1. HABERLER

  2. AHKÂM

  3. Oruç ile İlgili Hükümler: Müstehaplar (5) / Molla Kemal KORKMAZ
Oruç ile İlgili Hükümler: Müstehaplar (5) / Molla Kemal KORKMAZ

Oruç ile İlgili Hükümler: Müstehaplar (5) / Molla Kemal KORKMAZ

A+A-

Orucun müstahapları:[1]

 

  1. Sahura kalkmak, bir yudum bile olsa su içmek ve sahuru geceninin sonuna doğru bırakmak.

“sahura kalkın çünkü sahurda bereket vardır.”

  1. Mağrip vakti girdiğinde namazdan önce iftar etmek, orucunu açmak.
  2. İftardan sonra nakledilmiş dualarla dua etmek.
  3. Bir hurma veya bir bardak şerbet ile de olsa,oruçlu kimseye iftar vermek ve orucunu açtırmak.
  4. Fecirden önce cenabet, hayiz ve nifastan temizlenmek.
  5. Dil ve uzuvları boş konuşma ve fiillerden uzak tutmak.
  6. Beş duyu organıyla, insana hoş gelen arzularını kabartan mubah fiilleri terk etmek.
  7. Şafiilere göre oruçlunun bedenini zaafa sokacak fesd (ayakların arka damarlarından kan aldırma) ve hacemat(sırttan kan aldırma) gibi fiilleri terk etmek müstahptır.
  8. İlim tahsili, Kur’an tilaveti ders alma, daimi zikir,  selavat zikri ve salih her türlü amel.

“Ramazan ayında Hz. Cebrail Peygamber’e gelir beraber Kur’an’ı tilavet ederlerdi”

10-İtikâfa girmek, özellikle ramazan ayının son on gününde.

Orucun mekruhları:

  1.  İki gün orucu birleştirme.Yani iki gün üst üste oruç tutmak, bu tür oruç Şafiilere göre haram ve diğer mezheplere göre mekruhtur.
  2. Cimanın mukaddimelerinde bulunmak.
  3. Gündüz güzel koku sürmek ve koklamak ve hamama gitmek.
  4.  Boğaza kaçmamak şartıyla yiyeceklerin tadına bakmak.

İftar etmeyi caiz kılan mazeretler:[2]

  1. Sefer:

 Bakara suresinin 185. Ayetinde sarih olarak beyan edilmiştir. Seferde iftar edebilmek için seferin mubah, şer’i mesafede olması gerekir. Namazın kısaltıldığı mesafelerde iftar edilebilir ve fecirden önce beldesinden çıkmış olmalıdır ki, iftar edebilsin. Şafiilere göre seferde iftar edebilmek için kişinin işinin sefer olmaması gerekir. Yani eğer birisinin işi şehirlerarası şoförlükse bu adamın orucunu bozacak mazereti yoktur. Bu kişiye oruç tutmak farzdır. Eğer sefer ona meşakkatli gelirde canı bedeni uzuvları tehlikeye girecekse oruç tutmayabilir ama kaza etmelidir.

 Seferi kimse oruçlu sabahlarsa daha sonra iftar etme mecburiyetinde olsa Şafii ve Hanbelilere göre caizdir ve hiçbir günahı yoktur. Çünkü Hz. Peygamber Mekke’nin fethinde oruçluydu yolda iftar etti. Ama Hanefi ve Malikilere göre haramdır ve günah işlemiştir.

Bu şahıs Malikilere göre hem kaza ve hem de kefaret vermelidir. Diğer mezheplere göre ise kaza etmesi yeterlidir.

Seferi kimsenin seferde oruç tutuması Hanefi maliki ve Şafilere göre zarar görmeyecekse, afzaldır.

  1. Hastalık:

Hastalık da ayette sarih bir şekilde beyan edilmiştir. Hasta kişinin oruç tutması meşakkatli ve oruç tutulduğunda hastanın ölmesinden korkuluyorsa, hastanın hastalığında artma ya da hastalığının geç iyileşmesine sebep oluyorsa bu hastanın oruç tutmaması gerekir. Hasta kimse bu durumların hiç biriyle karşılaşmayacaksa oruç tutmasında bir sakınca yoktur.

Şafiilere göre hasta kimse iftar edecekse buna niyet etmelidir ve niyet etmez ise günahkârdır.  Ama diğer mezheplere göre iftar etme niyeti vacip değildir.

Şafii ve Hanefilere göre hastalıkta iftar etmek mubahtır. Hanbelilere göre hastalıkta iftar etmek müstahap ve oruç tutmak mekruhtur. Malikilere göre hastanın orucu ölümüne ya da zaafına sebep olacaksa iftar vacip, eğer oruç tutması meşakkatli ise iftar müstahaptır.

Seferi ve hasta kimse oruç niyetiyle sabahlamışsa ve mazereti de bertaraf olmuşsa iftar etmesi caiz değildir. Eğer iftar etmek niyetiyle sabahlamışsa ve mazereti bertaraf olmuşsa günün baki kalan kısmında yemesinde ve içmesinde bir sakınca yoktur. Hasta ve seferi kimse ramazan ayında nafile oruç tutamaz ve de farz olan başka bir oruç tutamaz. Bu hüküm Hanefiler hariç diğer mezheplerin ittifak noktasıdır. Hanefilere göre ise farz veya müstahap oruç tutabilir.

Hasta ve seferi kimse tutmadığı oruçları bir sonraki ramazan gelmeden kaza etmelidir. Eğer bir sonraki ramazana kadar tutmamışsa kazayla beraber kefaret de vermelidir.

Kefaret her gün için bir mud beldesinin galip yiyeceğinden vermesidir. Her mud yaklaşık 408 ile 450 gr arasındadır.Ne kadar fazla olursa daha iyi ve ihtiyata yakındır. Kaza yerine getirilmediği takdirde ise her sene kefaret tekrar eder. Ama eğer mazeret diğer ramazana kadar devam ediyorsa kazası vardır ama kefareti yoktur. Eğer hasta ya da seferi kimse kazasını yapmadan ölürse velisi müstahap olarak onun yerine kaza eder. Velisi oruç tutmazsa geriye kalan malından her gün için bir mud taam kefaret vermelidir. Tirmizi Abdullah b. Ömer’den rivayet eder;

“Kim ölürse ve ramazan orucunu tutmamışsa onun yerine her gün için bir fakire taam verilmelidir”

Hz. Ayşe’den rivayet edilmiştir;

Resullullah(s.a.v)buyurdular: “Kim ki,ölürse ramazan orucunu tutmamışsa velisi onun yerine tutar”

  1. Hamilelik
  2. Süt vermek

Bu ikisi kendi canlarından ya da cenin ve çocuğun canının tehlikede olduğuna itminan ederse iftar edebilirler.

Eğer iftar ederlerse Hanefilere göre yalnızca kaza vardır fidye gerekmez. Şafiiler ve Hanbelilere göre hamile ve süt veren kadın yalnızca çocuklarından korkuyorlarsa kazayla beraber fidyede vermelidirler. Malikilere göre süt veren kadın yalnızca kazayla beraber fidye vermelidir.

  1. Yaşlılık:

Yaşlı erkek ve kadın, yaşlarından dolayı bütün sene boyu oruç tutamıyorlarsa iftar edebilirler. Güçleri olmadığından kazasıda farz değildir. Her gün için bir fakire fidye vermelidirler.

  1. Aşırı ateş ve susuzluk:

Oruç tutmak bir kimsenin ateşlenmesine ve susuzluğuna sebep oluyorsa adeta dayanılmayacak bir duruma geliyorsa ve canına, aklına veya duyu organlarının zarar görmesinden korkuluyorsa iftar edebilir ve kazası farzdır. Hatta eğer canının helak olmasından korkuluyorsa oruç tutması haramdır. “Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın”(Bakara 195)

Hanefiler göre kaza kefaret gerektiren haller:[3]

İki şey hem kaza ve hem de kefaret gerektirir.

1-Şer’i hiçbir dayanak olmaksızın isteyerek yemek ve içmek.

2-Şehvetini tamamen gidermek; cima gibi.

Bu iki durumda hem kaza ve hem de kefaret vermek gerekir ki, bazı şartları vardır.

*Oruçlu kimse akşamdan yarınki oruca niyet etmiş olmalıdır. Eğer akşamdan niyet etmemiş ise gündüzün bilerek orucunu bozarsa yalnızca kazası vardır. Eğer bir kimse geçmiş kazalarını tutmaya niyet ederse ya da başka bir oruca niyet etmişse ve gündüz orucunu bozarsa kefareti yoktur ama kazası vardır.

*Hastalık ya da sefer gibi orucu bozmasına sebep olacak bir halet kendisi için vaki olmamalıdır. Hastalık vukuederse iftar edebilir. Ve sonra kaza eder. Ama eğer seferden önce iftar ederse kazayla beraber kefaret vermelidir.

*Bilerek isteyerek orucunu bozmalıdır eğer ikrah ile bozarsa yalnızca kazası vardır.

*Eğer unutarak ya da yanlışlıkla orucunu bozarsa kefareti yoktur.

Şafiilere göre kaza ve kefareti gerektiren haller:

Şafiilere göre ikisini birden farz kılan şey cimadır. Bu hükmün bazı şartları vardır;

*Eğer birisi akşamdan oruç tutmaya niyet ederse ve o halle cimada bulunursa hem kefaret ve hemde kaza vaciptir. Ama eğer akşamdan niyet etmemişse orucu sahih değildir ve imsak da etmelidir. Bu halde hanımıyla cima ederse kefaret vacip değildir ama kaza etmelidir. Çünkü hakikatte bu kişi oruç değildir.

*Bilerek ve isteyerek cima ederse kaza ve kefaret gereklidir. Ama eğer unutmuşsa ramazandır ve oruçlu olduğunu unutursa ve bu halde cima ederse orucu batıl değil ve kaza etmesi de gerekmez.

*Kendi iradesiyle cima yaparsa kaza ve kefaret gerekir. Ama eğer cimayapmaya zorlanırsa orucu bozulmaz kaza ve kefaret gerekmez.

* Oruçlu iken cima yapmanın şer’i olarak haram olduğu hükmünü bilmelidir. Bu surette cima ederse hem kaza hemde kefaret lazımdır. Ama cehalet kabul görülmez. Birkimse yeni Müslüman olmuşsa ya daİslam ulemasından uzaksa küfür beldesinde büyümüş ve İslami hükümlerden bihaberse bu halde cima ederse orucu batıl olmaz.

*Cimaya ramazan ayında oruçlu iken duçar olursa hem kefaret ve de kaza farzdır. Ama eger nafile oruç tutmuşsa, kaza tutmuşsa, kefaret orucu tutmuşsa ve bu durumlarda bildiği halde cima ederse kefaret farz değildir ama kazası vardır.

* Orucunu yalnızca cimayla bozarsa kaza ve kefaret farzdır. Ama eğer cimayla beraber orucu bozan başka şeyler de yaparsa yemek içmek gibi bu durumda yalnızca kaza farzdır.

* Kaza ve kefaretin farz olması için cima eden kimse akil ve baliğ olması gerekir. Oruçlu çocuk cima ederse kefaret ona farz değildir.

* Seferi kimse seferdeoruç tutarsa ve gündüz orucunu cimayla bozarsa kefareti yoktur. Çünkü sefer ruhsattır.

* Cimadan sonra ve mağripten önce delirmezse kefaret ve kaza ikisi farz olur. Eğer cimadan sonra deli olursa kefaret gerekmez.

* Eğer henüz fecir doğmamıştır veya mağrip olmuş zannıyla cima ederse daha sonra gerçek olmadığı anlaşılırsa yalnızca kaza ve imsak etmelidir.

* Cimada inzal tahakkuk etmezse de kefaret ve kaza farz olur.  Belli mahaller dışında başka bir mahalden cima tahakkuk ederse kefaret gerekmez.

Not: Kişi şer’i hükmü biliyorsa bu halde cima ederse ister inzal tahakkuk etsin ya da etmesin ve cimanım mukaddimelerini yerine getirir, cinsel organlar birbirine değerse ve bu esnada cima tahakkuk ermezse de ama inzal tahakkuk ederse kefaret ve kaza farz olur.

Eğer kişi hanımını cimaya zorlarsa kadın karşılık vermiyorsa koca hem kaza ve kefaret vermeli hem de karısının kefaretini üstlenmelidir. Ama eğer zorlarsa ve daha sonra kadında isterse kadına da kefaret farz olur.

Hanefilere göre yalnızca kaza gerektiren haller:

1-Oruçlu kimse yemek sayılmayan bir şeyi meyli olmaksızın yerse ilaç gibi, yediği şey bedene güç ve kuvvet verecek vitamin içerikli bir yiyecek değilse buna benzer bir şey yerse kazası vardır ama kefareti yoktur.

Örneğin, bolca tuzu bir defada yemesi, unu bir şey katmadan yemesi, hamur yemesi, tomurcuk halindeki meyveyi yemesi, yenilmesi adet olmayan toprak yemek, yaprak yenilmesi, küçük taşları yutmak… v.b

Not: Bütün bu verilen örneklerde sorun vardır. Genel olarak oruçlu kimse boğazına giderek midesine inecek her şeyden uzakdurmalı.İlaçlarda iki türlüdür:Bazı ilaçlar vitamin özelliği taşımakta ve bunlar orucu bozar ve bazıları vitamin özelliği taşımaz belki tedavi içeriklidir bunlar orucu bozmaz.

2-İlacı şer’i bir mazeretten dolayı kullanmak zorunda kalsa,hastalıkta alınan ilaç gibi kaza farz olur ama kefareti yoktur.

3-Oruçlu kimse cima dışında herhangi bir yoldan şehvetini giderirse kaza farz olur ama kefareti yoktur.

Şafiilere göre yalnızca kaza gerektiren haller:

1-Bir şeyin oruçlunun midesine inmesi ve ulaşması az ve ya çok olması fark etmez. Elbette bu şartın tahakkuk etmesi için bazı şartlar vardır;

*Kişinin İslami hükmü bilmemesi gerekir ya da yeni Müslüman olmuştur veya İslam ulemasına eli ulaşmamaktadır

*Bilerek bir şeyleri midesine ulaştırmalı.Eğer zorla bir şeyleri midesine indirirlerse orucu bozulmaz.

*Ağız, burun, önden ve ya arkadan mideye, karına, içeriye bir şey sokma.

2-Oruçlu kimse istinca halinde parmağını tümünü yada bir kısmını önden veya arkadan sokarsa bu durum orucunu bozar ve kaza gerektirir. Ama bir zaruretten dolayı sokarsa ilaç sürme maksadı gibi bu durumda orucu bozulmaz.

3-Dumanlı içecekler sigara, nargile ve benzeri şeylerin dumanını almak orucu bozar ve kaza farz olur.

4-Kulağa sokulan bir çubuk veya benzeri bir şey orucu bozar ve kaza gerektirir. Çünkü kulağın içi cevften(içeriden)sayılır. Oruçlu kimse haddinden fazla ağzına ve burnuna su alıp çalkalarsa ve su boğazına kaçarsa orucu batıl olur ve kaza farz olur.

5-Akşamdan dişlerinin arasında kalan kırıntılarını atabilme imkânına sahip olduğu halde yerse orucu batıldır ve kaza farz olur.

6-Oruclu kişi bilerek isteyerek kusarsa vekusma ağız dolusu bile olmazsa orucu batıl olur ve kaza farz olur.

7-Oruçlu kişi isteyerek ve bilerek kendisini zorlayarak midesinden bir şey çıkarıp boğazına getirirse orucu batıldır. Ama içerden ağıza gelen balgam gibi şeyler ya da balgamı çıkarmak orucu bozmaz. Ama eğer bu balgamı ağızda toplar ve yutarsa orucu bozulur.

8-Cima hariç öpmek, okşamak ve benzeri fiillerle inzal olursa, oruç bozulur ve kaza farz olur. Ama bakmak ve tasavvur ile inzal tahakkuk etmişse bu durum orucu bozmaz ihtilam gibidir.

                                                                                                         Molla Kemal KORKMAZ

 


[1]El Bedai c.2 s. 105-108/El dur ‘ul El muhtar c.2 s. 157/El Şerh’ul El Kebirc.1 s.515/Moğni El Muhtacc. S. 434-436

[2]A.g. eserler

[3]A.g.eserler ve Bidayet’ul El Muctehidc.2 s.388-404/Kitab’ul El Fıkıh c.1 s.476-482

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.