1. YAZARLAR

  2. Nihat GÜR

  3. ÖZGÜRLÜK İKLİMİNDEN MEDENİYET UFKUMUZA
Nihat GÜR

Nihat GÜR

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖZGÜRLÜK İKLİMİNDEN MEDENİYET UFKUMUZA

A+A-

 

Özgürlük, her insanın yaratılış gereği sahip olduğu doğal (ilahi) bir haktır. Her insan, bir diğerinin hakkını ihlal etmedikçe doğal haklarının gereğini yaşayabilme hakkına sahiptir. İnsana ve insan özgürlüğüne saygı, Allah’ın hükmüne iman etmenin irade beyanıdır.

 

İnsan yaratılmışlar içerisindeki en değerli varlıktır. Bu değeri sebebiyle evren insana hizmet edecek biçimde tasarlanmıştır. İslam medeniyeti insana saygı temeli üzerine teşekkül etmiştir. Yaratılmışların tümüne vicdani ve ahlaki ilkeler ile sevgi ve saygı temel ilkedir.

Allah’ın insan için belirlemiş olduğu hürriyet çerçevesi dâhilinde diğer doğal hak ve özgürlükler ele alınabilir. Bu çerçevede medeniyet ufkumuza hak ve adalet merkezli yol alabiliriz. . Özgürlük hakkından; din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, dil ve etnik aidiyet özgürlüğü, sivil örgütlenme özgürlüğü gibi doğal özgürlükler doğar.

İslam coğrafyasındaki kargaşa ve sömürgeciliği bitirmek için, vahiy merkezli yeni bir medeniyet inşası ile özgürlük iklimimize cesurca adım atmalıyız. Geçmişin şaşalı mirası ile avunma zavallılığından sıyrılmalı, bu günün hakikatlerini acıda olsa hikmet ile erdemlice analiz edip yanlışları, hataları ayıklayıp, günahlarımız için topluca tövbe etmeliyiz.

Batı merkezli ideolojik dil ve tercihlerden sıyrılıp inşa edici bir eleştiri ile değerlendirme ve analizler gerçekleştirmeliyiz. Emperyalizmin ve kendi içimizdeki münafıkların bizleri birbirimize ötekileştirdiği ve ayrıştırdığı sömürü araçlarına bilinçli bir tavır geliştirmeliyiz.

“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.”(Tevbe/23)

İslami yaşam modelimizi halkımızın tercih şıklarına doğru seçenek olarak veya tercih edilecek şık olarak yerleştirmek için, özgürlük iklimini içselleştirerek topluma sunmalıyız. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz hayati sorunları hiç gündeme getirmeksizin maslahat çölünde insanlara yalancı seraplarda tebliğ yapma avuntusundayız. Özgürlüğün, insan hak ve hürriyetinin güçlü bir şekilde yer edinmediği bir İslam toplumu eksik ve nakıs bir medeniyet olacaktır.

Saadet devrinde yaşıyormuşuz gibi bir havanın oluşturulduğu rüzgârda rotasız bir şekilde savruluyoruz. Uyanık olmamız ve hatta birbirimizi dürtüklememiz gereken bir zamanda uykumuz gelmese bile uyuyor gibi yapıp gözlerimizi sıkıca kapatmaya çalışıyoruz. Ya da uyanık kalma gayretinde olan kıymet ehli kişi veya hareketleri de maslahat bataklığında dibe gönderme girişimlerinde bulunuyoruz.

İslam medeniyet ikliminde aynı havayı soluyan Orta Doğu halkları olarak hep beraber, yeniden kardeşlik hukuku içerisinde birlikte yaşamanın yol ve yöntemlerini var etmeliyiz. Bu iklimden uzaklaştıkça sorunlar derinleşiyor ve nihayetinde olmaz, olamaz dediğimiz kötü sonuçları hep birlikte yaşamaktayız. Kul hakkı ile karşıma gelmeyin diyen Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın karşısına, Müslüman olduklarını haykıran topluluklar başka insanların canlarını katlederek çıkma garabetini gösterebiliyorlar.

Müslüman kavimler emperyalistlerin tuzakları ve İslam’dan uzaklaşma nedeni ile kendi öz değerlerini yitirmekte ve sorunlar gün geçtikçe daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmektedir. Günümüzde her türlü güç ve imkân ile liberal değerler, bütün dünyaya olduğu gibi Müslüman topluma da özgürlük muştusu olarak dayatılıyor.

İnsan hakları maskesi altında seküler düşünce yaşamımızın her alanında hâkim olacak şekilde bizlere kabul ettirilmeye çalışılıyor. Yeni nesillerimize baktığımız zaman bunu ciddi anlamda başardıklarını acı ile temaşa etmekteyiz.

Bunun asıl sebebi üzerine tefekkür edecek olursak; kendi özgürlük iklimimizi nefsi, kavmi, mezhepsel, sınıfsal, maddi ve ulusal maslahatlarımız için yaşamımızın dışına çıkarmamızdır. Kendimiz için istediğimizi kardeşimiz için yok hükmüne koymaya rıza göstermemizdir. Medeniyet ufkumuzu İslam’ın evrensel olan hak, adalet, ahlak ve özgürlük ikliminden beri kılmamız, ayrıştırmamızdır.

İslam, özgürlüğün, medeniyetin, evrensel dil ve ufkun, ahlakın adresi iken, bugün bu değerlere ilişkin hassasiyetler kaybedilmiştir. Bu kutsal vasıflarını yitiren bir toplumun medeniyet değeri üretmesi beklenemez. İslam coğrafyası tamamen dış müdahalelere açık, iç çekişmeler ile de kaos ve ölümlerin bataklığı durumundadır. Etnik, kültürel, mezhepsel, ulusal yapay sınırlar ile her geçen gün İslam özgürlük ve medeniyet ikliminden daha çok uzaklaşıyoruz.

Özgürlük ihlallerinin sorgulanmadığı, insanın değerli kılınmadığı, haklılığın güç ile kaim olduğu toplumlar her daim dış etkilere ve kaosa açık olacaktır. Ve hiçbir zaman ne kendi kaynaklarını kendi kullanacak, ne de öz değerleri ile karar alabileceklerdir.

Hukukun üzerinde olanların, hukukun üstünlüğü ve insan hakları yalanları ile bizleri sömürmesini göz ardı etmemeliyiz. İslami özgürlük iklimimiz ve öz medeniyet değerlerimiz ile yeniden bir inşa mücadelesi başlatmalıyız.

Özgürlük klişesini ağızlarından düşürmeyen sömürgeci fırsatçıların her alandaki küresel düzenlerini istikrarsızlaştırmak için kendi özgür düşünce değerlerimizi birliktelik ile güçlendirmeliyiz.

Özgürlüğün sorumluluk, cesaret ve fedakarlık istediğini biliyorum. Bunun için de her insanın özgürlüğü gerçekten istemeye cesaret edemeyeceğini kabul ediyorum.

Allah’a hakiki manada iman edenler bu öncülüğü gerçekleştirmek için; “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”(Bakara/257)

“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin.” (Al-i İmran/200) ayetleri ile diri ve aksiyon halinde olmalıdırlar.

Uygarlık maskesi ile istikbar düzenin coğrafyamızda işleyen çarkının dişlerini kırmak için “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin. Sizden olan yöneticilere de (itaat edin). Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, şayet Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız (o meseleyi çözmek için) Allah’a ve Resûl’e götürün. Bu, daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nîsa/59)” ilahi emrini yaşamımıza hakim kılmalıyız.

Farklı kavimleri, inançları, mezhepleri, barış içerisinde yaşatan İslam medeniyeti bugün içler acısı bir hal üzeredir. Evrensel bir dilin, bilincin, ufkun, ahlakın temsilcisi, tebliğcisi olan biz Müslümanlar, bugün İslami bütüne ilişkin hassasiyetlerimizi kaybettiğimiz için değer ve medeniyet üretemiyoruz. Ulusal parçalanmalar, kültürel parçalanmalar, mezhepçi parçalanmalar, düşünsel parçalanmalar sebebiyle, her geçen gün İslam özgürlük ve medeniyet ikliminden daha çok uzaklaşıyoruz.

Müslümanlar olarak karşı karşıya bulunduğumuz bu ufuksuzluk ve eylemsizlik zilletini gidermek büyük bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Özgürlük iklimimizi, medeniyet ufkumuzu, düşünsel birikimimizi, İslami eylemselliğimizi insanlığın büyük sorunlarını kavrayabilecek ve çözüm üretecek bir derinlikle buluşturabilmeliyiz.

Güçsüz olduğumuz, güçsüz bırakıldığımız noktaları Allah ve Resul’üne götürerek çözüme kavuşturmalıyız. Coğrafyamızın toplumsal sorun ve ihtiyaçlarına projeler üretmeliyiz. Adalet, hak, özgürlük, paylaşım değerlerini her birimiz, her topluluğumuz kendi saadet ve huzurumuz için güçlü kılmalıyız. Vatandaşı olduğumuz ülkede, ait olduğumuz kavim, mezhep, meşrep, hareket, cemaat içinde bu değerlerin hakkını verme gayretinde olmalıyız. Belki zordur biliyorum ama Müslümanlar olarak emperyalistler tarafından cetvel ile çizilmiş olan sınırlarla de kesinlikle kendimizi sınırlandırmamalıyız.

Yaratılıştan gelen doğal haklar, herkes için aynıdır. Bunları ayrıştırma ve çatışma sebebi yapan insanların nefsi zaaflarıdır. Biz Müslümanlar için de nefsi zaafın yanında imanın zayıflığı ve çeşitli maslahat uydurmalarıdır.

Rabbimiz bizleri kendine hakkı ile kulluk eda edenlerden eylesin, bizleri sorumluluk ehli ve salih kullarından ayırmasın inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.