1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Ölünün arkasından konuşmak
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölünün arkasından konuşmak

A+A-

Ataerkil anlam dünyalarının kendine has kültürel kodları vardır. Büyüklerin yanında bazı davranışların yapılmaması bir saygı işaretidir örneğin. Sigara içen çocuğun, babası karşısında içmemesi ve babasının da oğlunun sigara içtiğinden haberdar olmakla birlikte, farkında değilmiş gibi davranması ataerkil zihniyete iyi bir örnek. Salt basit bir mukayese olması açısından; otoriter bir kültürde babanın, durumu öğrenir öğrenmez çocuğa temiz bir sopa çekeceğini, modernliğin relativizmi içinde oluşmuş kültürlerde babanın, içilen sigara adedini azaltmak üzere pazarlıkçı bir tavır takınacağını, demokrat kültürlerde ise sigaranın zararlarını esas alan bir konuşma yaşanacağını ve babanın çocuğu ikna etmeye çalışacağını tahmin edebiliriz. Aslında her toplumda her zaman bu farklı davranışları sergileyen kişiler bulunur. Ancak genel kültürel kodlara egemen olan ve dolayısıyla ‘geleneği’ yaratan tek bir ana zihniyet de mevcuttur.


Bizim topraklarımız en azından biz bildik bileli ataerkil zihniyetin içinde belirlenmekte... Sigara içen çocuk ve babası örneğine dönersek, bizde ‘bilinen ve söylenmeyen gerçekler’ son derece yaygındır. Bunların söylenmesi genellikle yakışıksız, ayıp ve saygısızca gözükür. Böylece ortak bilginin parçası olan ama herkesin bilmezden geldiği nitelikler bu toplumu kuşatmaya devam eder ve nesilden nesile devredilir. Ne var ki burada epeyce vahamet arzeden bir durum söz konusudur. Çünkü ‘bilinen ve söylenmeyen gerçekler’ esas olarak ‘yanlış’ eylem ve tutumları, gayri ahlaki veya hakkaniyet dışı davranışları kapsar. Diğer bir deyişle yaşanmakta olan, insanların iyiliklerini sessizce karşılayan bir tevazu ya da bu iyilikleri görmezden gelen bir umursamazlık değildir. Yaşanan şey, insanların kötülüklerinin gizli kalmasını amaçlayan bir ortak suçluluk halidir.


Ortak suçluluğun parçası olmak kişiyi daha da sessizleştirir; haksızlığı ima eden durumu kabullenmesine, kendi içine kapanmasına, lakayt bir tutuma geçmesine neden olur. Kendi dar çevrelerinde her türlü olumsuzluğu alçak sesle konu eden, ama kamuoyu önünde bir anda sahte bir dilin klişelerinden medet uman ‘riyakâr’ bir toplum çıkar ortaya. Diğer taraftan bu ikiyüzlü tutum kimseye riyakârlık gibi gelmez, çünkü geleneksel olarak ‘olması gereken’ tavrı yansıtır. Hatta söz konusu riyakârlığı yapanlar, doğru davranmış olmanın gururunu bile taşır, kendilerini ‘olgun’ sayarlar...


Olgunluk ataerkil zihniyet içinde şekillenen kültürler için çok kritik bir kavramdır. Kabul edilen doğal hiyerarşilere uygun olarak erkekler kadınlardan, yaşlılar gençlerden, devlet ise toplumdan hep daha ‘olgundur’. Daha olgun olan deneyimlidir, sözü hikmet içerir ve itaati gerektirir. Olgun olanların zaaflarını ulu orta söylemek ise özellikle caiz değildir.


Böylece yaşamakta olduğumuz ve geleneğin ardına gizleyerek aklamaya çalıştığımız riyakârlığın asıl işlevini deşifre etme noktasına yaklaşıyoruz. Çünkü ‘bilinen ve söylenmeyen gerçekler’ asıl bu olgunlara ilişkindir. Kadınlar erkekler hakkında düşündüğünü açıkça söyleyemez, gençler yaşlılar karşısında pasifize olur, toplum ise devletin ‘kötülüklerini’ sanki kendisi yapmış gibi gizler. Sonuç hiyerarşik bir güç dünyasının sistemleşmesi ve eleştiri dışı kalmasıdır. Bu nedenle ataerkil toplumlarda siyasetin yolu uzundur. Değişim önerilerini yaparken neredeyse utanır, reformlar için devletten icazet ister, çünkü genç bir çocuk olarak babasının karşısında sigara içmekte olduğunun farkındadır...


Bu genel anlayış toplumsal kültürün içine de haliyle nüfuz etmiş durumda... Örneğin bizde ‘ölünün arkasından konuşulmaz’. Söyleyeceğiniz şey olumlu ise niye konuşulmasın? Demek ki bu ölü, arkasından olumsuz konuşmak durumunda olduğumuz biridir ve tam da bu nedenle ölünün arkasından konuşulmamaktadır. Belki artık bu âdetle de yüzleşmek, bunun dinsel değil zihniyetsel olduğunu kavramakta yarar var. Çünkü yaşarken kötülük veya ahmaklık yapmış insanların ardından konuşmamak, kötülüğün ve ahmaklığın sürmesine ve meşrulaşmasına neden olur.


Bunlar aklıma durup dururken gelmedi... Bir süre önce Rahşan Ecevit yabancıya toprak satılmaması, Vakıflar Kanunu’ndaki değişikliklerin ‘düzeltilmesi’ ve tabii işin özünde AKP’nin engellenmesi için ittifak çağrısı yapmıştı. Şu ölümlü dünyada bu gibi insanların çokluğunu düşünürsek, artık insanların ardından konuşmaya başlasak nasıl olur?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.