1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Özgürlük, basın ve siyasi iktidar
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Özgürlük, basın ve siyasi iktidar

A+A-

Arap baharı malum, Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da otoriter rejimler yıkılıyor, çatırdıyor.

Türkiye ise model olarak anılan ülke...

Ama uluslararası kuruluşların basın özgürlüğüyle ilgili yayınladığı raporlarda hep sorunlu ve alt sıralarda yer alan bir ülke olarak anılıyor. Süren davalar, rakamlar, tutuklu gazeteciler bu tabloyu doğruluyor.

Demokrasi için model ülke ve demokrasi açısından sorunlu ülke.. Bu durumun yaman bir celişki oluşturduğu ortadadır. Karşımızda demokrasiye, demokratik açılıma, ülkenin sıradan vatandaşlara ve dışarıya verdiği imaja tümüyle zıt bir gerçek var. Durum gazeteci tutuklular, farklı faaliyetlerden tutuklandılar diyerek geçiştirilemez ve doğrulanamaz bir noktada.

Özgürlük meselesi ister..

Özgürlük ve özgür düşünce bir toplumun can damarıdır. Basın özgürlüğü ise bu can damarının en hassas noktasıdır.

Gazetecilik, anlama, gözleme, anlatma, aktarma, bilgilendirme, denetleme işlevlerini yerine getiren bir meslektir. Bu işlevlerin varlığı toplumları açık toplum, demokrasi kategorisine sokar. Yokluğu ise bir kapalı toplum ve otoriter düzen işaretidir.

Açık, demokratik toplumların ön koşulu basın özgürlüğünün tam olmasıdır...

Ön koşuldur zira aksi halde, sınırlanan sadece gazetecinin özgürlüğü değildir, aynı zamanda okurun, kamuoyunun özgürlüğüdür.

Nerede olursa olsun, neden olursa olsun özgürlük herhangi bir başarıya, bahaneye, gerekçeye, stratejik bakışa kurban edildiği an, en vahim ve derin bir hastalık başlar...

Basın hareket alanının sınırlanması toplumda şiddet yerine siyaset fikrinin yerleşmesinde belirleyici olur.

Bizde de son dönemlerde öyle oluyor.

Dar alan ve yasaklar, toplumun bir sorunla ilgili bilgilenerek, bir sorunla ilgili farklı eğilimleri doğal görerek çözüme katkıda bulunabilmesinin, toplumsal meşru zemin oluşturabilmesinin önü tıkanıyor...

Yasak fikri siyaset fikrinin önüne geçiyor...

Türkiye özgürlükler konusunda inen bir eğri izliyor.

Seçimlerden önce, AK Parti'nin üçüncü döneminde en önemli meselenin özgürlükler ve özgürlüklerin kurumsallaşması meselesi olduğunu söylüyorduk.

Diyorduk ki, AK Parti'nin üçüncü dönemi bir 'kurma' dönemidir, değişim sürecinin kurumlaşması aşamasıdır. Değişim sürecinin kurumlaşması ise yeni bir anayasa hazırlanmasını, Kürt sorununu da kuşatacak toplumsal ve siyasal yeni mutabakatların ve bunlara ilişkin kodlar üretilmesini içermektedir.

Ve bu dönemin bu açıdan önceki iki dönemden farklı gerekleri bulunmaktadır. Mutabakat, uzlaşı, siyasi talep-siyasi karar etkileşimine kapı açma, katılım çıtasını yükseltme gibi daha derin demokratik bir iklimi icap ettirmektedir. Yeni dönemde doğru hedeflere doğru araçlarla yol alabilmek için AK Parti'nin siyasi irade ve siyasi cesarete dayanan 'tek taraflı hareket etme ve takdir ederek verme' üzerine kurulu, 'demokratik hal' ile 'ataerkil tutum'u iç içe geçiren siyaseti, bu siyasetin yarattığı atmosfer yeterli değildir.

Bu iklime geçişin zorluğu ortadadır.

Ve Türkiye bugün bu zorluğu alabildiğine yaşıyor, tüm siyasi yalpalamalar bu çerçevede ortaya çıkıyor. Yeni dönemin icaplarına doğru bir sıçrama yapamıyor, yeni bir atmosfer üretemiyoruz...

Geçiş hala sağlanamadığı gibi, kurgu ve kurma kötü araçlarla, yasaklar, güvenlik politikalarıyla yapılıyor...

Basın özgürlüğünde alt sıralarda yer almak bunun göstergesidir.

Türkiye'nin model olabilmesi için İslam ve demokrasinin birlikteliği yetmez, aynı zamanda yaşayan demokrasinin derin ve sahici olması gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.