1. YAZARLAR

  2. İhsan Koç

  3. Peygamberimize Hakaret Afişleri Ya Da Sosyal Deney
İhsan Koç

İhsan Koç

Yazarın Tüm Yazıları >

Peygamberimize Hakaret Afişleri Ya Da Sosyal Deney

A+A-

Seküler zihniyetin coğrafyamızdaki en önemli temsilcisi konumunda olan PKK’nin Kürtlerle ilgili politikalarının ana konularından biri Kürtlerin İslami bir kimliğe sahip olması ve bu kimliğin sol-seküler bir zihniyete evirmeye yönelik çaba ve çalışmalarıdır.

Bu tespiti yaparken bunun yeni bir şey olmadığı söylenebilir. AK Partinin 2002 yılında iktidara gelmesinden sonra başlattığı demokratikleşme hamleleri ve Kürt sorununa yönelik çözüm arayışları, PKK ve bu gelenekten gelen siyasi partilerin muhatap alınmasına neden oldu. Bu barış süreci ile beraber meydana gelen normalleşme ortamında ve geniş halk yığınlarına ulaşma kaygı ve endişesi, PKK zihniyetinin bahse konu politikalarında İslamcılar başta olmak üzere, diğer kesimlerine yönelik bazı açılımlar yapmasına sebep oldu. İslami kimliği olan isimlerin seçimlerde aday gösterilmesi, başörtüsüne destek vermesi, İslami camialarla iletişime geçilmesi, örnek gösterilebilir. Geçmişte yaptıkları hatalarını telafi etme adına Şeyh Said Efendi’nin keşfedilmesi, adının Dağ kapı meydanına verilmesi, İslami hassasiyeti olan kişilerle ve kesimlerle diyalog ve bazılarının seçimlerde aday gösterilmesi gözle görünen açımlara yine örnek verilebilir. PKK geleneğinde olmayan bu yeni açılımlarla ilgili listeyi ayrıntılı olarak daha da uzatabiliriz. Bu yeni durum, PKK geleneğinin, toplumun geniş kesimlerince sevimli ve demokrat olduğu izlenimini doğurdu. Tabi davası uğruna ödediği bedeller, güçlü kitle desteğinin olması, maddi ve siyasi olarak çok büyük imkânlara sahip olması da bu izlenimde pay sahibidir.

Türk solu ve Kemalistlerle geliştirdiği şaibeli ilişkiler, genetik kodlarındaki İslam ve Müslüman düşmanlığını depreştirmiş olacak ki son dönemlerde anlamsız bir şekilde İslami olan her şeye pervasızca saldırabilmekte ya da saldıranlara arka çıkabilmektedir.Van’da Peygamber efendimizin “ Kadınlar sizin emanetinizdir.” hadisine atfen “Biz kimsenin emaneti değiliz.” afişi, Ramazan ayında LGBT’i yürüyüşünde “Şaban ile Recep’in aşkına Ramazan engel değildir” pankartı altındaki destek yürüyüşü, “Biz kimsenin namusu değiliz.” gibi Kürt halkının değerlerine ters söylem ve davranışları kendilerinde gözle görülen değişim ve dönüşümü göstermektedir

İslami çevrelere yönelik saldırılar, İnsanların sadece sakallı olmalarından dolayı katledilmeleri, farklı düşündüğünü yüksek sesle söyleyen dernek ve camialara yönelik taşlama, tehdit, baskı ve zulümler bunlara örnek verilebilir. İslami değerlere yönelik bu hazımsızlık ve hoşgörüsüzlük maalesef son karikatür edepsizliğiyle zirve yapmış, bu kesimin içindeki bazı kesimlerin hala kuru ideolojik argümanlarla hareket etmekte olduğunu bizlere göstermiştir.

Dört parça Kürt coğrafyasının kalbi olan Diyarbekir’ de Peygamberimize yönelik yapılan bu pervasızca ve alçakça saldırı, Kürtler için yola çıktığını iddia eden bir yapının halkın değerlerinden ne kadar uzaklaştığını bizlere göstermesi açısından manidardır. Türkiye’deki Marksist Leninist kesimlerin trenine binerek bu kesimin amaçlarına hizmet etmeye başlayan PKK hareketi, maalesef Kürtler için doğan statü fırsatlarının ve imkânların önündeki en büyük engel haline gelmiş ve ne olduğunu kendilerinin dahi bilmediği Demokratik Özerklik gibi bir politik iflasın içine sürüklenmişlerdir. Kürt halkının dini değerleriyle uğraşmak, toplumu olmadık saçmalıklarla yozlaştırmak, PKK için neredeyse bir amaç haline gelmiştir. Türk solu ve Ali’ siz Alevilerle olan yoğun ittifak, maalesef artık İslamın kutsallarıyla alenen uğraşmayı hedef edinecek kadar savrulmalarına neden olmuştur.

Bu yapılan alçaklık aslında İslamın kutsallarının toplumda değersizleştirilmesi çalışmalarının mihenk taşıdır. Adeta level atlanmıştır. Burada amaç sosyal bir tespit yapmak, kutsallarımıza yönelik politikaların toplumdaki karşılığını ölçmek üzerine bir denemedir.

Bu yapılanın unutulmaması ve unutturulmaması önem arz etmektedir. Buna yönelik ciddi tepkilerin gösterilmesi gerekmektedir. Maalesef İslami kesim sınıfta kalmıştır.

Kendilerine yönelik yapılan haksızlıklarda şu istifa etsin bu görevden alınsın diye bağıran, sadece kendine demokrat koroların, yapılan densizliğe yönelik bir çabalarının olmaması bu işin sahiplenildiğini göstermektedir.

İçlerinde bulunan İslamcı zevattan da herhangi ciddi bir tepkinin gelmemiş olması manidardır. Net bir şekilde bunu yapan belediye başkanının partilerinden ihraç edilmesi açık ve aleni bir şekilde bu işi yapanların kovulması gerekliydi. İşin bir çalışana yığılarak, olayın örtülmeye çalışılması, dostlar alışverişte görsün mantığından öte bir şey değildir. Hiç de inandırıcı olmamıştır.

İşin ilginç yanı başka bir meselede kıyameti koparan Kürt-Türk İslami yapıları ile Ak Parti ve medyanın da bu olayı geçiştirmeye çalışmış olmasıdır. Danimarka’da yapılınca kıyameti koparan ben ve bizler, içimizde gelişen bu zulmü yapanlara karşı maalesef gerekli tepkiyi ortaya koyamadı(k).

Yeterli karşılığı veremediğimiz için Peygamber Efendimize karşı yapılan bu alçakça girişim amacına ulaşmış ve yapılan bu sosyal deney ile toplum analiz edilmiştir. Elbette bunu yapan şeref yoksunları bu sonuçları kendi lehlerine değerlendirmişlerdir.

Bizler ise bölük pörçük, gardı düşmüş, rehavet içindeki pratiğimizle yapılanları ve bundan sonra yapılacak olanları seyretmeye devam edeceğiz.

Biz kendimizi değiştiremiyoruz, aczimiz sana ayandır Ya RAB.

Fi Emanillah

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum