1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. ÖYLESİNE BİR HAYAT
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖYLESİNE BİR HAYAT

A+A-

 

Öylesine bir hayatımız var şu dünyada. Okula öylesine gidiyoruz, işimizi öylesine yapıyoruz, kitabı öylesine okuyoruz, komşuluklarımız, akrabalıklarımız kısacası yaşantımızın neredeyse büyük bir kısmı öylesine geçmektedir.

Öylesine okul okuyoruz, dişini sık, biraz sabret, şunu da atlat, bu da geçsin vs. derken hayatta yaşanacak bir şey bırakmıyoruz. Evliliklerimizde hanımı idare et, çocuğu oyala derken olması gereken aile düzeni, aile hayatı gümbürtüye gidiyor. Arkadaşlıklarımız da öylesine. Şuna katlan, bunu oyala derken adam akıllı muhabbetimizin olduğu adam sayısı neredeyse yok gibi. Akrabalıklarda, şu akrabayı idare et, buna katlan, berikini geçiştir, ötekini kurcalama derken olması gereken muhabbet ve muamele öylesine işte.

Öylesine yaşadığımız hayattan hiçbir hayır görmüyoruz. Öylesine okuduğumuz okuldan bir şey öğrenmiyoruz. Öylesine kurulan akrabalık ilişkilerinden hayır doğmuyor. Öylesine kılınan namazdan bir şey çıkmıyor. Öylesine yapılan işten, güçten hiçbir hayır, bereket çıkmıyor. Hâlbuki her şeyi olması gerektiği gibi yaşasaydık, etseydik ne güzel olurdu be… Olması gerektiği gibi okula devam edip öğrenim görsek, olması gerektiği bir bilgi-birikim ile bitiririz. Olması gerektiği gibi işimizi gücümüzü yaparsak, olması gerektiği gibi hayrını görürüz.

Biz hayatı öylesine yaşarken, maalesef hayat treni çoktan geçip gidiyor. Yaşanmamışlıklarımız biriktiğinde, adeta hayatın posası kalıyor elimizde. Koskoca bir hayattan sonra elimizde kalan, hiç de umduğumuz gibi değil. Öylesine sürdürülen hayatlarda ayağa pranga olan boş çekişmeler, kısır döngüler, malayani meseleler diz boyu. Fındıkkabuğunu doldurmayan mevzular, boş beleş takıntılar, dişe dokunur tek bir tarafı olmayan hikâyeler vs…

Arkadaş, gözümüzü açtığımız şu dünyada adamakıllı bir hayat sürdürelim dedik, karşımıza içi boş, geçiştirilmiş, öylesine bir hayat çıktı. Boş ver gitsin, salla gitsin, takma kafana, aman sende deyip her şeyin içini boşalttık, ruhunu kaçırdık, aslını yitirdik, esasını kaybettik. Suya götürüp susuz getiren bu anlayış, hiçbir zaman elini yakamızdan çekmedi. Hayati bir misyon yüklenerek dünyaya gelen Ademoğlu, karşısına çıkan öylesine bir hayat karşısında, sıkıştırılmış, uydurulmuş, şişirilmiş, sanal bir yaşam görüyor. Ya ayak uydurup rahat edecek ya da bütün bu, düzmüş gibi yutturulmaya çalışılan terslikler karşısında kafayı yiyecek. Tercih senin, bir tarafta teslim ol rahat et, bir tarafta da işine gelirse…

Sen misin bu işlere kafa tutan, işte o zaman bütün genişliğine rağmen dünya sana dar gelir. Senin ne haddine ki öylesine bir hayatı istemeyip olması gereken bir hayat istersin. Sen kimsin ki, bu hayatı beğenmezsin, mızmızlanırsın, tantana edersin. İşte şimdi zılgıtı yedin, gelsin şimdi sana çıkmazlar, yumak yumak sorunlar, deste deste kederler. Otur oturduğun yerde, eski köye yeni adet mi getireceksin. Bütün bunlardan sana nesi. Sana dert mi bunlar. Senin üzerine vazife mi bunlar. Sen mi kurtaracaksın şu dünyayı…

İşte önümüzden, bekleme yapma, işine bak diyen bir hayat geçiyor. Resmigeçit töreni gibi peşi sıra geçip giden yaşanmamış hükmünde yıllar. Ne umuyorduk ne bulduk. Yalancı cennet misali her şeyin sanal olduğu, her şeyin sadece görüntüden ibaret olduğu, göze görünenin de seraptan ibaret olduğu, meydanda gösterimde olan şeylerin sadece bir illüzyondan ibaret olduğu tek perdelik bir oyunu oynuyoruz. Her figüran rolünü oynayacak, seyircileri eğleyebildiyse pirimini alacak, aksi halde piyonların atıldığı torbanın dibini boylayacak. Tabi bu arada rolünü oynarken asla somurtmayacak, aksi halde zoraki bir gülümsemeyi suratında mandalla taşımak zorunda kalacak.

Öylesine hayat, başımıza öylesine işler açtı ki topla topla bitmiyor. Şimdi bunun bedelini öylesine ödüyoruz ki anlatmakla bitmez. Yaşadığımız hayat, öyle böyle değil. Dışı seni yakar içi beni. Şekil o biçim, ruh, sizlere ömür. Böyle bir hayat öylesine zor ki… Nereye kadar gider, bilemiyorum. Şimdi diyeceksiniz ki gittiği yere kadar, işte o zaman öylesine hayatın kapılarını aralayacaksınız. Bir de diyeceksiniz ki, şöyle böyle geçecek bu hayat; iyi de kardeşim, öylesine bir hayatla da ulaşılamaz ki sahili selamete. Öyle ya da böyle, akıllanmamız lazım hayat böylesine geçip gitmeden…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.