1. HABERLER

  2. AHKÂM

  3. Oruçla ilgili Hükümler:Niyet (4)/ Molla Kemal KORKMAZ
Oruçla ilgili Hükümler:Niyet (4)/ Molla Kemal KORKMAZ

Oruçla ilgili Hükümler:Niyet (4)/ Molla Kemal KORKMAZ

A+A-

 

Niyet:

Niyet kalben bir şeyi,  şeksiz ve şüphesiz yapma iradesi ve kastında bulunmaktır. Burada maksat, orucu kastetmektir. Bu tanıma göre kişi ramazan ayında kalbinde yarının orucunu tutmayı geçirmesi niyetin tahakkuku için yeterlidir. Bazılarına göre ise niyeti dille de telaffuz etmek gereklidir. Lakin bu gereklilik ihtiyat babındandır. Eğer birisi akşamdan kalben niyet eder ise tutuğu orucu sahihtir.

Oruç şer’i bir ibadettir. Diğer ibadetler gibi ihlas ve kast-i kurbet ile yapılmalıdır. Kurbet kastı olmadan tutulan oruç batıldır. Riya ile yapılan oruç batıldır. Bilindiği gibi oruç İslam dininin mebnalarındandır. Dolayısıyla kast-i kurbet ve ihlas olmaksızın yalnızca yemek ve içmeyi belli bir saate kadar terk etmek, İslam’ın temellerinden biri olan oruçla uyuşmaz.

İbadet olan amellerde iki şey muteberdir.

  1. Amelin bir bütün olarak yerine getirilmesi.
  2. Amelin ihlas ve Allah’a yakınlık maksadıyla yerine getirilmesi.

Bu iki şey nasıl olursa olsun tahakkuk ederse ibadet de tahakkuk eder.

Niyet orucun şartı mı yoksa rüknü mü?

Bütün ulemanın görüşüne göre niyet orucun, farz ve müstahap bütün kısımlarında olmalıdır. Şart, amelin dışında olup ama amelle olması gerekli olan bir şeydir. Rükün ise amelin mahiyeti ve hakikati içinde olan şeydir. Hanefiler, “ameller niyete göredir” [1] ve “oruca fecirden önce niyet etmeyenin orucu batıldır”[2] şeklindeki meşhur hadislere dayanarak niyetin gerekli olduğunu söylemişlerdir.

Hanefi, Maliki ve Hanbelilere göre niyet şarttır. Çünkü ramazan orucu ve diğer oruçlar ibadettirler ve kişinin iradesiyle ve ihlasla yerine getirdiği bir fiildir.  İrade ve ihlas niyet olmadan tahakkuk edemezler. Niyet amelleri adetlerden ayıran önemli bir şarttır.

Niyet, Şafiilere göre ise rükündür.

Niyetin yeri neresidir?

Niyetin yeri kalptır. Yalnızca dille telaffuz etmek yeterli değildir. Dille telaffuz etmek ise şart değildir.[3] Ama Şafiilere göre niyeti dille telaffuz etmek sünnettir. Malikilere göre ise dille telaffuzu terk etmek daha iyidir.

Niyetin Şartları:

  1. Geceden yarınki oruca niyet etmek, bütün mezheplerin ittifak ettiği bir şarttır.[4] Bu şartın dayanağı, Darkutni ve Beyhaki’nin Hz. Ayşe’den rivayet ettikleri şu hadistir:

“Fecirden önce oruç tutmaya niyet etmeyen kimse için oruç yoktur”

Not: Hadise bakıldığında fecri sadıktan önce niyet edilmesi gerektiğini bildirmektedir. Bu öncelik beş dakika önce olacağı gibi bir kaç saat öncede olabilir.  Niyet genelde ibadete başlandığında ibadetin ilk cüziyle beraber olması gerekir. Namaza başladığında niyetin getirilmesi gibi.

Hanefiler[5] bütün oruç kısımlarında niyetin fecirde getirilmesinin gerekliliğini tekit etmişlerdir. Çünkü bu zamanda yapılan niyet hakiki, akşamdan yapılan niyetin takdiri ve farazi olduğunu söylemişlerdir. Hanefilere göre ramazan orucu ve müstahap oruç ve zamanı belirtilmiş oruçlarde fecirden sonra niyet etmek caizdir.

Şafiilere[6] göre ramazan orucu, kaza ve nezir orucunda geceden niyet etmek şarttır.  En doğrusu ise gecenin yarısından sonra niyet etmektir.  Niyetten sonra da yemek, içmek ve cima niyete zarar vermez ve bu fiillerden birini yaptıktan sonra da yeniden niyet etmek gerekmez. Nafile orucunda ise rivayet edilen hadislere göre zeval vaktinden önce niyet ederse kâfidir. Hanbeliler de Şafiilerin görüşündedirler.

Malikilere göre ise niyetin zamanı mağrip vaktinden ta gecenin sonuna kadardır. Ya da fecrin doğmasıyla niyet edilebilir. Ramazan ayının girmesiyle bir defe bütün ramazan ayı için niyet etmek kâfidir

Not: Ramazan ayının girmesiyle bir defa bütün ramazan ayını tutmak için niyet edilebilir ve kâfidir.  Çünkü ramazan ayında ramazan orucu dışanda başka bir oruç tutmak caiz değildir ve ramazan ayının zarfiyeti yalnızca ramazan orucu içindir. Bir bütün olarak niyet edilebilir. Ve eğer her akşamda yarının orucuna niyet edilirse dinde ihtiyata daha yakın ve müstahaptır. Bir kimse bütün ramazana niyet ederse ve bazen ramazanın bazı akşamlarında niyet etmeyi unutursa fecirden sonra niyet etmediğini hatırlarsa hatırladığı anda niyet edebilir.

  1. Niyet ederken ramazan ayına niyet edildiğini belirtmek:

Bu şart Hanefiler hariç diğer bütün mezheplere göre olması gereken bir şarttır. Hanefilere göre zamanı belli olan ( ramazan orucu, zamanı belli nezir orucu ve mutlak nafile) orucun niyetinde hangi oruç olduğunu belirtmek şartı yoktur ve gerekmez. Ama diğer mezhepler, tutulan her farz orucun ramazan, kefaret, nezir ve kaza için mi olduğunu niyetlerinde belirtmek zorundadırlar.[7] Ebu Hanife’ye göre ramazanda mutlak manada oruç tutmaya niyet edilirse ve ramazan ayında başka bir oruca niyet edilir de örneğin kefaret tutmaya niyet ederse bu oruç ramazan ayına dönüşür ve o günün ramazan orucunu tutmuş olur. Ebu Hanefi’ye göre seferi kimse oruç tutacaksa ramazan orucu olduğunu niyetinde belirtmelidir ve eğer seferde başka bir oruca niyetlenir se artık ramazandan sayılmaz belki niyet etiği oruç sayılır. Ama Kadı Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan Şeybani’ye göre ramazan ayında başka bir niyetle tutulan her oruç ramazan ayına dönüşür.

Not: Kimse bilmeden ya da unutarak ramazan ayında başka bir oruca niyet ederse orucu ramazan ayına dönüşür. Ama kişi bildiği halde ramazan ayında başka bir oruca niyet ederse bu niyet ramazan orucuna dönüşmez ve tuttuğu oruç ramazandan sayılmaz.

  1. Niyet kati ve kesin olmalıdır:

Hanefiler hariç bütün mezhepler niyetin kat’i ve kesin olmasında ittifak etmişlerdir.

  1. Her gün için ayrı niyet etmek:

Malikiler hariç diğer mezheplere göre her gün için niyet etmek şarttır. Çünkü her günün orucu bir ibadettir ve her ibadet için ayrı bir niyet gereklidir. Her günün niyeti diğer günün niyetinden farklıdır. Ama Malikilere göre bütün ramazan ayı için bir defa niyet yeterlidir. Her bir gün için ayrı niyet etmek de müstahaptır. Malikilerin delili Ayette geçen “şehr” kelimesidir ki bir aydan oluşmuş bir zaman bütününe denilir. Oruç evvelden sonuna kadar bir ibadettir ki, bir defa niyet etmek kâfidir. Kanaatimce Malikilerin görüşü hakka daha yakındır(الله عالم)

                                                                         Molla Kemal KORKMAZ
 

[1] Buhari ve Müslüm Ömer b. Hatab’tan nakletmişlerdir.

[2] Neyl Ul Evtar c.4 s. 195

[3] Moğni El Muhtac c.1 s. 150/ Haşiyet’ ul ibn Abidin c.1 s.101

[4] El Bedai c. S. 85/ El Şerh El Kebir c. S. 520/ Moğnş El Muhtac c.1 s. 423/El Moğni c. S. 91

[5] El Bedai c.2 s.85/Feth’uk Kadirc.2 s. 43,50,63

[6] Moğni El Muhtacc.1 s. 423

[7] Adı geçen eserler ve Bidayet’ul Müçtehid c.2 s.364

 

 

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.