1. YAZARLAR

  2. Veysel YENİGÜL

  3. Ortadoğu’da Kadim kodlarına sığınan Devletler ve Değişim isteyen Kürtler
Veysel YENİGÜL

Veysel YENİGÜL

Fikirzemini
Yazarın Tüm Yazıları >

Ortadoğu’da Kadim kodlarına sığınan Devletler ve Değişim isteyen Kürtler

A+A-

     İslam dünyasında sosyal, ekonomik ve siyasi hayat; batı karşısında hiçbir proje geliştirmeyen, toplumlara hiçbir gelecek vaat etmeyen fundamentalizm tehdidi altındadır. Fundamentalizm, modernliğe sadece görünüşte karşıdır. Eleştiri düzeyi retorikten öteye geçmez. Kadim İslam'ın ruhu ve mesajıyla ilgisi olmayan farklı bir sosyo-politik kalkışmadır. Farklı çehrelere sahip bu hareketler, İran ve Arabistan tarafından farklı nedenlerle paradoksal bir biçimde devlet düzeyinde destekleniyor. Türkiye'nin de bu yönde ciddi kuşku ve soru işaretleri barındıran bir sürece dahil olduğu yönünde işaretler yok denilemez.

     Yıllarca uğraştık didindik. Olabilir ki Ümmet-i Muhammed dirilir de hep beraber kurtuluşa ve onurlu bir yaşama kavuşuruz diye. Bunun imkansız olduğunu yaşayarak müşahede ettik. Bari dedik; Ümmetin içindeki en yetim halk olan Kürtler birliğini sağlasın da hem kendilerine hem de ümmete de bir faydaları olsun. Gördük ki bu daha da zor ve imkansız... Bu tarlayı ekenler öylesine ustaca, sinsice ekmişler ki aklınız hayaliniz durur. Bereketli ve münbit İslam coğrafyasının genetiğiyle oynamışlar adeta. İslam'ın ruhundan uzak üç tür anlayışa profesyonelce iktidar alanı açmışlar. Bunlardan ilki, Şia İmamet mitolojisidir. İran, bu din anlayışı ve geçmişteki ari kimliğininin sentezinden kendine yepyeni bir kimlik yaratmış. İkincisi, Sünni-hilafet teolojisi ve sufizm anlayışı. Geçmişte hilafetin bağlayıcı bir yönü vardı Sünni dünya için. Onu kaldırdılar ve geriye kalan sufizm üzerinden teslimiyetçi ve siyasal sisteme entegre bir din anlayışını da Türklere havale ettiler. Üçüncüsü ise vehabi ve selefi anlayış. Bu köktenci anlayışı da Suudiler resmileştirip, siyasi bir kalkan haline getirdiler. Nitekim, IŞİD v.b örgütlerin zihin dünyası buradan beslenmektedir.

     Bu anlayışların hiçbirinin özünde evrensel değerler, insan hakları, özgürlük vs. şeyler yoktur. Otoriter ve anakronik bir tarihsel zihin dünyasının ürünüdürler çünkü. Ümmetin birliği ve dirilişi bu yüzden zordur.  Kürtleri kurbanlık koyun gibi buralara mahkum eden aktör, anglo-sakson zihniyet temellerine dayalı İngiliz siyasi aklı idi. Yeni bir paradigma; Vicdana dokunan yeni bir din anlayışı ve düşünce sistemi geliştirilmeden bu topraklarda evrensel ölçülerde birlikte yaşama kültürü, hukuk, kalkınma, adalet, özgürlük gibi değerlerin yerleşmesi imkansızın ötesinde hayaldir.

     Eski Ortadoğu'nun mimarı, İngiliz siyasi aklı/anglo-sakson/ idi. BOP projeleri falan deniliyor ya sürekli... Eski BOP çok mu rahmani idi diye sormak lazım. Yüzyıldır yaşadıklarımız ortada… Aslına, asaletine ve değerlerine yabancılaştırılan bir coğrafya'da yaşananlar ortada: Ne seküleri medeni ve modern olabildi, ne de dindarı çağı yakalayan ve ona yön veren bir müslüman olabildi.

     Değerli yazar Kutbeddin Nurlubaş'ın da altını çizdiği gibi; ''Diyelim ki Amerikanın önderliğini yaptığı yeni Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) kötü, tamam... 

     Peki, yüz yıl önce İngilizlerin Büyük Ortadoğu Projesi; Fıtrata, ontolojiye, sosyolojiye ve hukuka çok mu uygundu?  

     İslamcılar, genellikle karşı çıkarlar yeni BOP'a... Peki, zakkum gibi meyvelerini gördüğümüz eski BOP, vahiyle mi şekillenmişti, haşa!''…

     Anlayacağımız, Dindar ve Demokrat Kürt çevreler haricinde, ortadoğu coğrafyasının geleceğine dair sağlıklı, adil ve haklı temellere dayalı bir projesi olan hiç kimse kalmamıştır. Düne kadar durmadan ümmet üstüne ümmet bina edenlerin tümü, egemen vesayetçi devletlerin politikalarına rahmet dilemekle meşgul bir halde toz olup bulutlara karıştılar. Hasılı kelam, medya ve siyaset alanı gibi düşün ve hikmet dünyası da büyük bir çölleşme ve sefalet içindedir.

     Kemalist Kürtlerin nereden beslendikleri, neyin ürünü oldukları ve hangi facianın eseri olduklarını çoğumuz biliyoruz da…

     Peki, İslamcı geçinen ama özünde Türk muhafazakârlığına yamanan Kürtler?
     Bunlar da ayrı bir facia...

     Özellikle bizim oradakilerden bazılarının haline bakınca, imreniyor insan.

     Dünya’nın gidişatı ile bunların donuk dünyasını kıyasladığınızda karşınıza ironi dolu trajik bir manzara çıkıyor.

     Şöyle bir dönüp de baksalar hallerine…

     Dünya'da 11 Eylül 2001'den sonra yerinden kımıldamayan, alabora olmayan tek bir düşünce ve ideoloji kalmadı. Sizlere ''din '' diye öğrettikleri şeyin aslında Mezhepçi ve ırkçı bölge devletlerin o kadim kodlarına yerleşen Rafiziliğin, Emeviciliğin arkasına saklandığı maslahatçı ve araçsal bir İslamcılık olduğu o kadar aşikâr ki... Siz bunu halen de göremiyor ve hiçbir geçerliliği kalmamış o arkaik ve yerli oryantalist düşüncelere 'din kardeşliği' diye sarılıyorsunuz. Suriye savaşından hiç mi bir şey anlayamadınız?

     Siz halen onların bu yalanlarına 'din' diye inanmaya devam ederken, onlar sahada değişik savaş taktikleri deneyerek kavmiyetçi devlet düzenlerinin yüce menfaatleri için her gün kan akıtıyorlar. Bütün maddi, beşeri ve manevi hakları zorla elinden çalınmış, toprakları peşkeş çekilmiş bir halkın çocukları böyle bir süreçte sabrı tavsiye ederken, hakikati ve olması gerekeni savunuyor. Onlar ise barbarlık ve rezaletin çıtasını yükseltmeye devam ediyorlar. 

     Sizler hangi dine inanıyorsunuz sahi? Tebliği evin içinden ve civarından başlatan, zulmü ve sömürüyü önce bulunduğun yerde ortadan kaldırmayı farz sayan Muhammed (a.s)in dinine mi; Yoksa sana yapılanları din perdesiyle örtmeye çalışan, kendi pisliklerini ve sömürüsünün devamını din kardeşliği şeklinde yutturmaya çalışan asabiyetçi, ırkçı sistemlerin 'din diye' ortaya koyduklarına mı? Çok iyi biliyoruz ki siz ikinci kategoride geçeni din bellemişsiniz. Bu yüzden çoğunuz aslınız ve fıtratınızla bile çelişkiye düşerek ona düşman kesildiniz. 

     Durduğunuz yerin ne kadar da çirkin ve ayıplı gözüktüğünün farkında olsaydınız keşke!... 

     Farkında olsaydınız da size şunu deseydik: Sahi, siz neden burada değil de halen o ayıplı ve kokuşmuş şirk ortamında duruyorsunuz?

     Netice-i kelam…

     Arapların genesisinden zuhur eden ''emevi kibri, ırkçılığı'', Bu son yüzyılda baasizm aracılığıya modern faşist bir ideolojiye dönüştürüldü. Arapların, başka bir halkla beraber yaşama kültürü ve hoşgörüsü hiç olmamıştır. (Abbasi devri, farklı bir karakter arz eder. Burada başka halktan insanların yönetime gelmesi ve Yunan felsefi düşüncesinin tercüme faaliyetlerle etkisi sonucu o hoşgörü çıtası yakalanmıştır) İtaat edip hiç sesini çıkarmaz isen ''köle'' statüsüyle aralarında kalabilirsin. Demokrasi, Araplara uzaktır. Bu yüzden bunlarla zaman kaybetmeye gerek yok. İran da aynı şekilde mutlak itaat ister; belki inkar yok ama yağmalama ve teslim alma siyasetini sinsice oynar. Ondaki Ari kibri, masum imamlar ve ehlibeyt sevgisi kılıfında görünmez kılınmış. Şii imamet mitolojisi aracılığıyla ehlibeyt mazlumiyettinden güç devşirmesini beceren derin bir tarihe ve politik akla sahiptir. Bunlar da demokrasiye karşı direnirler. 

     Türklere gelince.... 

     Osmanlı geleneği, farklı yüzlerine rağmen başka haklarla bir arada yaşama tecrübesini potansiyel olarak taşımakta ama bu ruh, ittihatçılığın yükselişinden ve Kemalizm aracılığıyla militarist bir modernleşme projesine dönüşümünden sonra büyük darbe yedi ve uzun süre pasif kaldı. Bugün, diriltilmek istenen ve model olarak öne sürülmek istenen şey bu gelenektir. Ne var ki, Türk toplumuna uzun süre zerk edilen ırkçılık ve pagan siyasi kültür, muhafazakâr dediğimiz bu Osmanlıcı geleneğin de kodlarını tahrip etmiştir. Buna rağmen, Türkiye diğerlerinden biraz daha şanslıdır. Çağ atlamayı ve sorunlarını nispi de olsa sahip olduğu görece demokratik kurum-kurallarıyla aşabilme iradesi gösterebilir.

     Hâsılı kelam… Eskiye ait ne kadar kabulünüz, ezberiniz varsa hepsini çöpe atmanızı tavsiye ederim. Bunların artık bir geçerliliği kalmamıştır. Gerçek o ki yeni bir dünya kuruluyor ve herkes için yeniden beliriyor, dostlar da düşmanlar da… 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum