1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Pınarhisar'dan Çankaya'ya
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Pınarhisar'dan Çankaya'ya

A+A-

 Meclis'in merdivenlerini tek tek çıktı.

Aynen siyasi mücadelesinde olduğu gibi.

Saat 14.00'da şeref salonundan içeri girdi.

İlk olarak Turgut Özal'ın yemin törenine gelişini izlemiştim.

Sonra yasaklı günlerinden beri izlediğim Süleyman Demirel geçmişti o koridorlardan Cumhurbaşkanlığı yeminini etmek için.

Ahmet Necdet Sezer, biraz şaşkın ama buz gibi bir yüzle gelmişti.

Abdullah Gül'ü o noktada görmek için özellikle beklemiştim.

367 kararının ve 27 Nisan e-muhtırasından sonra Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi önemliydi.

Yüzünde güller açarak gelmişti Abdullah Bey.

Ama Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı farklıydı.

Attığı her adımda arkasında verilmiş bir mücadelenin aşılmış bir engelin izleri vardı.

Meclise geldiğinde yanında eşi Emine Hanım vardı.

Siyasi mücadelesinin her aşamasında olduğu gibi.

Bir zamanlar milletvekili olarak girmesinin engellendiği Meclis Genel Kurulu'na Cumhurbaşkanı olarak girdi Erdoğan.

Türkiye'nin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından ibret verici manzaralar vardı.

Abdullah Gül seçildiğinde yemin törenine katılmayan askerler tam kadro oradaydı.

Liderlerinin Cumhurbaşkanlığı yeminini yapması nedeniyle AK Parti grubu tam kadro oradaydı.

Kritik dönemlerde siyasete sağduyulu katkılar yapan MHP ve HDP de eksiksiz olarak Meclis'te yerini almıştı.

Kılıçdaroğlu yoktu ama ilk başlarda CHP Milletvekilleri vardı.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek ne zaman ki oturumu açtı, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yerinden fırladı.

Meclis Başkanı'nın ısrarlı uyarılarına rağmen konuşmakta ısrar etti sonunda da elindeki Anayasa kitapçığını fırlattı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 12.Cumhurbaşkanı'nın yemin töreni için toplanmış olan Meclis'in mehabetine uygun olmayan bir tavır sergiledi.

Anayasa kitapçığını yere fırlattıktan sonra CHP Milletvekilleri gürültü içinde topluca Genel Kurul salonunu terk ettiler.

Engin Altay'ı izlerken biran 7 yıl geriye gittim. 367 için Genel Kurul salonunun ortasına fırlayan Kemal Anadol'u hatırladım.

367 için de bunu yapmışlardı, ne oldu gittiler millete boylarının ölçülerini aldılar.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı yemini gibi bir geleneği olmayacak mı?

Anayasa kitapçığı fırlatmak bu CHP'nin geleneğinde var. Ahmet Necdet Sezer de Ecevit'e Anayasa kitapçığı fırlatmış ekonomik ve siyasi krize neden olmuştu.

Tabi bu kez sinek vızıltısı kadar bile etkisi olmadı ama işte sinek küçük ama mide bulandırıyor.

Anayasa kitapçığını fırlatan Engin Altay, 'Demokratik hakkımı kullandım' dedi. O demokratik hakkın kullanılması değil, demokrasiye kitapçık fırlatılmasıdır.

O kitapçık Cumhurbaşkanını seçen millete fırlatılmıştır.

Yemin töreni için basın locasına girince duayen gazeteci Yavuz Donat'la karşılaştım. 'Abi, bu izlediğin kaçıncı yemin töreni' diye sordum. Güldü.

Ben o salonda Özal'ın yemin törenini izledim. CHP, Özal'ı da protesto etmişti. Abdullah Gül'ü de protesto etmişti. Şimdi de Erdoğan'ı protesto ettiler. Çünkü sivil Cumhurbaşkanı CHP'de alerji yapıyor. Onlar asker sever.

27 Mayıs darbesinden sonra Cemal Gürsel, Cumhurbaşkanlığı yeminini asker üniformasıyla yapmıştı. O günkü gazeteler başta İnönü olmak üzere CHP milletvekillerinin, Gürsel'i sevinçle alkışladığını yazıyor.

Darbe lideri asker Cumhurbaşkanlarına gül atar, sivil Cumhurbaşkanlarına ise anayasa kitapçığı fırlatır. CHP işte bu.

Milletin seçtiği Erdoğan milletin kürsüsünde yemin etti. O saygısızlık Erdoğan'ın şahsına değil, millete yapıldı.

Erdoğan salona girince AK Parti sıralarından alkış koptu. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile Pervin Buldan'ın da alkışladığını gördüm. Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık da locada alkışlayanlar arasındaydı. Devlet Bahçeli alkışlamadı ama ayağa kalktı. Yüksek yargı da tam kadro oradaydı. Erdoğan'ı alkışladılar. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç hariç.

Yemin töreninden sonra AK Parti Genel Başkan yardımcısı Numan Kurtulmuş'la karşılaştık. 'Bir ara eski günlere gittim' dedi. Erdoğan'ın, Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatını kurarken yaşadıkları zorluklardan bugünlere gelişinin bir film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp gittiğini söyledi.

Ben ise o duyguyu Çankaya Köşkü'nün girişindeki 1 no'lu kapıda yaşadım.

28 Şubat gecesi canlı yayın yaptığım noktada durdum. Cumhurbaşkanı Erdoğan görevi devralmak üzere saat tam 17.00'de Başbakanlık Konutu'ndan çıkış yaptı.

Başbakanlık konutu ile Çankaya arası birkaç yüz metrelik bir mesafede. Cumhurbaşkanı Erdoğan tam bulunduğum noktadan geçerken selamlaştık.28 Şubat'ın üzerinden tam 17 yıl geçti. Ve o yollardan 28 Şubat'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alıp, cezaevine gönderdiği Recep Tayyip Erdoğan geçiyordu.

O yol Başbakanlık Konutu'ndan Cumhurbaşkanlığı Köşküne uzanan bir yol değildi. O yol Pınarhisar Cezaevi'nden Çankaya'ya uzanıyordu.

26 Mart 1999 tarihinde Pınarhisar Cezaevine girdi Recep Tayyip Erdoğan. O gün kendisine bir cezaevi koğuşunu layık görenlere inat, önce bileğindeki kelepçeleri sonra ayağındaki prangaları parçalaya parçalaya tam 15 yıl 154 gün sora Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'ya çıktı.

Adam olan bu mücadeleye karşı Anayasa kitapçığı fırlatmaz, saygı duyar.

Beyler belki unuttunuz hatırlatayım.

'Muhtar bile olamaz' dediğiniz adam Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.