1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. PKK ateşkesi 2
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

PKK ateşkesi 2

A+A-

Bildiğiniz gibi PKK 20 Eylül 2010 tarihine kadar eylemsizlik kararı aldığını açıkladı.
Şimdi herkesin sorduğu soru şu: Bu ateşkes kararı 20 Eylül`den sonrasına uzatılabilir mi?
Silahların ebediyen susması ve Kürt sorununda kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için neler yapmak lazım?
Bu sorulara cevap vermeden önce açık ve net olarak ifade etmek gerekir ki devletin içinde de, PKK`nin içinde de silahların susmasını istemeyen ciddi bir kesim var. Üstelik barış ve çözüm istemeyen bu çevreler oldukça güçlü ve etkili bir konumdalar.
Kürt sorununun adil ve kalıcı bir şekilde çözümünü kendi iktidarlarının sonu olarak görüyorlar ve bunun için de var güçleriyle barışı engelliyor, çatışmalı sürecin devamı için çoğu kez işbirliği içine giriyorlar.
Savaş isteyen güçler ne kadar gözü kara ve işbirliği içindelerse barış isteye çevreler bir o kadar dağınık ve çoğu kez birbirlerine karşıt durumdalar.
Onun içindir ki istenen mesafe kat edilemiyor ve bir türlü sonuca ulaşılamıyor.
PKK`nin son ateşkes kararını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Başbakan her ne kadar şiddetle reddetse de anlaşılan o ki devlet adına bazı kişiler İmralı`da Öcalan ile görüştü ve Ortadoğu`da etkili bazı devletler de Kandil üzerinde baskı uygulayarak Ergenekon’la bağlantılı savaş lobilerinin referanduma kadar Türkiye’yi kan gölüne çevirmelerini engelledi.
Nitekim Başbakan`ın danışmanlarından biri, Hükümet’in Öcalan`la görüşmesinin söz konusu olmadığını, ancak devlet görevlilerinin siyasi bir mahkûmla görüşmelerinin normal olduğunu yazdı.
Öcalan`ın son avukat görüşmeleri dikkatlice okunduğunda Hükümet’in duran Kürt açılımını tekrar başlatacağı anlamına gelecek bir kaç adımı karşılığında referandumu boykot kararını gevşeteceği anlaşılıyordu.
Bunun için de birçok şey söylenmesine rağmen aslında istenen seçim barajının % 5`e indirilmesi ve KCK tutuklularının serbest bırakılmasıydı.
Her iki talep de anayasa değişikliği gerektirmeyen ve yerine getirilebilir taleplerdi.
Hedeflenen Hükümet’i duran açılım konusunda tekrar harekete geçirmek ve referandumda Kürtlerin neredeyse tamamının evet oyu vermesini sağlamaktı.
Ancak bu durumdan büyük rahatsızlık duyan ve akan kanın durmasını istemeyen her iki taraftan çevreler bu gelişmeleri sabote ettiler.
CHP ve MHP`nin “AKP terör örgütüyle görüşüyor” tahrikleri karşısında panikleyen Başbakan geri adım atmak zorunda kaldı.
PKK içinde ateşkese karşı çıkan güçlerin “Devlet Öcalan`la görüşüyor” açıklamaları da MHP ile CHP`nin ekmeğine yağ sürdü.
Aynen Habur sürecinde olduğu gibi iyi planlanmamış ve günü kurtarmaya yönelik işportacı mantığı bir kez daha iflas etti.
Şunun artık kesinlikle anlaşılması lazım: Barış cesaret ister. Cezayir sorununu çözen De Gaulle, İngiltere`yi 2. Dünya Savaşı`ndan galip olarak çıkaran Churchill ve Gandi gibi büyük dava adamları ancak ülkelerinin kangren haline gelmiş sorunlarını çözebilirler.
Gandi bu uğurda hayatını kaybetti, diğer ikisi girdikleri ilk seçimleri kaybederek siyasetten çekildiler, ancak dünya tarihine altın harflerle yazıldılar.
Özal`ın başına gelenleri de hepiniz biliyorsunuz.
Başbakan “referanduma kadar bir şey yapamam” diyor, referandumdan sonra genel seçimler var ve genel seçimlerden bir yıl sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak.
Batı kamuoyu, MHP ve CHP`nin tahrikleri, Ak Parti içinde Cemil Çiçek`in başını çektiği çevrelerin dirençleri hesaba katıldığında ortaya çok karamsar bir tablo çıkıyor.
Çok ciddi rahatsızlığımız var ve kan kaybından “ölmek” üzereyiz.
Bize çok ciddi ve ehil bir cerrah lazım.
Seçimleri değil, bizi düşünen bir cerrah!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.