1. HABERLER

  2. AHKÂM

  3. Oruç ile İle İlgili Hükümler (3) / Molla Kemal KORKMAZ
Oruç ile İle İlgili Hükümler (3) / Molla Kemal KORKMAZ

Oruç ile İle İlgili Hükümler (3) / Molla Kemal KORKMAZ

A+A-

Bir önceki konuda Orucun vücup şartlarından olan İslam’ı işlemiştik. Şimdi ikinci ve üçüncü şartları ele alacağız.


Buluğ ve Akıl:

1-Çocuk ve deli kimse için oruç vacip değildir. İslam dininde bu kimselerden ref’ul kalem olmuştur. Yani bunlara şer’i teklif müteveccih değildir.  Mecnun kimsenin hastalığı eğer devamlı ise şer’i hiçbir vazifesi yoktur. Ama eğer günün belli saatlerinde aklını kaybedip daha sonra iyileşiyorsa ve niyet vakti oruca niyet edebiliyorsa bu kişiye oruç farzdır.

2-Baygınlık geçiren kimseyi de hüküm olarak mecnun olan kimseye mülhak etmişlerdir. Lakin baygınlık mahiyeti itibariyle mecnun gibi değildir. Mecnunda akıl kesinlikle işlevsiz bir durumdadır. Ama baygın olan kimsenin akıl sağlı yerindedir. Dolayısıyla niyet vakti eger baygın kimse baygın değilse niyet edip orucunu tutabilir. Baygınlık durumu bütün gün ya da bütün Ramazan ayını kapsıyorsa komaya giren kimse gibi şer’i bir vazifesi yoktur. Daha sonra kendisine geldiğinde tutamadığı oruçların kazasını tutar.

 

Özetle, baygınlık ve kesintili mecnunluk orucun farz olmasına engel değildir. Aynı şekilde belli zamanlarda hasıl olan delilik ve baygınlık da kaza edilmesine engel değildir. Lakin delilik bütün Ramazan ayını kapsıyorsa bu şahıs için kaza gerekmez, bütün ramazanı baygınlıkla geçiriyorsa daha sonra kaza etmelidir.

3-Mümeyyiz çocuk erkek ya da kız fark etmez, gücü yetiyorsa oruç tutabilir. Ve icmai hüküm esasınca ibadetleri geçerli ve sahihtir. Şafii, Hanefi ve Hanbeli ulemasına göre çocuk yedi yaşından sonra eğer oruç tutacak kudrete sahipse velisi tarafından oruç tutmaya emredilir. Ama Malikilere göre çocuk buluğ yaşına girmeyene kadar oruç ona farz değildir. Velisi tarafından da oruç tutmaya zorlanmaz.

Kudret ve Vatanda olmak:

1-İcmai hükme göre hasta ve seferde olan kimse için oruç farz değildir. Eger oruç tutamıyorlarsa kaza etmelidir. Oruç tutmaları halinde ise oruçları sahihtir. Bu hüküm bakara süresinin 183. Ayetinde beyan edilmiştir.

2-Seferden dönen kimse  gündüz evine varmışsa günün geriye kalan kısmında yemeyi ve içmeyi terk etmelidir.Aynı şekilde hayız ve nifastan temizlene kadar kadın da gün içinde temizleniyorsa geriye kalan zamanda yeme ve içmeyi terk etmelidirler.

3-Oruç tutma kudretine sahip olmayan yaşlı, hamile ve çocuk emziren kimselere oruç tutmak farz değildir. Bunlar kaza tutmakla mükelleftirler.

4-Sefere çıkan kimsenin seferi, şer’i uzaklıkta olmalıdır. Kısa mesafeli yolculuklarda iftar edilmez. Hanefiler hariç diğer mezheplere göre sefer mübah bir iş için olmalıdır. Haram bir şey için sefer ediyorsa, seferi haram olmakla beraber o seferde iftar etme hakkına da sahip değildir.

5-Hanbeliler hariç diğer mezheplere göre seferi kimse seferde iftar etmek istiyorsa fecirden önce sefere çıkmalıdır. Ama fecirden sonra sefere çıkıyorsa o gün oruç tutmalıdır. Çünkü oruç bir ibadettir. Sefer ve vatanda bulunma bir arada tahakkuk etmiş ve vatanda bulunma zamanı galebe ettiğinden iftar edemez.

6-Eğer bir kimse oruçluysa ve gün ortasında hastalanıyorsa, hastalığı kendisine zarar veriyorsa bu kimse iftar edebilir ve daha sonra kazasını tutar.

                                                                                                   Molla Kemal KOKMAZ 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.