1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Operasyon altından neler çıkıyor neler
Operasyon altından neler çıkıyor neler

Operasyon altından neler çıkıyor neler

Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, gazetedeki köşesinde Diyarbakır'daki İŞİD operasyonları hakkında şok detaylara yer verdi. Anlatılanlar doksanların kirli ilişkilerini ve jitem, susurluk vb. bağlantılarını hatırlatıyor.

A+A-

Yazının Tamamı

Hıncal Uluç ağabey kimi zaman köşesinde, “gazetecilik-muhabirlik öldü” diye haklı olarak sitem ediyor.
Bizim meslektaşların genellikle yaptıkları “demeç gazeteciliğidir!”
Bir de, polisin verdiği bilgileri olduğu gibi aktarmaktır.
Soru bitti...
Sorgulama bitti...
Araştırma bitti...
Haberciliğin üzerine “ölü toprağı” serildi.
Diyarbakır’daki IŞİD operasyonu sadece polis kaynaklarından alınan bilgilerle haberleştiriliyor. Başka? Başka yok.
Arkadaş şu konu nasıl atlanılır:
“Yakalanan 15 kişi içinde IŞİD’in bölge emiri (sorumlusu) N.T. ile 3 kadın da yer aldı. Daha önce öldüğü açıklanan N.T.’nin kimliğinin öldürülen teröristin üzerinden çıktığı kaydedildi.” (27.10. 2015, Hürriyet)
Kim bu N.T.?
Ben yazayım; Nihat Turan.
Nihat Turan kim?
Diyarbakır’da faaliyet gösteren İslami Takva Eğitim ve Okuma Salonu yöneticisi.
Peki... Biz bu ismi nereden biliyoruz?
Tarih: 18 Kasım 2013.
Bu tarihte yaptığı basın açıklamasından tanıyoruz.
Yaklaşık 2 yıl önce bakın ne demişti:
“Toplumun huzurunu devlet imkanlarını kullanarak bozmaya çalışan, suç olan eylemleri organize eden, tefrikacılık çıkarmak için muhbirlik- ispiyon işlerini yürüten, toplumsal grupların arasını bozmak için her türlü suçu işleyen ve işletmeye çalışan Diyarbakır Polis Okulu İstihbarat Daireleri ve bu dairelerin devlet imkanlarını kullanarak gayri resmi çalıştırdıkları kişilerin eli ile bölge insanlarını ve toplumun tamamını, özel olarak biz İslami kesimi ve PKK’yi karşı karşıya getirmeye çalıştıkları deşifre olmuştur.”
Durun bitmedi; yeni başladık...

IŞİD içinde IŞİD


Polise göre...
Nihat Turan IŞİD bölge sorumlusuymuş!
Peki... IŞİD’çi Nihat Turan’ın 2 yıl önce yaptığı basın açıklamasına devam edelim:
“İçimize polis tarafından gönderilen casuslar aynı şekilde PKK içerisine de sızdırılıp, gruplar arasında çatışma zemini oluşturmaya çalıştı. Bunun delillerinden biri: PKK elemanlarının adresleri, isimleri ve yaptıkları işler bize bildirilerek ve bizim bilgileri de aynı şekilde onlara bildirmeye çalıştılar. Bize PKK/BDP’yi hedef almak ve aynı şekilde onların bizi hedef alması için provokatif eylemler yaptırılmak istendi.
A.S. kod adlı şahsın Takva Eğitim ve Okuma Salonu’na iki ay önce casusluk, suç işlemek ve işletmek için zemin hazırlığında bulunduğunu tespit ettik. Bu kişi ile yapılan görüşmede bu şahıs, polisin zoru ve tehditleriyle bu işe girdiğini ve vicdan azabı çektiğini, manen bundan rahatsız olduğunu söylemiştir...”
Nihat Turan’ın adını vermek istemediği A.S. Diyarbakır Barosu’na başvurarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
A.S. dilekçesinde şöyle diyordu:
“2008’de PKK çevresinden bazılarıyla tesadüfen tanıştım. Emniyet’ten bunu öğrenen bazıları, Emniyet adına çalışmam için bana teklifte bulundu. Faydalı olacağına inanarak kabul ettim. Süreç içerisinde bana kanunsuz işler yaptırıldı. Bana para verilerek, Emniyet’in görevli polisleri tarafından molotof, ses bombası alınması, hazırlanması talimatı aldım. Beş defa bu iş bana yaptırıldı.
Sonra, 2012’de ise İslami gruplara yönlendirildim. Bu iş bana zorla yaptırıldı. Hatta bir defasında bir grubun ders yaptığı ortama keleş tabir edilen silahı saklamamı istediler, Yapmadım. Ensar Market olayını muhbir olarak önceden haber vermeme rağmen engellemediler. Kur’an kurslarının kapılarının anahtarlarını temin etmemi istediler ve yaptırdılar...
Emniyet’teki bu şahıslar: Diyarbakır Polis Okulu 2. İstihbarat Daire Başkanlığı’nda (uğradığım yer) görevli (müstear-kod adları da olabilir) H., A., T., N. ve Y. isimli kişilerle çalışıyordum, bunları tanıyorum...”
Durun bitmedi...

Dinleme cihazı


Tarih: 2 Mart 2014.
Polisin, IŞİD bölge sorumlusu olduğunu açıkladığı Nihat Turan yine basın açıklaması yaparak, Takva Eğitim ve Okuma Salonu’nun elektrik tesisatına polisin yerleştirdiğini öne sürdüğü dinleme cihazı bulduklarını söyledi. Buldukları dinleme aracını göstererek şöyle konuştu:
“Elektrik buatlarında bulduğumuz ses dinleme cihazlarında faturalı bir hatta ait olan sim kart vardı. Biz kendi imkanlarımızla yaptığımız araştırmada bu hattın Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Harekat Daire Başkanlığı’na ait olduğunu belgeleriyle ortaya çıkardık. Tam 6 aydır bu hattın faturası Terörle Mücadele Harekat Daire Başkanlığı tarafından ödeniyor. Bu sim kartlar Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi’ne gönderilmiş, orası da bizi dinlemede kullanmış... Bölgemizi karıştırmak için bu tür girişimlerde bulunuluyor. Bir yandan barış sürecinden bahsediyorlar; diğer taraftan ise tek Türkiyelerinden, tek cemaatlerinden, tek bayraklarından bahsediyorlar. Kürtleri Türklere, Türkleri de Kürt halkına karşı tahrik etmeye çalışıyorlar. Bir taraftan barış sürecinden bahsediyorlar diğer taraftan ise televizyonlarındaki dizilerle barışmak istedikleri kesimi rencide ediyorlar...”
Demem şu ki:
Diyarbakır IŞİD operasyonunun her yönüyle ele alınmasının şart olduğu ortadadır.
Suruç ve Ankara’da patlatılan canlı bombaların izi, bu karışık ilişkilerin ortaya çıkarılmasıyla mümkündür.
Biz gazeteciler; sosyal medyada retorik yapmayı bırakıp, iğneyle kuyu kazır misali bu karanlık noktaları ortaya çıkarmalıyız.
Bugünlerde; ülkemizin hakiki habercilere çok ihtiyacı var.
Baksanıza... Kimin eli kimin cebinde belli değil...

Kaynak: Sözcü

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.