1. YAZARLAR

  2. Cevdet IŞIK

  3. ORTAK BİR SÖZDE BULUŞMAK
Cevdet IŞIK

Cevdet IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

ORTAK BİR SÖZDE BULUŞMAK

A+A-

 

Allah, ortaklığı şiddetle reddeder. Nasıl reddetmesin ki! Zira Allah’a ortak olanın, Allah’a denk olması gerekir ki ortaklık yapılabilsin. Nasıl ve hangi bakımdan? Bilgi, güç ve mülk bakımından en azından. Var mı böyle bir ilah? Eğer olsaydı kesinlikle yerin, göğün düzeni bozulurdu. (Enbiya, 21:22) Ortaklık taraflar arasında denklik gerektiren bir olgudur. Yaratanla yaratılan hiç denk olabilir mi? Onun için insan olan, böyle bir savı aklına getirmekten kaçınmalıdır. Böylesi bir niyet ve eylemin sahip olacağı bir gerekçe ve gerçeklik olmadığından, insana düşen haddini bilmek olmalıdır.

İnsan, ancak insanla ortaklık yapabilir. Bu, hem mantıklı hem de gereklidir aynı zamanda. İnsan mükemmel bir yaratılışa sahip olduğu halde, bütün varlıklardan müstağni olacak bir yeterliliğe sahip değildir. Çok eksikleri vardır. Gücü her şeyi yapmaya yeterli değildir. Hikmeti elde edebilecek yeterli bilgiye sahip değildir. İnsanın bir özerkliği vardır ama bu özerklik mutlak değildir. İnsan aciz ve yardıma muhtaç bir yapıya sahiptir. Onun için bir dayanışma ve yardımlaşma içinde olmak zorundadır. Yoksa işleri yürümez; yaptığından, yapacağından pişman olur.

Bütün ortaklıklarda bulunması gereken en önemli koşul adalettir.

Ortaklık denince ekseriyetle akla ilk gelen ticari ortaklıklar olmaktadır. Fakat hayatın bütününe baktığımızda neredeyse ortaklaşmanın olmadığı bir alan yok gibidir. Hatta gibisi fazladır, yoktur. Aile bir ortaklıktır mesela. Toplumsal yaşamın kendisi bir ortaklık üzerine inşa olmuştur. Devlet ve devleti oluşturan bütün kurumlar ortaklık paydasında buluşur. Hayatın akışını oluşturan bütün ilişkiler, sözlü veya yazılı, kayıtlı veya kayıtsız ortaklıklardan oluşur. Her ortaklıkta bağ ve bağlantılar vardır. İçerik olarak bu bağ ve bağlantılar ilkeleri oluşturur. Bu ilkeler sayesinde haksızlıkların önü kesilmiş olur. Yani ortaklık denince ilke, ilke denince de adalet akla gelmelidir. Adalete götürmeyen ilke zulüm üretir. Hayat, sadece çok somut ve belirli ilkeler bütününden oluşmuyor. İlkeler hayatın çok az bir kısmını oluşturur; tabir caizse ilkeler hayatın sütunları gibidir. Sütunlar arasındaki boşluklarda ise insan kendine has özelliklerle arz-ı endam eder. Böylece insan ya insan kalarak insanca yaşar ya da insanlıktan çıkar.

Bütün ortaklıklarda en temel gaye insanın insan kalmasıdır.

İnsan kalmak insanın varoluş amacıdır. İnsan kalmak kolay değil, zor bir meseledir. Çünkü insan kalmanın zemini son derece kaygandır. Bu zemine etki eden harici ve dâhili çok sayıda etmen vardır. Söz konusu etmenler sebebiyle insan her “an” bir halden başka bir hale geçebilir. Bu anlamda insanın, potansiyel hal değişimlerine en çok maruz kalan bir varlık olduğunu söyleyebiliriz. Onun için insanın kalbi sürekli olarak bir halden başka bir hale inkılap eder. Her inkılapla beraber sancılar da olacaktır pek tabi. İnsanın hem kendisi ve hem de başkası tarafından istismar edilerek aldatıldığı bu alan, belirsizliklerden oluşur. Aslında bu belirsizlik alanı hem kaos ve hem de kozmos için bir imkan anlamına da gelir. Değişim ve dönüşümlerle oluşan sancıları örtbas etmek için insan –özellikle de bu zamanda- seküler aklın himayesine girmiştir. İnsan seküler aklın himayesine girmekle ne yapmış oluyor? Güya hayatından Allah’ı baypas etmiş oluyor. Böylece sekülerizm, kalbi sancılardan kurtuluşun en büyük küfrü/örtüsü haline geliyor. Bu haliyle sekülerizmin aynı zamanda bir kopuş anlamına geldiğini de unutmayalım: aşkın olandan kopuş.

İnsanlar ortaklaşarak her türlü seküler küfrün/örtünün oluşturacağı karanlıktan emin olabilir. Bunun için yapılması gerekenin öncelikle bir söz ortaklığı olduğunu Kur’an bizlere haber veriyor. Ali İmran Suresi’nin altmış dördüncü ayeti açık ve net bir şekilde ehli kitap bağlamında meseleye açıklık getiriyor. Bu ayetin meali şöyledir: “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızdaki ortak bir söze gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Kimimiz kimimizi Allah’ın peşi sıra rabler edinmeyelim. Yüz çevirirlerse “şahit olun ki biz Müslümanlarız” deyin.” Burada verili bir durum söz konusudur. O da zaten taraflar arasında “ortak bir sözün” varlığıdır. Bu ortak sözü kısaca tevhid olarak adlandırmak mümkündür. Tevhid o kadar önemlidir ki insanın varoluşsal tasavvurunu kuşatır. Bu tasavvurun merkezinde Allah vardır. Bunun en özlü ifadesini ise “Allah’tan başka ilah yoktur” ifadesi oluşturur. Buna göre akla gelebilecek hiçbir şey Allah’tan bağımsız değildir.

Tevhid, en hakiki ve en kadim ortak sözdür. Bugün insanlık bu ortak sözden mahrumiyetin oluşturduğu krizlerle boğuşmaktadır. Bu ortak söze dönüş yapmadan, bu ortak sözle buluşmadan, insanın gün yüzü görmesi mümkün değildir. En kötüsü de ölüm sonrasında insanı bekleyen akıbettir. Rabbimiz Teâlâ, elçileri vasıtasıyla sürekli olarak bu zaman üstü hakikati hatırlatmıştır: Hem bu dünya hem de ahiret hayatındaki olumsuz neticelerinden haberdar etmiştir. İnsan, bir özgürlük manifestosu olan bu ortak sözle buluştuğu zaman, her açıdan barışa kavuşmuş olacaktır. Önce kendisiyle sonra da diğer varlıklarla barış halinde olacaktır. Müslüman olmanın temelini bu barış fikir ve düşüncesi oluşturur. Bugün bizler bundan çok uzaklardayız. Her türlü vahşet ne yazık ki, Müslümanlara fatura ediliyor. Bu yanlışlığın öncelikle Müslümanlar tarafından fark edilmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikle kabul ettiğini deklare ettiği tevhidin anlamına vararak doğal buluşmayı gerçekleştirmelidir. Bu, acilen yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur. Çünkü her Müslüman aynı zamanda bir muvahhittir. Onun için öncelikle her Müslümanın kendi özü olan tevhidin canlı birer modeli olma sorumluluğu olduğunu fark etmesi gerekir. Geçmişte ehli kitap için söylenmiş olan ortak sözde buluşma teklifi, bugün Müslümanlar için bir zaruret halini almıştır.

O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. (Kehf, 18:27)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.