1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Özgür-Der Nisan 2009 Raporu
Özgür-Der Nisan 2009 Raporu

Özgür-Der Nisan 2009 Raporu

A+A-

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Nisan Ayı insan hakları raporu açıklandı. Değerlendirme ve bilanço olmak üzere 2 bölüm halinde yayınlanan raporda Kürt çocuklarına yönelik şiddetin arttığına dikkat çekildi.

Raporun değerlendirme bölümü şöyle:

ÖZGÜR-DER DİYARBAKIR ŞUBESİ

NİSAN 2009 İNSAN HAKLARI RAPORU

 

29 Mart yerel seçimlerinin ardından ihlallerde gözle görülür bir artış gözlenmekte. Bu ay yaşam hakkı, çocuklara yönelik ihlaller, keyfi gözaltılar, yargıda cezasızlık, ifade özgürlüğü, işkence ve kötü muamele ve Kürtçe yasakları başta olmak üzere yoğun hak ihlallerine tanık olduk.

 

Kürt sorununda siyasi inisiyatif alınması ve çözüm yolunda adım atılması beklenirken, bu ay da operasyonlardan, dipçiklerden, silahlardan ve kandan medet umuldu. Her ay raporlarımıza yansıyan çocuklara yönelik hak ihlalleri bu ay işkenceye dönüştü ve sokaklara taştı.

 

7 Kasım 2008 tarihinde Özgür-Der Genel Merkezi tarafından yayınlanan ve birçok derneğin de destek verdiği "İnancımızın ve Kimliğimizin Aşağılandığı, Resmi İdeolojinin Dayatıldığı Törenlere Tavır Alalım!" başlıklı bildiri nedeniyle derneğimiz hakkında açılan kapatma davasının ilk duruşması Nisan'da görüldü.

 

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ “İletişim Toplantısı”nda siyasetten medyaya, yargıdan Baro'ya takip edilmesi gereken güzergâhı belirledi. Ergenekon davasının yeni avukatlığına soyunan Genelkurmay Başkanı, "gizli tanık ve itirafçılara dayanıyor" diyerek davayı küçümsedi. "Dileriz sanıklar beraat eder" diyerek, sanıkların beratını talep etti ve Meclisi boykot etmeye devam edeceklerini deklare etti.

 

29 Mart yerel seçimleri ve ABD Başkanı Barak Obama'nın ziyareti ardından, El-Kaide ve PKK ile “irtibatlı olmak” iddiası ile Türkiye genelinde gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı. Yakalama ve gözaltına alma sırasında hukuk kurallarının ciddi bir şekilde ihlal edildiği görüldü.

 

Yakın tarihte farklı inanç ve kültürlere, her düşünceden muhaliflere karşı gerçekleştirilen inkâr, ayrımcılık ve yok etme politikaları, geride binlerce faili meçhul cinayet, kayıp ve toplu mezar bıraktı. Üstü örtülen olaylarla ilgili itiraflar bu ay da birbirini izledi. Ancak, failler gizlenmeye devam ediyor. 

 

Bu arada güvenlik güçlerinin, işkence ve yargısız infaz suçlaması altında olan görevlilerin yargılanmadığı, az da olsa açılan davada ceza verilmediği, ceza verilse bile af veya zamanaşımı ile bu kişilerin “kurtarıldığı” acı bir gerçek. Bunlara bu ay Bayrampaşa Cezaevi'nde 2000 yılında düzenlenen ve 32 kişinin katledildiği ''Hayata Dönüş Operasyonu''nun ardından 167 tutuklu ve hükümlü hakkında açılan davanın, zaman aşımı nedeniyle düşmesi eklendi.

 

Yaşam Hakkı İhlalleri Devam Etti

 

Kürt sorunu; siyasal, kültürel, kimliksel, ekonomik, sosyal ve psikolojik sebeplere bağlı olarak yakıcı bir şekilde devam ediyor. Bu sorun var oldukça, askeri oligarşinin siyaset ve toplum üzerindeki sosyal ve siyasal etkisi devam edecektir.  

 

Bu ay devlet kaynaklı şiddet birçok kentte karşımıza çıktı. Şanlıurfa'da, Abdullah Öcalan'ın doğum gününü kutlamak için, doğum yeri olan Şanlıurfa'nın Halfeti İlçesi'ne bağlı Ömerli Köyü'ne gitmek isteyen aralarında DTP'li milletvekilleri ile belediye başkanlarının da bulunduğu gruba güvenlik güçleri müdahale etti. Çıkan olaylarda Mustafa Dağ ve Mahsum Karaoğlan hayatını kaybet.

 

Hakkâri'nin Bağlar Mahallesi'nde ise DTP operasyonlarına karşı yapılan protestolarda yaşanan olaylar sırasında polisin attığı gaz bombasından kaçarken Katramas Deresi'ne düşen 14 yaşındaki Abdulsamet Erip adlı çocuk yaşamını yitirdi.

 

Hatay'ın İskenderun İlçesi'nde ise Emre Günay, polis ekiplerine ateş ettiği ve “dur” ihtarına uymadığı iddiasıyla öldürüldü.

 

Kahramanmaraş'ta, askerî tatbikat alanında oynayan iki kardeşin bulduğu havan topu mermisinin patlaması sonucu kardeşlerden Medine Avcı (2) yaşamını yitirdi.

 

İstanbul Bostancı'da ise polis yaptığı operasyonda şov yapayım derken 3 insanın ölümüne zemin hazırladı. Operasyon sırasında gerekli önlemleri almayan polis, sokaktan geçen bir kişi, bir eylemci ve bir polisin ölümüne neden oldu.

 

Özgür Düşünce Susturulmak İsteniyor!

 

Genel merkezimiz tarafından yayınlanan ve birçok derneğin de destek verdiği "İnancımızın ve Kimliğimizin Aşağılandığı, Resmi İdeolojinin Dayatıldığı Törenlere Tavır Alalım!" başlıklı bildiri nedeniyle Özgür-Der hakkında İstanbul Valiliğinin talebi üzerine Savcılıkça Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan kapatma davasının ilk duruşması 29 Nisan 2009'da yapıldı. Duruşmada kısa bir sözlü savunma dışında sözlü savunmaya izin verilmeyip, savunma yazılı olarak alındı ve duruşma 10 Haziran tarihine ertelendi.

 

Düşünceye düşünce ile cevap veremeyenler yasak ve tehditlere başvururlar. Özgür düşünceye açılan bu dava, Kemalist rejimin düşünsel tükenişini gösteriyor. Özgür-Der'in kapatılması talebiyle açılan dava, düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne yönelen açık bir saldırıdır. Söz konusu kapatma davası, laik-Kemalist resmi ideolojik dayatmaların, otoriter tahammülsüzlüğün tipik bir tezahürüdür.

 

Özgür-Der olarak kurulduğumuz günden beri yapmaya çalıştığımız gibi; eğitim alanında uygulanan tek tipçilikten Kürt sorununa, cezaevlerinde siyasi tutukluların tecridinden işkence ve kötü muameleye, düşüncenin özgür bir şekilde ifade edilmesinden vicdani redde kadar, Kemalist rejimin çarpıklıklarını deşifre etmeye devam edeceğiz. İslami kimliğin açık ve net ifadesine gösterilen bu tepki gösteriyor ki, Kemalist sistem İslam'ın vicdanları aşmasına ve görünür olmasına, görece özgürleşme sürecine rağmen eskiden olduğu gibi bugün de, tahammül edememektedir.

 

Çocuklara Yönelik Şiddet Devam Etti

 

Her ay raporlarımıza yansıyan çocuklara yönelik devlet şiddeti tüm tepkilere karşın devam ediyor. Bugüne dek çeşitli defalar yargısız infazlara hedef olan Kürt çocukları, son yıllarda medyaya yansıdığı üzere sokak eylemlerinde orantısız güce, sokak işkencelerine ve kurşunlara hedef oluyor.

 

Hakkâri'nin Bağlar Mahallesi'nde DTP'ne yönelik operasyon ve tutuklamalara karşı gösteri yapan gruba müdahale eden Özel Harekat polislerinden biri, 14 yaşındaki Seyfi Turan'ın başına silah dipçiği ile vurarak ağır bir şekilde yaraladı. Basın mensuplarının gözleri önünde cereyan eden olayda polis elindeki uzun namlulu silahın dipçiğiyle çocuğun kafasına vurarak parçalamak istedi. Başından aldığı darbeler sonucu ağır yaralanan Seyfi Turan, kaldırıldığı hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi edildi.

 

Bu olaylarda emniyet güçlerinin intikam ve hınç duygusuyla hareket ettiği gözleniyor. Yaşları 12 ile 18 arasında değişen çocuklara karşı uygulanan bu şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez. Özgür-Der olarak polisin özellikle çocuklara karşı uyguladığı bu şiddeti bir kez daha kınıyoruz.

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

İnsan Hakları Komisyonu

 

HABER DİYARBAKIR

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.