1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. PKK ateşkesi
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

PKK ateşkesi

A+A-

Beklenenden de kısa bir zamanda PKK 20 Eylül tarihine kadar ateşkes ilan etti.

Öyle anlaşılıyor ki eğer süreç iyi yönetilebilir ve hükümet de cesaretli adımlar atabilirse durdu denilen Kürt açılımı tekrar işlevsel hale gelebilir.

PKK`nin ilan ettiği bu ateşkesin şüphesizki referandum sürecindeki Türkiye siyasetine önemli etkileri olacaktır.

1. AKP Hükümeti ile Hükümeti var güçleriyle  destekleyen İslami çevrelerin önemli bir kesimi referandum sürecinde en fazla PKK-Ergenekon ilişkileri üzerinde duruyordu.

Başbakan PKK`yi defalarca birilerinin taşeronu olarak suçladı, ancak ne hikmetse bir türlü elindeki bu konuyla ilgili bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşmadı.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay Diyarbakır`da gerçekleştirdiği kapalı kapılar arkasındaki toplantıda `Bu işlerin perde arkası zannettiğinizden de karanlık ve derin` yönünde konuşmalar yapmasına rağmen Dörtyol, İskenderun, Samsun ve Reşadiye eylemlerindeki kontrgerilla izlerini aydınlatacak bir beyanda bulunmadı.

Hükümet yanlısı medyaya göre bu süreçte PKK, Ergenekon’la bağlantılı olarak referanduma kadar Türkiye`yi bir kan gölüne çevirecek, gerekirse eylemlerle halk tahrik edilerek iç savaşa gidebilecek bir süreç başlatılacak, öldürülen her asker cenazesi MHP`nin oylarının artmasını sağlayacak ve sonuç olarak AK Parti iktidardan düşene kadar bu provokasyonlar devam edecekti.

PKK`nin, bazılarının beklemediği bir şekilde aniden ateşkes ilan etmesiyle bu süreç tersine döndü, en azından ülkedeki yüksek gerilim bir müddetliğine de olsa sakinleşme sürecine girdi.

PKK adına eylemler gerçekleştiren bazı güçler de bu durumda ofsayta düştü.

Gerilim ve çatışmadan yarar uman çevrelerin elleri zayıfladı.

İç savaş senaryosu durdu.

2. Kürt açılımının durmasının en önemli nedeni olarak Mayıs sonu itibariyle yeniden başlayan çatışmalar ile asker ve polis ölümleri gösteriliyordu.

Süret-i Haktan gözüken devlet aydınlarının önemli bir kısmı televizyon televizyon gezerek “Silahlar susmadıkça açılım devam edemez, Hükümet gerçekten iyi niyetle bu sorunu çözmek istiyor ama ortamı terörize eden güçler bırakmıyor, aslında PKK de çözüm istemiyor” tezini işliyordu.

Ateşkes kararı ile bu gerekçe de ortadan kalktı.

Artık top Hükümetin ayağında ve Hükümet acilen kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini açıklamak zorunda.

Hiç bir şey yapmadan oyalama taktiğine devam etmesinin bundan sonra hiç bir haklı gerekçesi olamaz.

3. PKK`nin ateşkes ilan etmesinin bir diğer önemli sebebi olarak da ABD`nin muharip güçlerini Irak`tan çekmesini sayabiliriz.

ABD Ortadoğu`daki yeni siyaseti doğrultusunda Kürt sorununun Türkiye içinde de Türkiye dışında da bir çözüme kavuşmasını ve Türkiye`nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi`nin hamisi olmasını istiyor.

ABD ve İngiltere Hükümetleri, PKK`yi de çözüme zorluyor.

4. Abdullah Öcalan bir anlamda insiyatifi eline aldı ve istediği zaman çatışmaları başlatabileceğini, istediği zaman da durdurabileceğini gösterdi.

Hükümetin insiyatif alma ve süreci yönetebilmedeki başarısızlığı Öcalan`ı daha etkili bir siyasi aktör haline getirdi.

5. PKK`yi yok sayarak bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığı anlaşıldı.

PKK`yi imha etmek yerine, silahtan arındırarak sivilleşmesini sağlamak, bir başka ifade ile dağda silahla gezmesi yerine ovada siyaset yapmasının yollarının açılmasının daha doğru bir yöntem olduğu ortaya çıktı.

Gelinen bu noktada ciddi bir yol kazasına uğramış bulunan “açılım treni”ni tekrar rayına koymak gerekiyor.

Demokrat Kürt ve Türk aydınlarının yapmaları gereken, PKK`nin 20 Eylül`e kadar ilan ettiği ateşkesi sadece 20 Eylül`e kadar değil, silahların ebediyyen susacağı bir sürece taşımak olmalı.

Bu konuda  “akil kişilerin” Devlete de, Hükümete de, PKK`ye de söyleyecek sözleri  ve çözüm önerileri olmalı.

Demokratik Toplum Kongresi anlaşıldığı kadarıyla önümüzdeki süreçte aktif bir rol üstlenecek.

Türkiye`deki İslami çevreler ve kanaat önderlerinin de söyleyecek sözleri olmalı, onlar da bu kardeş kanının akmasını engellemek için mutlaka ellerini taşın altına koymalı, sadece Ak Parti`ye endeksli bir duruş sergilememeliler.

Başbakan hiç vakit kaybetmeden inisiyatif almalı ve referandumdan önce, önümüzdeki ilk bir-iki haftada anayasa değişikliği de istemeyen somut bir kaç adım atmalı.

1. Siyasi Partiler Kanunu`nu değiştirerek seçim barajını % 5`e indirmeli.

2. KCK operasyonlarında tutuklanan  sayıları 1500`ün üzerindeki kişiler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmalı.

3. Değiştirilen köy, kasaba, şehir adları bir kanunla iade edilmeli.

4. Abdullah Öcalan sivil bir cezaevine nakledilmeli.

Sayın Başbakan;

Bunların hiç birini yapamayız derseniz,

Peki, ne yapabilirsiniz veya ne düşünüyorsunuz, onu açıklayınız.

Deniz bitmeden karar veriniz, bir şeyler söyleyiniz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.