1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Postmodern harici öfke
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Postmodern harici öfke

A+A-

El Kaide olarak şöhret bulan hareketin bugün birden fazla örgüt ismiyle anılıyor olması şaşırtıcı gelebilir. Mesela IŞİD de, En-Nusra da en azından ilk ortaya çıkışları, deklare ettikleri mensubiyetleri El-Kaide ile bağlantılı. Ayrılmaları veya çatışmaları ortak aidiyetlerine halel getirmez.

Doktrine göre her şeyi organik olarak kontrol edip determine eden bir örgüte gerek yok. Merkezî bütün örgütler ulusal ve uluslararası istihbarat örgütleri tarafından bir şekilde kontrol edilmektedirler. Yemekten sonra artıkları temizlemeden kalkıp gittiğinizi düşünün, kısa bir süre sonra orada karıncalar türeyecek. İslam dünyasının nereesinde sorun zuhur ederse orada anında merkeze sormadan direniş başlayacak. Karıncalar birbirine benzer, bütün oluşumlar aynıdır ve ortak bir hedefe yönelecektir.El-Kaide’yi tasarlayan bir üst akıl var. Amerikan istihbarat kuruluşları uzun zaman El-Kaide’nin kurucu doktrinini analiz ettikten sonra belli başlı teorisyenlerini ve komutanlarını tek tek öldürmeye karar verdiler. Doktrin postmodern zamanlara uygun: Örgütsüz organizasyon!

11 Eylül İkiz Kuleler eylemleri dolayısıyla Bin Ladin, 1918’den beri Müslümanların bağımsızlıklarını kaybettiklerini, Arap topraklarının işgal altında olduklarını ve bu dünyanın sürekli Batı tarafından aşağılandığını söylüyordu. Ladin şunu diyordu: “Yabancı askerler topraklarımızı terk edip bağımsızlık elde edilinceye, İslami hükümler yürürlüğe girinceye kadar direniş sürecektir.”

İslam tarihinin dört ana siyasi akımından biri Mürcie, teb’anın sultana Allah’ın iradesi ve emrinin gereği olarak itaati öngörür; Şia, beklenen Mehdi gelinceye kadar kendi içine kapanıp iç direnci-sabrı ve takiyyeyi tavsiye eder; Ehl-i Sünnet, zorba bir yönetimi kesin devirecek güce ulaşıncaya kadar temkini ve bu arada zalim de olsa sultana itaati emreder. Haricilik ise her ne olursa olsun silahlı ayaklanma ve direnişi yegane geçerli yol sayar. Her dört akım da değişik form ve kılıklarda modern zamanlarda varlıklarını sürdürmektedirler. Mürcie popüler kültürde devam ediyor; Şiilik, İmam Humeyni’nin Velayet-i Fakih içtihadıyla kendini restore etti; Sünnilik tarihsel hilafet-saltanat rejimleriyle demokrasi arasında gidip geliyor; Haricilik bir başkaldırı ve şiddet ideolojisi olarak radikal örgütlere ruh veriyor.

El-Kaide’nin örgütsel yapısı ve doktrini Hariciliğe, fikriyatı Selefiliğe ve Vehhabiliğe dayanır. Burada Selefiliği “itikadi ve epistemolojik Selefilik” ile “Harici politik Selefilik” olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. İslam’ın tarihsel tortulardan, bid’at ve hurafelerden, pagan inanç ve muharref dinlerin etkisinden arındırılmasını öngören Selefilik sahih bir çizgidir ve hiçbir şekilde silahlı ayaklanmaya veya şiddete-teröre cevaz vermeyen sayısız harekete ilham kaynağı olmuştur. Ahmet ibn Hanbel, zindanlarda canını verdi ama silahlı isyana fetva vermedi, İbn Teymiye ve takipçileri masum sivillerin öldürülmesine asla rıza göstermedi. Müslüman Kardeşler, Selefi bir harekettir ama terörden uzak durdu.

Bugün çeşitli versiyonlarıyla karşılaştığımız El-Kaide ise Harici savaş, isyan ve tasfiyeciliği esas almaktadır. Vehhabi karakteri onu Şii-Alevi düşmanı kılıyor. Ancak bu modern Harici isyanın yöneldiği asıl hedef İslam dünyasındaki Batı’nın askerî ve politik hakimiyeti ile kültürel hegemonyasıdır. Batı’nın uzantısı olan Ortadoğu’daki diktatörlükler, otokrat rejimler ve Batı dünyasıyla ittifak halinde olan rejimler de onların hedefleri arasındadır. Batı’nın askerî, sosyo-politik ve kültürel müdahaleleri İslam dünyasının tamamında öfke patlamalarını besliyor, biriken öfke bir süre sonra nefret yanardağı gibi patlıyor. El Kaide’nin ana vatanı Arap yarımadası ama Afganistan’ın Taliban’ı, Somali’nin Şebab’ı, Nijerya’nın Boko Haram’ı ile karakteristik benzerliklere sahip.

Kurucu zihinleri, önder kadrosu cahil bedeviler değil, iyi eğitim almış kimseler. Teknoloji ve elektronikle, dijital dünya ile araları çok iyi. Önemli bir bölümü siyasete Arap milliyetçisi, laik liberal veya Marxist olarak giriş yapmış ama sonra İslam’la tanışıp El Kaide’ye müntesip olmuş. Yoksul değiller, arkalarında muazzam gelir kaynakları var. Kur’an’ı ve hadisleri düz (tamamen lafzî-literal) okuyup amel ediyorlar. İbn Haldun’un dediği “bedevi asabiyeti”nin harekete geçirdiği enerjileriyle rejimleri, hayat tarzları çürümüş hadarileri darmadağın edip saldırıyorlar, yakıp yıkıyorlar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.