1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Önce Aynayı Kendinize Çevirin
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Önce Aynayı Kendinize Çevirin

A+A-

     Bir gün koyun ile keçi beraber yürüyorlar. Derken bir su arkından atlayıp karşı otlağa geçmeleri gerekiyor. Koyun su arkından karşıya atlayınca kazaen arkası kalkıp avret yeri görünmeye başlıyor. Keçi kahkaha atıp koyunun bu durumuna gülmeye başlıyor. Keçinin bu tavrı koyunun çok hem de çok zoruna gidiyor. Keçiye dönerek;  “ Çok mu tuhaf bir manzara, bu bir kaza neticesinde oldu. Oysa seninki  her zaman açıktır” dedi.

     Doğrusu bu günkü dünyanın aklına ve müslümanlara karşı takındıkları tutuma şaşmamak mümkün değil. Yalanın, iftiranın, karalamanın bu kadarına da isyan etmemek mümkün değil. Hani bir söz var; “Hem suçlu hem de güçlü ” diye.  Modern dünya bu gün bir çıkmazın içerisine yuvarlanmış. İnsanlık, hiçbir halk, hiçbir millet ve hiçbir devlet, dışında kalmamış şekilde bir bütün olarak bir bunalımın, buhranın, çöküşün, yok oluşun, çürümenin, şiddetin, canavarlığın, aşağılığın ve bir varoluşsal krizin içerisinde bocalayıp durmakta. Böylesi bir dünyada doğar doğmaz ağlamaya başlayan bebek, sizce bir fikir vermiyor mu bizlere? Acaba bu insanlık krizine gösterdiği en masumane tepki midir diye düşünmeden edemiyorsunuz. İnsanlar dünyaya gelir gelmez ömrünün sonuna kadar , bazen bu yüz yılı bulur, bazen de nesilden nesile devam eden kahrolası bir tutsaklıkla, çaresizlikle, bela ile uğraşır durur. Malesef uzun ve derin cehalet tarihininde kaynaklık ettiği bu günkü modern dünyanın manzarası bu. Peki bu devasa trajedyanın, acının, ızdırabın ve insanlık bağbozumunun asıl suçlusu, asıl faili kim? Hangi inanç, hangi zihniyet, hangi akıl, hangi fikriyat, hangi ideoloji, hangi medeniyet ve uygarlık felsefesi, hangi din ve yasalar manzumesi, evet hangisi? Bu sorunun cevabını bulmak ve ilan etmek gerekmez mi?

     Tarihin derinliklerine göz gezdirilmeden, tarihsel yoklama ve muhasebeler yapılmadan, tarihte iz bırakan inançlar, dinler, uygarlıklar karşılaştırılmadan ve bunların tarih içindeki menfi ve müsbet etkileri bilinmeden, bu büyük insanlık buhranını bir yerlere dayandırmak ve bunun suçlusunu ilan etmek kolay mı? Ama Batılılar, ki bu günkü insanlık krizinin suç ortaklarından belki de en büyüğü onlardır. Onların isabetli olmayan inançları, fikriyatları, felsefi görüşleri, tahrifata ve bozguna uğramış dinleri, insana, hayata, doğaya, öteye, bilinmeyene ve geleceğe dair yanlış efkarları ve telakileridir.

     Tarih boyunca bunların halefleri olan uygarlıkların, Grek felsefesinin, Roma medeniyetinin, benzerlerinin ve uzantılarının insanlığın hayatını, sükunet ve selametini nasıl kararttığını, insanlığın geleceğe dair soylu hayallerini nasıl yıktğını, asil ve gerçekçi ütopyalarını nasıl aşağıladığını, insanlığın yükselmesine, ilerlemesine ve ünlü İslam filozofu Farabi’nin kuramını yazdığı  Medine-i fazıla sına nasıl engel olduklarını birazcık düşünen anlamada zorluk çekmez. Roma’nın köleci düzenini kadıncı, içkici, müzikçi ve oyuncu sefaletini, Antik Yunan’ın çıplak insantanrıcı, paganist batıl inançlarını, sefih, yalancı ve bencil filozoflarını (ahlakçı filozoflardan Sokrates vb. dışında tutarak) okumuş olanlar bu günkü insanlık bunalımının ve çürümüşlüğünün kimler tarafından vücuda getirildiğini anlamakta güçlük çekmez. Kolezyumlarda tutsakları aslanlara parçalatanlar zehirli yılanlara ısırtanlar ve arenalarda gladyatörleri birbirlerine zevk ve şehvetleri için öldürtenler , isevileri yani o günkü müslümanları haça mıhlayarak ateşte yakanlar, Sezarlar, Demoklesler, Engizisyon mahkemelerinde kalem kıranlar, giyotinin mucitleri, savaş baronları, modern zamanın silah mucitleri, silah tüccarları  ve bu günkü kanlı, bozguncu, hayat kurutucu savaşların tahrikçileri, dünyanın her ülkesini, her milletini, her halkını, din ve medeniyet havzasını boyunduruk altına alacak şekilde savaşa, işgale, istilaya yeltenenler, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkını teğet geçenler, insanlığı kırıp geçenler, birbirlerine kırdıranlar, kimyasal silahları insanları topyekün yok etsinler diye diktatörlerin, katillerin, canilerin ellerine verenler, insanları tehcire, dağılmaya, yok olmaya zorlayanlar, insanların açlıktan kedi ve köpek etlerini yemeye mecbur bırakanlar, ABD, AB, BM, NATO’ nun başında bulunanlar, beşli çete olan beş daimi güvenlik konseyini (ABD, İngiltere, Rusya, Fransa, Çin) meydana getirenler, kısacası bu günkü harabe dünyanın ve modern zamanın baş mimarları herhalde müslümanlar olmasa gerek. Bunlar olsa olsa Yahudilerdir, Hıristiyanlardır, Budistlerdir, Hindulardır, Mecusilerdir, dinsizlerdir, materyalistlerdir, naturalistlerdir, sekülaristlerdir, kapitalistlerdir, komunistlerdir, sosyalistlerdir, masonlardır. Elbette demokratlardır ve bil cümle batıl inanç ve ideoloji gruplarıdır. Onun için mızrak çuvala sığmıyor. Kimse suçunu ve cürmünü Müslümana yüklemesin, müslümanı kara aynalarda, ekranlarda ve libaslarda göstermesin. Asıl şiddet, terör, tecavüz, bombalama, kitlesel katliam, tank, top, bomba, işgal tarihte şahit olunduğu gibi ve bu günde bu soysuz, asaletsiz, yalancı, iftiracı, manipülasyoncu, provakatör, Batılı ve Doğulu kafirin mesleğidir. Müslümanlar bu meslekte olanlardan çok hem de çok geridirler. Bu meslekte B atılı ve Doğulu kafirler çağ atlattılar ve müslümanlar geri kaldılar. İyiki geri kaldılar ve gerici! oldular. Yaşasın böyle gericiler, yaşasın Müslümanlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.