olmuş ve nice zulüm ve şarlatanlıklar işlemiştir. Bunu, en çok da İsrailoğullarının tarihinde görmekteyiz. Nice Peygamberleri katleden İsrailoğulları, Hazreti Davud’a da isyan etmiş, ihanette bulunmuşlardır.

Hazreti Davud, Rabbinin lütuf ve keremiyle onları boyunduruktan kurtarmış ve Calut’u bir sapan taşıyla öldürmüş; onları adil, müşfik ve zahid bir kral olarak kırk yıl yönetmiştir. Ama onlar, birçok hinliklere başvurup, birçok entrikalar çevirmişlerdir.

Nice enbiyaya karşı uyguladıkları hile ve entrikaları, bu gün de mazlum Filistin halkına karşı uyguluyorlar. Filistinli çocuklar/gençler de, tıpkı Hazreti Davud misali sapan taşı ile onlara karşı asil bir mücadele vermektedirler.

Şu gerçek asla unutulmamalıdır ki; tarih boyunca nerede ve kimler tarafından uygulanmış olursa olsun; zulüm asla payidar kalmamıştır ve bu gün de kalmayacaktır. Nerede olursal olsun, şimdiye dek mustaz’aflar/mazlumlar er veya geç zulmü devirmiş ve yine devireceklerdir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki Biz, bu Zikir(Tevrat)den sonra Zebur’da da; ‘Yeryüzüne ancak Salih kullarım varis olacaktır!’ diye yazdık. Şüphesiz bu Kur-an’da Allah’a kulluk etmek isteyen kimseler için yeterli bilgi ve öğüt vardır.” (Enbiya 105-106)

Müslümanlar, bu Kur-ani bilgi ve öğüdü mutlaka dikkate almalıdır. İman ettiklerini, Enbiyanın yolunda olduklarını iddia edenler, her hal ve durumda bu bilgi ve öğüt çerçevesinde hayatlarına yön ve şekil vermelidir. İsrailoğullarının sapkınlıklarından ibret ve öğüt almalıdır. Aksi Halde onlar da Calut misali alınlarından sapan taşıyla vurulmaktan kurtulamayacaklardır. Müslümanlar, her türlü iptidai ve çağdaş cahili fikir, düşünce, ideal, felsefe, ideoloji ve siyasi/politik saplantılara kapılmadan; Davud misali, cehalete ve Calut(lar)a karşı asilce mücadele başlatmalıdırlar.

“İsrailoğullarından inkâr edenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, onların isyan etmeleri nedeniyledir.” (Maide, 78) Evet, bu uyarı en çok biz Müslümanlaradır. Zira Davud(as) ve İsa(as) dönemi çoktandır mazi olmuştur. Ama şu anda bizler hayat sürdürmekteyiz. Şayet bu gün bizler inkâr ve isyan durumuna düşersek /düşenlere aynı lanet yönelecektir.

Allah(cc)’ın Salih kulları elbette ki her türlü isyan ve inkârdan uzak duranlardır. Ancak zulmün her türlüsüne Rabbinin emri uyarınca karşı koyanlar, Rabbine sıdk ile teslim olanlar, yeryüzüne varis olma hakkına sahip olacaklardır: “Andolsun ki Biz, Zikir(Tevrat)den sonra Zebur’da da; ‘Yeryüzüne ancak Salih kullarım varis olacaktır!’ diye yazdık…” (Enbiya, 105)

Rabbimin beyan buyurduğu Salihler zümresinden olabilmek dualarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.