1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Öymen: Türkiye ABD karşısında geri adım atamaz
Öymen: Türkiye ABD karşısında geri adım atamaz

Öymen: Türkiye ABD karşısında geri adım atamaz

“S-400 füzelerinin alımı gerekçesiyle Türkiye’nin F-35 uçakları programına katılmasının askıya alınması da büyük bir haksızlıktır”

A+A-

 

Batı’nın, Doğu Akdeniz’deki kaynaklardan Türkiye ve KKTC’nin pay almasının dengeleri Türk tarafının lehine değiştirmesinden kaygı duyduğunu belirten Öymen, “ABD ve AB’nin baskılarına boyun eğmek, milli davadan geri adım atılması anlamına gelir” dedi.

 

Öymen’in Cumhuriyet'ten Tuncay Mollaveisoğlu'nun sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

AB’nin Türkiye’ye yaptırım kararının tek nedeni Doğu Akdeniz’deki hak arama mücadelesi değil. S-400 alımı ve NATO ruhu etkili oldu mu?

- AB üyelerinin büyük çoğunluğunun NATO üyesi olduğu ve stratejik konularda aldıkları kararların çoğunda NATO’nun ve özellikle ABD’nin etkisinin bulunduğu bilinmektedir. Yunanistan, Bulgaristan ve Slovakya gibi hem NATO hem de AB üyesi olan bazı ülkelerin elinde S-400’lerin bir önceki modeli olan S-300 savunma füzelerinin olmasından rahatsızlık duymayan ABD’nin ve bazı NATO ülkelerinin Türkiye’nin S-400 füzeleri almasına aşırı ölçüde tepki göstermelerinin, esas olarak Türkiye’yle o ülkeler arasında çıkar farklılıklarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Türkiye’nin Patriot füzeleri alma talebine olumsuz cevap veren ABD’nin şimdi S-400 füzelerinin alımına karşı çıkması açık bir çelişkidir. “Türkiye’ye savunma füzesi satamayız, başka bir ülkeden almasına da karşı çıkarız” demek Türkiye’yi etkili bir savunma sisteminden mahrum bırakmayı amaçlamak anlamına gelir. S-400 füzelerinin alımı gerekçesiyle Türkiye’nin F-35 uçakları programına katılmasının askıya alınması da büyük bir haksızlıktır. Türkiye’nin envanterine geçecek ve komuta ve kontrolü Türkiye’nin elinde olacak bir sistemin nasıl olup da F-35’lerin bütün sırlarına Rusya’nın ulaşmasını sağlayacağı, Pentagon’un son açıklamasında belirtildiği gibi bir Rus istihbarat platformu olarak kullanılacağı kamuoyunu ikna edecek şekilde açıklanmamıştır. F-35’ler konusunda NATO’nun caydırma gücünü de olumsuz etkileyecek bu yanlışın düzeltilmesi gerekmektedir.

'AYNI ŞEKİLDE OLMAZ'

Türkiye, Kıbrıs konusunda yeni bir adım atmalı mı? KKTC’nin Türkiye’ye doğrudan bağlanması gerektiğini öne sürenler var...

- Kıbrıs’ta şimdiye kadar yürütülen müzakere süreci Rumların engellemeleri nedeniyle sonuç vermemiştir. Aynı yolda devam etmenin anlamı kalmamıştır. Türkiye’nin egemen ve bağımsız bir ülke olarak tanıdığı KKTC’nin diğer ülkeler tarafından da tanınması için çaba göstermesinin zamanı gelmiştir. İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw bile 1 Ekim 2017 tarihinde Independent gazetesine yazdığı makalede, mevcut sürecin sürdürülmesinin anlamsızlığına değinerek Kıbrıs’ın taksimini ve Kuzey Kıbrıs’ın ayrı bir devlet olarak tanınması gerektiğini savundu.

BATI'NIN KAYGISI

Doğu Akdeniz’de tam olarak paylaşılamayan nedir? Türkiye’nin çok açık haklı ve hukuki gerekçeleri olmasına rağmen tüm Batı ülkeleri neden Türkiye’yi karşısına aldı?

- Sorun, Kıbrıs devletini kuran antlaşmaların iki toplumun egemen eşitliği temeline dayandığının Rum Yönetimi tarafından kabul edilmemesinden ve Rum Yönetimi’nin dünya ülkeleri tarafından Kıbrıs’ın meşru devletiymiş gibi tanınmasından kaynaklanıyor. Eğer Rumlar Kıbrıs’ın tek meşru devletiyse niçin bunca yıldan beri yeni bir devlet yapısı kurmak için müzakereler yapılmıştır? Bazı Batı ülkelerinin Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklardan Türkiye’nin ve KKTC’nin pay almasının ekonomik ve stratejik dengeleri Türk tarafının lehine değiştirmesinden kaygı duydukları anlaşılmaktadır.

KKTC, Rum Yönetimi’ne “bir komisyon kuralım, birlikte çalışalım” önerisinde bulundu... Rumlar reddetti. Rumlar burada yine çözümsüzlüğü dayatarak sonuç elde edebilir mi?

- Rumların adanın etrafındaki sularda ekonomik bölge ilan ederek Amerikan ve diğer yabancı şirketlere petrol ve doğalgaz araştırma ruhsatı vermesi, bazı bölge ülkeleriyle ekonomik bölge sınırlarıyla ilgili antlaşmalar yapması hukuka aykırıdır. O bölgede kendi şirketlerinin hidrokarbon kaynaklarını işleterek bundan kazanç sağlaması Amerika ve diğer bazı ülkelere önemli avantajlar sağlayacaktır. O nedenle bu ülkeler Rumları daha güçlü biçimde desteklemenin kendi çıkarlarına hizmet edeceğine inanmaktadır. Amerika’nın İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında başlatılan stratejik işbirliğini desteklemesinin esas sebebi de budur. ABD ve diğer büyük devletler tarafından desteklendiğini gören Rumlar, Türklerle herhangi bir uzlaşmaya bu nedenle ihtiyaç duymamaktadır. Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin ve KKTC’nin kendi hak ve çıkarlarını korumaktan başka seçeneği kalmamıştır. Türkiye’nin ABD’nin ve AB’nin baskılarına boyun eğmesi milli bir davadan geri adım atılması anlamına gelecektir.

'YURTTA SULH CİHANDA SULH İLKESİNE SAHİP ÇIKILMALI'

Türkiye’nin ulusal çıkarları konusunda Batı ile neredeyse her konuda ters düşmesi çok ciddi saflaşmaların zeminini hazırlıyor. Rusya-İran-Çin-Suriye bloku karşısında NATO ülkelerinin bilek güreşini izliyoruz. Türkiye bu kutuplaşmada 'ulusal çıkarlarımızın gereği neyse onu yaparız' diyor... Sizce nasıl bir tutum izlenmeli?

- Rusya ve onunla işbirliği yapan bazı başka ülkelerin NATO ile gerginlik yaşamaları bunların her konuda farklı politikalar izledikleri şeklinde anlaşılmamalıdır. Nitekim Türkiye’nin Kıbrıs civarındaki sularda sondaj faaliyetlerine başlamasına bazı NATO ülkelerinin yanı sıra Rusya da tepki göstermiştir. Ayrıca, Rusya, NATO ülkeleri gibi PYD’yi terör örgütü olarak tanımamakta ve Türkiye’nin tutumuna ters düşmektedir. Türkiye, dış politika alanında Cumhuriyetin kurucu ayarlarına dönmeli, Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine sahip çıkarak ulusal bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi korumayı en önemli hedef saymalıdır.

Etiketler : , , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.