1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Polis kurşununa isyan
Polis kurşununa isyan

Polis kurşununa isyan

A+A-

‘Baba; ne istersen ne istersen yapıcam’ diye yalvarıyor 6-7 yaşlarındaki oğlan çocuğu babasına Migros’ta.
Tatil günlerinde aileler çocuklarıyla doluşuyor marketlere. Bitmeyen bir babaya vızzlanma seansında yaşıyor çocuklarımız.
Bir şeyler istiyorlar hep: bir şeyler için, o şeylere ve babaya hasretle hep, böyle bir sivrisineklenme hali. Bitmeyen bir “Baba! baba! baba! Onu, bunu, şunu alır mısın? Alsana!” sızzzlanması hali.
Ne yapıyorlarsa yapıyorlar, o ya da bu sınıftan/kasttan/ cemaatten Türkler; korkunç usullerle, korkunç çocuk yetiştirme yöntemleriyle, korkunç edilgin ve şahsiyetsiz çocuklar yetiştirmeye muvaffak oluyorlar.
Ne yapıyorlarsa yapıyorlar; Devlet Ana’yla Askeriye Baba feci itaatkâr, korkunç vasat, vur sırtına al haklarını: çaktır habire aynı Moronların Çeyrek Demokrasisi Sınıfı’nda- inanılmaz şahsiyet yoksunu büyükler yetiştirmeye muvaffak oluyorlar.
Yunanistan’da 16 yaşında bir genç, polis kurşunuyla pisi pisine öldürüldü diye, hop oturup hop kalkıyor ülke. Dalga dalga büyüyen bir isyan durmuyor, durdurulamıyor.
“İşte! faşist cuntasından hesap sormayı bilmiş/becerebilmiş bir halk! İşte pisi pisine polisin aldığı bir canın yarattığı/yaratabildiği isyan dalgası!” diye kıskanmamanın/kıyaslamamanın imkânı var mı?
İsyansız İnsanların Yurdu Türkiye!
Adı (nedense) konulmamış bir İç Savaş’a on binlerce evladımızı (temizi temizine mi?) kurban verdik. Çıkıp bir ana baba; ilaç için, Allah için, bir ama bir şehit anası, bir şehit babası HESAP SORDU MU? SORABİLDİ Mİ?
“Ordumuz’un bana evladımın hangi nedenler, koşullar sonucunda şehit düştüğüne dair Teknik Askeri Bir Rapor vermesini rica ediyorum” dedi mi? Diyebildi mi?
Bugünlerde en nihayet, Bingöl Baskını’yla ilgili iç karartıcı detaylar saçılmaya başladı ortalığa. Dağlıca baskınıyla ilgili, Aktütün’le ilgili öğrenebildiğimiz hakikatler ‘sinek küçük; ama mide bulandırıcı’nın ötesinde. Çok çok ötesinde.
Danışıklı Dövüş Filleri, ARTIK gözümüzün tam önünde. Onları sivrisinekleyip “Baba, baba, baba; bana o tankı, bu tüfeği, bu ihaleyi alsana alsana versene” diye vızzzlanmaya devam edemeyiz, değil mi?
Ederiz! Edeceğiz! Her şeyi görmezden gelmeye, YOK SAYMAYA idmanlıyız, imanlıyız, hazırız, hazır oldayız.
Belki de yüz yıllarca sultanların sultasında yaşamanın bedelidir bu. Mustafa Kemal’i ‘Tek Adam’ diye handiyse Yeni Model Bir Padişah olarak konumlamaktan imtina edememenin bedelidir.
Askeriyemiz’i ortaçağ kralları misali kadiri mutlak’laştırmamızın; yalnızca görevlerini yapmalarını talep etmek yerine, onların Anayasa Mahkemesi’ne yeni güçler vehmetmek vs. gibi katakullilerle de HER ŞEYİN üstünde konuşlanma gayretlerine DUR! diyemememizin nedenidir.
Bir şeyler habire ‘yanlış’ gidiyor ezelden beri bu topraklarda. İtaatkârlığın, bakarkörlük sınırlarını ihlal ettiği bir coğrafya yaratıklandırmışız.
Geçenlerde, birtakım rahatsız edici figürlerin (POLİS KIYAFETLERİ İÇİNDE) bir pavyonu basıp, saçlarından sürükleyerek bir kadını kaçırmalarına, geçimlerini pavyon ortamından temin eden kulağı kesiklerin dahi gıkının çıkmaması hali-
Daha önceleri de defalarca düşünmüş bulunduğum, Skinner’ın İtaat Testi’nin her Allah’ın günü natürel olarak yüzlerce/binlerce kez uygulandığı Bir İtaat Laboratuvarı Olarak: Türkiye meselesini, ağzımıza burnumuza (ekranlarımızdan) dayadı.
Sonra Bıyık Cerrah çıkıp ‘Vatandaş! polise kimlik sor!’ gibi NERDE YAŞIYORUZluk fantastik laflar etti. Ve (gündemden gaz alıp da) kimlik sorduğu için bir vatandaşımızın Asil Polisimiz ağzını, burnunu dağıttı.
Yunanistan’da dalga dalga büyüyen (ve hükümetin devrilmesine neden olacağa benzeyen) bu isyan POLİS KURŞUNU nedeniyle çıktı.
İzmir’de içkili araba kullanırken, polisin DUR! ihtarına uymadığı için vurulup öldürülen Baran Tursun’un durumunu 32. Gün’e katılan TARAF yazarı Önder Aytaç ‘agresif olması’, ‘iki kez alkollü araç kullanmış olması’, ‘iki farklı barikatten kaçmış olması’ gibi nedenlerle GEREKÇELENDİRMEYE ÇALIŞTI.
Acılı baba Mehmet Tursun’a ‘Neden Diyarbakır’dan kalkıp geldiklerini’, işkilli bir polis edalarıyla sorma hakkını kendinde bulması, cabası.
Sonra ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK başlığını hak eden Taraf’taki savunma yazısında, şunları yazabildi Önder Aytaç: “Ailesinin daha güvenlikli, daha özgür, daha insani yaşaması için Diyarbakır’dan İzmir’e göçen Mehmet Tursun, keşke bu meşum olayı yaşamamak için ailesini Londra’ya, Paris’e, New York’a götürmüş olsaydı da, Diyarbakır’dan göç etmesine neden olan olay İzmir’de de HİÇ YAŞANMAMIŞ OLSAYDI.” 8/12/2008: Apoletika.
Yaaa: öyle. Londra, Paris, New York açmış kollarını Türkler’i bekliyor, Kürtler’i bekliyor. Mehmet Tursun madem o kadar güvenlik meraklısıydı Diyarbakır olsun, İzmir olsun: askerden, polisten korunmamız açısından HEPSİ BİR anlaşılan, Polis Akademisi hocası Önder Aytaç’a kalırsa.
Batı Medeniyeti’ne ailesini götürmeyi becerseydi ya.
Zira Önder Aytaç’ın 32. Gün’deki sözlerini ve üslubunu temel alırsak Paris Hilton, Britney Spears, Lindsay Lohan gibi DEFALARCA alkollü araç kullanırken yakalanmış ünlülerin İzmir’de vurularak öldürülmesi ‘normal’ polis hadisesi sayılacaktı. Ama onlar Los Angeles’talar.
Bizler burdayız! Baran Tursun, İzmir’de olduğu için yanlışlıkla vurulup öldürüldü.
Atina’da bir çocuk öldürüldü diye Yunanistan ayağa kalktı.
Mutlu oturmalar Türk halkı! Ve oturumlar ‘demokrat’ Türk yazarları. Oturum oturum o kanal bu kanal ‘talking head’lemeye aman son sürat devam!
Babalarınız seyrederken iftihar ediyordur. Onlar gibi boşş konuşup oturduğunuz için, devamlılıklarının garantilenmesinden gözleri yaşarıyordur.
Yeni pabucu, hak ettiniz yani.

Perihan Mağden/Radikal

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.