1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. RAHMET ÖNDERLER-8
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

RAHMET ÖNDERLER-8

A+A-

 

Sabrın Timsali Hazreti Eyyub (as):

“(Ey Habibim!) Eyyub’u da an! Hani O; ‘Başıma (büyük) bir dert geldi. Ama (şüphesiz ki) sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye niyaz etmişti.” (Enbiya, 83)

Rabbimiz bize sabrın, azmin, sadakatin, vefanın ve teslimiyetin timsali olarak Rahmet önderlerinden Hz. Eyyub’u örnek vermektedir. Kendisine evvela dünyalık servet, şöhret, oğullar, liderlik ve itibar türünden nice nimetleri ihsan buyurmuştu. Uzun yıllar bolluk ve refah içinde, güç-kuvvet sahibi, çevresindekiler tarafından imrenilen, gıpta ile bakılan birisi olarak hayat sürdürmüştü.

Hz. Eyyub da her insan gibi bir imtihan için bu dünyaya gelmişti. O’nun imtihanı da pek çok Rahmet önderininki gibi her babayiğidin dayanamayacağı, tahammül sınırlarını geride bırakacağı zorluklar ve sıkıntılarla bezenmişti. Ama O mümtaz önder, Rabbine olan sadıkane bağlılığı, sarsılmaz inancı ve Rabbinin kendisine olan ihsanı ile bütün sıkıntıları atlatabilecek bir direnç, bir güç, bir sabır sergilemişti. Üstün bir dirayetle sınavını başarıyla vermişti.

Kendisine hizmette bir vefa abidesi olan eşi şöyle demişti: “Sen bir peygambersin. Allah’tan sıhhat ve afiyet istesen de bari bu dertleri senden alsa!”

Hz. Eyyub şöyle cevap vermişti

- “Sıhhat ve afiyette geçen günlerimiz ne kadardı?” Eşi cevaben;

- “Seksen yıl idi!” diye cevap verince Hz. Eyyub;

-“Ey karıcığım Rahime! Bana gelen bu sıkıntının süresi, bana verilen sıhhat ve afiyet süresi kadar olmadan Rabbimden şikâyette bulunmaktan büyük bir hayâ duyarım. O, bana onca nimetler verirken razı olayım da, bana sıkıntı verirken sabretmeyeyim mi?”

İşte Rahmet önderlerinin sadakat ve teslimiyeti! İşte Rahmet önderlerinin feraset, sabır ve direnci! İşte kul olmanın kemal noktası! İşte insana; hakk üzere olmsı için Yüce Rabbimizin gösterdiği örnek hayat, örnek sadakat, örnek sabır ve direnç önderi!

Âlemlerin Rabbi bu ayetle Hz. Eyyub’un sabrını, sevgili Peygamberimizin kalbine nakşetmekteydi! Çünkü kendisi de bir peygamberdi ve O’nun da başına büyük musibetler gelecekti/gelmekteydi. O’nun da yükü ağır, meşakkati çok, sorumluluğu büyüktü/büyük olacaktı! O da nice zulümlere, hakaretlere, aldatmalara, kınamalara, sürgünlere ve katledilme plan ve desiselerine maruz kalacaktı! O da, kendi döneminin yerel-küresel istikbarın taarruzlarına, süfli propagandalarına, boykotlarına maruz kalacak, bu ve benzeri nice zorluklarla imtihana tabi tutulacaktı. İşte bunu için dirençli, sabırlı, azimli olmalıydı. Rabbi, bunun için Göndermiş olduğu hayat kitabında kardeşleri olan peygamberlerden hayat öykülerini anlatıyor ve ders çıkarmasını, ibret almasını sağlıyordu!

Bu kıssalarda Rabbimiz, Peygamber Efendimize hayatın yol haritasını çizmekteydi. Kendisini nasıl bir sorumluluk beklediğine, karşılaşabileceği sıkıntılara, ifa etmesi gereken görevlere ilişkin güçlü mesajlar vardı. Ve elbette ki bu mesajlar, kıyamete kadar iman eden her bir mümin için de geçerliydi. Sınanmanın gereği olarak sadece “iman ettim” demekle iman edilmiş olunamayacağını, aksi halde bu iddianın bir aldatma ve aldanmadan ibaret olacağını bildirmekteydi.

Aslında iman, Rabbine her hal ve şartta teslimiyet göstermesinin zorunluluğunu bildirir. İman, her türlü cahili odaklara, şerlere, iblisvari vesveselere, kandırmalara, ayak ve tuzakların hile ve oyunlarına karşı kıyam halinde olmayı gerektirir. Haliyle Rabbe iman; İlahi ölçüleri bilinçli bir şekilde her türlü dünyalık fikir ve düşüncelerin, her türlü mevki ve makamların, her türlü çıkar ve faydaların fevkinde tutmasını; hiçbir endişe, çekince ve engele kapılmadan Rabbani ölçülere teslimiyeti zorunlu kılar. O halde Rabbimizin bizlere bildirdiği müminlerin özelliklerinden birkaç tanesini zikredecek olursak:

1-Sadece Allah’a kulluk eder ve sadece O’ndan yardım dilerler. (Fatiha, 5)

2-Allah’ın yasakladığı sınırlara son derece hassasiyet gösterirler. (Zümer, 23)

3-Hayatlarını tümüyle Rabbinin ölçülerine göre düzenlerler. (A’raf, 170)

4-Sadece Allah’ı ve müminler dost ve sırdaş edinirler. (Mücadele, 22)

5-Hakkı söylemekten asla çekinmezler. Bu uğurda hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. (Maide,54)

6-Öfkelerine kapılmayıp, hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. (Ali İmran, 134)

7-Gücü yettiğince haksızlık, zorbalık ve zulümlere karşı çıkarlar/engel olurlar.(Haşr, 6)

8-.Müminler, kendi aralarında merhametli, kâfirlere (zulme) karşı şiddetlidirler. (Fetih, 29)

9-Zenginlik, mevki ve makamdan etkilenmezler. (Rabbine sadakatini sürdürürler) (Nahl, 123)

10-Vakurdurlar ve iffetlerini titizlikle korurlar. (Mümtehine, 10)

11-Ve her hal-u karda adaleti titizlikle korurlar/ayakta tutarlar. (Nisa, 135)

Elbette ki Kur-an, müminler hakkında daha pek çok güzel hasletlerden bahis buyurur. Bu kadarıyla maksat hâsıl olmuş olarak kabul ediyorum.

Müminler, gerek bol zamanında ve gerekse dar zamanında; gerek esenlikte ve gerekse sıkıntı hallerinde Rabbine yönelmeyi bilmelidir. Aynen bizlere örnek olarak sunulan Eyyub misali!

“Gerçekten biz onu (Eyyub’u) sabredici bulduk! O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.”(Sad, 44) Zira O, onca dert ve ıstıraplara karşın şöyle diyordu: “(… ‘Başıma (büyük) bir dert geldi. Ama (şüphesiz ki) sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye niyaz etmişti.” (Enbiya, 83)

Ey şanı yüce, eşi ve benzeri olmayan Rabbim! Biz de bu gün aynı cümleyi tekrar söylüyoruz! Bu gün de gerçekten bizlere büyük dertler isabet etmiştir. Ahlaksızlık derdi, iffetsizlik derdi, hayâsızlık derdi, doyumsuzluk derdi, uyuşukluk derdi, bilinçsizlik derdi, şuursuzluk derdi, umursuzluk derdi, bencillik derdi, kıskançlık derdi, kaypaklık derdi, sinmişlik derdi, fitnecilik derdi, tarafgirlik derdi… Daha nice dertler.

Toplum olarak, insanlık olarak öyle bir hale düşmüşüz ki, bunca dertlerin farkında bile olamıyoruz! Zihin dünyamız, inanç dünyamız, düşünce dünyamız öylesine dumura uğramış ki, fıtratımızı unutmuşuz! Asli olan sorumluluklarımızı umursamaz ve nice hadsizlikleri, taşkınlıkları fütursuzca işler hale gelmişiz! Ey Yüce Rabbim! Senin tarif buyurduğun müminlik sıfatlarını ellerimizin tersiyle iter; menettiklerini de çekinmeden işler hale gelmişiz!

Ya Rabb! Yalnız sana kulluk ettiğimizi söylüyoruz ama farkında olmadan; başta nefis olmak üzere nice kişilere, odaklara, makamlara, mevkilere, şan ve şöhretlere, dünyevi aldanma ve aldatmalara kullukta bulunuyoruz! Kimimiz (hâşâ) seni alarak yerlere indiriyor ve kimimiz de kullarından biri(leri)ni alarak göklerde gezdirip senin yanına oturtuyor; insanüstü vasıflara büründürüyor ve nice keşmekeşlikler sergiliyoruz!

“İnsanların hesap verme vakti iyice yaklaştı! Fakat onlar hala koyu bir gaflet ve umursamazlık içinde gerçeklerden inatla yüz çeviriyorlar!” (Enbiye, 1)

Ey merhameti ve keremi sonsuz olan Allah’ım! Bizlere de tıpkı Eyyub’un sabrını, direncini, direnişini, bilenişini, azmini, tevekkülünü ve teslimiyetini ver! Bizlere; O’nun, imtihanın künhüne vakıf oluşunu ver! O’nun kendisini Hakk’a adayış, tevekkül ve şuurunu ver! Bu gün de ümmet olarak O’nun gibi olmaya çok ama çok ihtiyacımız vardır. Ey şanı yüce Rabbim! Her şeyin yegâne hâkimi sensin. ÂMİN

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.