1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Panelde Mewlana Halid Anlatıldı
Panelde Mewlana Halid Anlatıldı

Panelde Mewlana Halid Anlatıldı

A+A-

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen panellerin üçüncüsü Şehir Tiyatrosu Salonu'nda yapıldı.

Akademisyen, din adamlarının da katıldığı “Mewlana Halidî Şehrezorî' konulu panelde Mewlana Halid'in yaşamı, eserleri, kişiliği ve etki alanı üzerinde konuşma yapıldı.

İran'dan beklenen Mehinduxt Muitenedî gelemezken, İstanbul'dan panele katılacağını açıklayan Mufîd Yüksel de katılmadı.

Moderatör ve panelist Zilkif Xweşhêvî, Nakşibendi Tarikatı'nın Halidiye kolunun kurucusu Mewlana Halidî Şehrezorî'nin 1779 yılında Süleymaniye'nin Şehrezor bölgesinde bulunan Karadağ ilçesinde doğduğunu söyledi.

Mewlana Halid'in Caf arişetinden olduğunu ve ağırlıklı olarak Süleymaniye kentinde yaşadığını belirten Xweşhêvî, bir süre Bağdat'ta Şeyh Abdülkadiri Geylani'nin tekkesinde talebe yetiştirdiğini söyledi. Hindistan'ın Cihanabat kentinde bir yıl kaldığını ve Şah Abdullah Devlevi'den 5 tarikattan icazet aldığını anlatan Xweşhêvî, yaşamın son dört yılını Şam'da geçirdiğini söyledi.

Mewlana Halid'in Kafkasya'dan Endenozya'ya, İran'a kadar geniş bir etki alanı olduğunu anlatan Xweşhêvî, halifeleri arasında dönemin ünlü alimleri bulunduğunu söyledi. Şeyh Said'in dedesi Şeyh Ali Septi, Şeyh Ubeydullah ailesinden Seyit Taha Nehri, Şeyh Yahya Merveri Amedi gibi alimlerin Mewlana Halid'in talebeleri olduğuna dikkat çeken Xweşhêvî, “19. Yüzyılda Nakşi ailelerinden gelen Şeyh Ubeydullah, Şeyh Selim, Molla Mustafa Barzani, Kadı Muhammed gibi isimler Kürt ayaklanmalarına önderlik etmiştir” dedi. Xweşhêvî, Nakşi ailelerinin Kürtler arasında aristokrat sınıfı temsil ettiğini ve bu nedenle dini ve siyasi özellikleri bulunduğunu kaydetti.

Xweşhêvî, Mewlana Halid'in etki alanından söz ederken hiçbir ırki bağ olmamasına rağmen Endenozya'da Kürt isimleri bulunduğunu bunun Mewlana Halid'in bu bölgedeki etkisinin sonucu olduğunu söyledi.

Cübbe ve sarığı Saidî Kürdî'deydi

Bir talebesinin Mewlana Halid'in icazetin sembolü olan cübbe ve sarığı Saidî Kürdî'ye (Nursi) ilettiğini anlatan Xweşhêvî, “Saidî Kürdî küçüklüğünde icazetin sembolü olan bu cübbe ve sarığını giymemiş ve öpüp memnuniyetle kabul ettiğini söylemiştir” dedi.

Farsça, Kürtçe ve Arapça yazılmış Divanı, Mektubatı dahil 12 eseri bulunduğunu anlatan Xweşhêvî, Mewlana Halid'e “Bağdadi” lakabının sun'i olarak yakıştırıldığını anlattı. Şah Abdullah tarafından Farsça yazılan Hilafetname'sinde kendisine “Bağdadi” denilmediği halde Türkçe tercümesinde “Bağdadi” lakabının eklendiğini dikkat çeken Xweşhêvî, “Memleketi için Kürdistan sözcüğü kullanılmıştır, ama Türkçe tercümede bu kelime de çıkarılmıştır” dedi. Xweşhêvî, bunun altında yatan nedeninin Mewlana Halid'in ulusal kimliğinin unutturulmak istenmesi olduğunu söyledi.

Birçok dinleyici de söz alarak Mewlana Halid'in yaşamı, felsefesi üzerine konuşmalar yaptı.

Daha sonra Büyükşehir Belediyesi Müzik Topluluğu solistlerinden Ali Aktaş estrümanlar eşliğinde Melayê Cizîrî, Faqiyê Teyran ve Ehmedê Hanî'den kasideler okudu.

kaynak :haberdiyarbakir

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.