1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. ÖZKÖK AKP'Yİ ÖVMEYE BAŞLADI
ÖZKÖK AKP'Yİ ÖVMEYE BAŞLADI

ÖZKÖK AKP'Yİ ÖVMEYE BAŞLADI

A+A-

Doğan Grubu'nun AKP'li Belediyelerle ilgili yolsuzluk haberleri bir anda bıçak gibi kesilirken; Ertuğrul Özkök, Başbakan Erdoğan'a övgüler dolu yazılar kaleme almaya başladı.

Daha kısa süre önce Erdoğan'a diktatör dahil her türlü eleştiride bulunan Özkök, şimdi "Bir zamanlar, rahmetli Ecevit’in büyük hayranlıkla izlediğim cesaretini onda da görüyorum." gibi cümleler kurmaya başladı.

Bu tavır değişikliğinde AKP'nin Doğan Grubu'nun vergi borçlarını 800 milyon YTL'den 20 milyon YTL'ye indirecek düzenlemesinin etkisi var mıdır bilinmez.

Özkök'ün Erdoğan'a övgülerle dolu yazısı ise aşağıda:

 

Ertuğrul Özkök/Hürriyet

Keşke dediğim an

BAZEN, gazeteci olarak, pişmanlık duyduğum, "Keşke orada olsaydım" dediğim anlar oluyor.

Pazar akşamı televizyonda haberleri izlerken, işte öyle bir duyguya kapıldım.


Televizyonda Başbakan Tayyip Erdoğan’ı izliyordum.

Hakkári’de konuşuyordu.

Gösteriler vardı.

DTP örgütü, Başbakan’a "Buraya gelme, olay çıkar" diye meydan okuyordu.

Bir yandan bunu söylüyor, bir yandan da olayları bizzat onlar çıkarıyordu.

Gazeteciler taşlanıyordu.

Ama Erdoğan oradaydı.

İşte o an içimden, "Keşke ben de orada olsaydım" duygusu geçti.

Bu duygu neydi?

Gazetecilik refleksi mi?

Hayır.

Çünkü Hürriyet’in ve Doğan Haber Ajansı’nın tecrübeli muhabirleri oradaydı.

Benim gazeteci olarak yapacağım bir katkı yoktu.

Kendimi yokladım.

Bu, gazetecilik değil, vatandaşlık refleksiydi.

Ülkemin Başbakan’ını orada yalnız bırakmama duygusu, onun terör örgütüne meydan okurcasına meydana çıkmasına destek verme duygusuydu bu.

* * *

Son zamanlarda Başbakan’a kızıyorum.

Çünkü bize büyük haksızlıklar yapıyor.

Ayrıca seçimden sonraki tutumunu hiç de demokratik bulmuyorum.

Ekonomik kriz karşısındaki umursamaz tavrını, "Hamdolsun" politikasını çok yanlış buluyorum.

Bu konudaki görüşüm değişmiş değil.

Ama itiraf edeyim, bütün bu kızgınlığıma rağmen, son haftalarda Güneydoğu illerine yaptığı gezileri, oralarda söylediklerini iyi buluyorum.

Bu tutumu bana iyi geliyor.

Bir zamanlar, rahmetli Ecevit’in büyük hayranlıkla izlediğim cesaretini onda da görüyorum.

O nedenle, dün Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in yaptığı çağrıyı da destekliyorum.

Evet, Türk siyasetinin öteki partileri de Güneydoğu’yu boş bırakmamalı.



* * *

Hiç kuşkusuz Başbakan’ın bu çabaları büyük ölçüde seçime yönelik.

Bunu yadırgamamak lazım.

Sonunda orası Türkiye ve orada da yerel seçimler yapılacak.

Terör örgütü ve artık onunla bağını saklamakta hiç beis görmeyen DTP, bu seçimi ideolojik bir alana çekmeye çalışıyor.

Bölgedeki belediyelerin büyük çoğunluğu başarısız.

Diyarbakır’a neredeyse çivi çakılmamış.

Bölgedeki birkaç belediye hariç, neredeyse hepsi, son 4 yılı sadece dağdan gelen cenazeleri kaldırmakla geçirmiş.

Ve şimdi bu beceriksizliğe, "Kürt milliyetçiliği" kılıfı geçirip mesaj vermeye çalışıyor.

Seçime 5 ay kaldı, Diyarbakır’ın, Hakkári’nin, Bingöl’ün altyapısından, çöpünden, suyundan, yolundan söz eden yok.

Böyle olunca da, yoldan, sudan, refahtan söz eden partilerden korkuyorlar.

Örgüt şakşakçılığıyla, teröristbaşı posteriyle seçim kampanyası yapmaya çalışıyorlar.

Vah benim bölge halkıma.

Onlara vaat ettikleri tek şey, 5 yıl daha örgüt goygoyculuğu.

Varsın yolları pislik götürsün.

Çöpler toplanmasın, insanlar hastalıktan kırılsın.

* * *

Türkiye’nin siyasi partileri bu kısırdöngüyü kırmalı, bölge halkını prangalarından kurtarmalıdır.

Bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı.

Ne siyasi fedakárlık gerekiyorsa o da yapılmalı.

Ben kendi payıma, bütün kızgınlığıma rağmen, Başbakan’a bu konuda destek veriyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.