1. YAZARLAR

  2. Cevdet IŞIK

  3. OLUMSUZ NİTELİKLERLE SAVAŞMAK
Cevdet IŞIK

Cevdet IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

OLUMSUZ NİTELİKLERLE SAVAŞMAK

A+A-

 

İnsanın sahip olduğu nitelikler ne ise insan da odur. İnsanın bedensel yapısı nasıl olursa olsun, insana kimlik kazandıran şey, insanın sahip olduğu niteliklerdir.

Fiziksel manada çok yakışıklı olmak veya çok çirkin olmak, yaşadığı toplumsal yapı içinde kimi insanlar açısından hayranlık veya nefret sebebi olsa da, asıl nefret ve hayranlığı oluşturan sebepler niteliksel sebeplerdir. İnsanın dünya yolculuğu bittikten sonra, hayırla veya şerle anılmasını gerektiren sebepler de yine niteliksel sebepler olmaktadır.

Her insanın sahip olduğu nitelikleri, hayatta oluşturduğu yankı bakımından ya olumlu ya da olumsuz olarak niteleriz. Bir durumun olumlu veya olumsuz olarak nitelenmesi, insanın sahip olduğu ‘değer’lerin oluşturduğu perspektifin bir neticesidir.

Aynı zamanda içinde yaşanılan kültürel ortam da niteliklerin olumluluğunu veya olumsuzluğunu belirleyen etmenlerdendir. Fakat hepsinin üstünde ve ötesinde niteliksel yargılamaların en belirgin dinamiğini sahip olunan bilgi ve inanç oluşturmaktadır.

İnsan hayatındaki en önemli sorunlardan birisi de, insanın sahip olduğu bilgi ve inancın doğru olup olmadığı sorunudur. İnsanın sahip olduğu bilgi ve inancın doğruluğunu test edeceği herhangi bir alet olmadığına göre, yapılacak şey insanın aklını kullanması yani akletmesidir. Burada aile ortamında, ana-baba eşliğinde ve toplumsal yapı içinde kazanılan alışkanlıklar, insanın önünde duran önemli bariyerler durumundadır. Bu bariyerleri aşmak suretiyle bir değerlendirmede bulunmak ciddi bir emek sarf etmeyi gerektirir.

İnsanın verili bir yapı ile dünyaya geliyor olması, insan için olumlu niteliklerin tespitinde önemli bir avantajı oluşturmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, bütün insanlar için bazı olumlu veya olumsuz niteliklerin neler olduğu hususunda adeta bir mutabakatın var olduğunu söyleyebilmek, insanın verili yapısıyla ilgili bir durumdur.

Buradan şöyle bir sonuca varmak kolay olmaktadır: Allah bütün insanları güzel bir surette ve güzel bir kıvamda yaratmıştır. Bütün insanlar, yalan söylemenin, hırsızlık yapmanın, adam öldürmenin, çevreye ve doğaya zarar vermenin insan için olumsuz nitelikler olduğunu teslim eder.

İnsanın sahip olduğu tasavvurlar –Allah, insan, dünya, evren, hayat, ölüm…- insanın sahip olduğu niteliklerin dinamiğini oluşturmaktadır. İnsanın sahip olduğu Allah tasavvuru nasılsa, Allah’ın insan hayatına olan müdahalesi de öyle olacaktır. Sadece Allah’ın varlığına inanmakla, Allah’ın birliğine inanmak arasındaki azim farkın bilincinde olmak ve ona göre bir bakışa sahip olmak, çok farklı hayat tarzlarını oluşturacaktır.

Allah’ın var olduğunu kabul etmeyen yok gibidir. Fakat Allah’ın bir’liği denildiği zaman, akla ilk gelen sayısal bir varlıktan çok, niteliksel bir Varlık akla gelmelidir. Allah, esmasıyla nasıl bir Allah olduğunu bize bildirmektedir. Allah ile ilgili doğru bir tasavvur ancak, esmanın doğru bir şekilde talim edilmesiyle mümkün olabilir. Bunun dışındaki Allah tasavvurları ancak ve ancak Allah’a hakaret sayılabilecek yanlış tasavvurlar olmaktan yakasını kurtaramayacaktır.

Olumsuz niteliklerle savaşmak derken, iki şıkla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Bir tanesi, olumsuz niteliklere karşı mücadele etmek ve olumsuz niteliklere hayat hakkı tanımamaktır. Bir diğeri ise olumsuz niteliklerle arkadaş olmak ve olumsuz niteliklerle birlikte mücadele vermek demektir.

Şimdi burada birinci şıkta ifade ettiğim tespite şüphesiz herkes katılır. İkinci şıkta ifadesini bulan tespite nazari olarak katılmanın mümkün olmadığını dile getirecek sayısız insan bulabiliriz. Ancak gerçeklik bize bunun böyle olmadığını dile getirmektedir.

Genelde bütün dünyada ve özelde ise Türkiye’de müslüman olarak içinde bulunduğumuz durumu muhasebe ettiğimiz zaman, yaşamı olumsuz niteliklerle telif etmede bir sakınca görmemekteyiz. En bariz bir şekilde gündemin bir numaralı maddesini oluşturan Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu gidişatın ne kadar çirkeflikleri barındırdığını görmekteyiz.

Bütün olumsuz niteliklerin refakat ettiği söz ve eylemler o kadar kanıksanmış ki, adeta olumsuz nitelikleri sergilemek bir maharet/marifet halini almış durumdadır. Cemaatsel yapıların işleyişi, İslam’ın öngördüğü şekilde olmaktan öteye, birer futbol takımı taraftarlığı bilincine evrilmiş ve her taraftar bir holigana dönüşmüş vaziyettedir. Bütün bir modern ve seküler bağımlılıkların yönlendiriciliği, İslam’ın belirlediği istikametin önüne geçmiş durumdadır.

Modern ulus-devletler haline gelmiş müslüman halklar, modern-seküler kurumların hükmettiği, modern-seküler cemaatler, modern-seküler aileler ve modern-seküler bireyler haline gelmişledir. Bütün bir insanlığı çepeçevre kuşatmış olan bu ulus-aşırı olumsuz nitelik ağına karşı savaşmak, müslüman olmanın, sorumluluk sahibi olmanın bir gereğidir. Atasoy Müftüoğlu’nun dediği gibi “Aklımızı çoğaltarak, imanımızı da çoğaltmış oluruz.

İslami bir gelecek için çalışmak, üretmek, resmi konumların, ilgilerin, bağlılıkların dışında kalarak, resmi kısıtlamalarla/müdahalelerle mücadele ederek gerçekleştirilebilmelidir.” Olumsuz niteliklerle yapılacak savaşın kazanılması için akla ve imana dönüş yapılmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.