1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Orta yol!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Orta yol!

A+A-

İnsan, kendisine çeşitli nimetler bağışladığı, ahirette iyi amellerine karşılık olmak üzere ebedi mutluluğu, cennet hayatını vaat ettiği için Allah'ı sever.
Bu meşru bir sevgidir, ancak en yüksek derecede ve katıksız olan sevgi Allah'ı Zat'ı itibarıyla sevmektir. Zira Allah, kamil varlıkların en mükemmelidir ve insanın ideale, en mükemmele olan tabii meyli ve sevgisi vardır. Eflatun bunu, kişinin gölgelerin dünyasının arkasındaki arketiplere olan bağlılığı olarak tanımlamış, beden ve maddeyi küçümsemişti; Aristo ise aksine soyut sevginin bir hastalık olduğunu iddia ederek bir bakıma beden ve maddeyi öne çıkarmıştı.

İslam bakış açısından insanın Allah'a duyduğu sevgi (vudd ve hubb), hakikate, hakikatin bilgisine, mutlak kemale, iyiliğe, cömertliğe, dürüstlüğe, adalete, güzelliğe, ahenge, huzura ve ait olduğu asıl yurda duyduğu hasretin ifadesidir. Biz bu dünyada seviyoruz, dolayısıyla beden ve varlık önemlidir, çünkü her şeyi bunlar üzerinden veya bunlar dolayımında dile getirebiliriz. Adaleti varlığın düzeninde, güzelliği yaratılışta, hikmeti retorikte müşahede eder ve ona yöneliriz. Eflatun varlığın batınına, Aristo zahirine işaret etmişti; bunlar madalyonun iki yüzüdür; her ikisi de gereklidir ve haktır. Bu açıdan İslam ne tam batın ne tam zahirdir, ama hem batın hem zahirdir. Batı idealizmi ve materyalizmi mutlaklaştırarak eşyayı ikiye böldü ve kutuplaştırıp çatıştırdı. İslam orta noktada duruyor.

İnsan soyut varlığıyla ne sevilir ne kendisinden nefret edilir. İnsanda sevdiğimiz sıfatlarıdır. Adil insanı severiz, zalim insandan nefret ederiz, çünkü aslında biz adaleti severiz. İyilik, güzellik, hakkaniyet, doğruluk, cömertlik, dürüstlük gibi sıfatları olan insanı severiz; ama kötülüğün, çirkinliğin, hak ihlalinin, yanlışlığın, cimriliğin-bencilliğin, sahtekarlığın timsali insanı sevmeyiz. Dinlere karşı tutumumuz da, şu veya bu dinin insanı hangi düzeylerde kemale götürdüğü konusuyla ilgilidir. Denebilir ki İslam, bütün dinlerin maruf ve doğru taraflarını ihtiva eder, çünkü hakikatte İslam, iyi insan olmanın yolu ve öğretisidir. Hedef kemaldir ve mutlak kemale sadece Allah sahip olduğundan, Allah'ı sevmemiz kemali sevmemiz ve onu aramamız anlamına gelir. Kimde bu kemali görürsek onu severiz, kim kemalden ne kadar uzaklaşmışsa ona biz de ondan uzak dururuz.

Bir kalpte iki sevgi olmaz, en azından birden fazla sevgi varsa aralarında bir hiyerarşi vardır. Kişi çocuklarını, anne-babasını, eşini, kardeşlerini elbette sever, ama en üstün ve kapsayıcı sevgi Allah sevgisidir. Bu sevgi kalbin kudsi nurudur, bizi varlıkla buluşturur, varlığın ahengine, zikr ve tesbihine katar. Sevgiyi sahici kılan ve artıran faktör marifettir. Bu sadece ma'rifetünnefs değil, bununla beraber marifetülhalktır da. Çünkü insan varlık ve maddi tabiatla ilgili ne kadar geniş ve derinlemesine bilgilere sahip olursa, o oranda Allah'ın azametini, yaratıcı kudretini, ilmini ve iradesini iyi anlar, marifeti artar, bu artış oranında sevgisi büyür, ona çeşitli sır perdeleri açılır. Kalbin tecellileri sevgiyle ilgilidir, her insanın marifeti aynı olmadığından, bu nur aynı şiddette ve genişlikte kalbi aydınlatmaz, bu yüzden sürekli bir cehd ve mücahede içinde olmak lazım. Ancak hiçbir şekilde bu sevgi kuru, amelsiz ve maddi destekten yoksun düşünülmemeli. Zira açık olan şu ki, kişi kimi seviyorsa sevdiğinin hükmüne ram olur, onun arzularına teslim olur ve hatta öylesine ileri gider ki, kendini sevdiğinin tasarrufuna açık bir mülk haline getirir. "Kişi sevdiğiyle beraberdir" (Buhari, Edeb.)

Öyleyse Allah sevgisinin önemli belirtilerinden biri O'nun emir ve nehylerine, hükümlerine riayet etmek, İslami hayatı titizlikle yaşama gayreti içinde olmaktır. Yoksa bazı Hıristiyan mezheplerinin dediği gibi "Tanrı'yı sev ve dilediğini yap", insanı ikiyüzlülüğe, haksızlık yapmaya, sömürüye ve suçları meşrulaştırmaya götürür. Sevgi ahlak ve hukuk dışı fiillerin işlenmesine veya ahlaki ve hukuki yükümlülüklerin ihmaline mazeret teşkil etmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.