1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Ölüm Korkusu
Ölüm Korkusu

Ölüm Korkusu

''Günahkar insanlar, ahiret hayatlarını karartıp fani olan dünyevi hayatı ona tercih etmişlerdir. Hiç şüphe yoktur ki, akıl sahibi her insan aydınlıktan karanlığa geçmekten ürperir.''

A+A-

 

 

Soru:Ölümle ilgili duyulan tedirginlik ve korkunun sebepleri nelerdir?


 

Cevap: Öncelikle hatırlatmak gerekir ki, ölüm korkusu insanlara mahsustur ve hayvanlarda böyle bir duygu bulunmamaktadır. Hayvanlar ölümü düşünmediklerinden bir tedirginlik de duymazlar. Hayvanlarda tehlikeden kaçma içgüdüsü ve hayatta kalma isteği vardır ve bu istek nesillerin devam etmesini sağlıyor.

 

İnsanın ölümden korkmasına sebebiyet veren faktörleri şöyle sıralayabiliriz :

 

1-İnsanın ölümsüz olma isteği ve ölümü varlığın sonu varsayması. İnsanlar fıtratları gereği ölümsüzlüğü dilerler ve buna karşıt olan her ne olursa olsun hoş karşılamazlar. Ölümü, yok olmak şeklinde düşünenler, onu bu fıtri isteğe aykırı bulurlar. Dolayısıyla ölümden ürkmeleri doğaldır.

 

Unutulmamalı ki, ölümsüzlüğe olan meyil ve istek, maad ve ebedi hayatın gerekliliğinin delilidir. Çünkü eğer su olmasıydı, susuzluk diye bir gereksinim olmazdı. İnsan ölüme bir yok oluş olarak bakmazsa, ona korku duymaz. Daha doğrusu ölüme duyulan korkunun sebebi, ölümle ilgili yeterli bilgiye sahib olmamaktır.

 

Rivayetlere göre bir gün imam Muhammed Bakır hasta olan yoldaşlarından birini ziyaret eder ve o zat ölümden korktuğu için ağlamaya başlar. İmam şöyle buyurur: Ey Allah'ın kulu! Korkun ölümü bilmediğindendir. Eğer vücudun kirlendiği zaman ve bu kir ve pislikten rahatsızlık duyduğunda, banyo yapmanın seni rahatlatacağını ve kiri gidereceğini bildiğinde yıkanmaz mısın? O şahıs der ki : Tabi ki, yıkanırım ey Peygamber’in evladı! İmam şöyle der: Ölüm, o yıkanmaya benzer ve seni işlediğin günahlardan, biriken kir ve kötülükten arındırır. Ölümü tattığında bütün zorluklar ve üzüntülerden kurtulup mutluluğa kavuşmuş olacaksın. O şahıs bu sözleri duyduktan sonra huzura kavuştu ve ölüme kucak açtı, gözlerini kapatıp bu dünyadan göçüp gitti.

 

Nakledilen başka bir rivayete göre İmam Muhammed Taki'ye sormuşlar: Müslümanlar neden ölümü hoş karşılamazlar? İmam cevap olarak, “onlar ölümün hakikatini bilmediklerinden ona korku duyarlar. Eğer ölümün mahiyetini bilselerdi ve Allah’ın dostlarından olsalardı, ölümü severlerdi, ahiret aleminin onlar için daha hayırlı olduğu bilincine sahip olurlardı. Sonra şöyle dedi: “Ey Eba Abdillah! Neden bir çocuk veya hasta ilaç kullanmaktan kaçınır? Dedi ki: İlacın faydasını bilmedikleri için. İmam şöyle buyurdu: Muhammed’i hak üzerine peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun! Her kim ki, ölüme hazırlıklı olursa, o insan için ölüm hasta kişinin ilacından daha faydalı olacaktır. Unutma ki, eğer ölümden sonra elde edecekleri nimetlerden haberdar olsalardı, ölümü isteyip severlerdi; hem de akıl sahibi bir insanın ilaçlara hastalıkları iyileştirdiği için duyduğu ilgiden daha fazla.

 

2- Günah işlemek:

Ölüme duyulan korkunun ikinci nedeni, Allah’a karşı itaatsizlik ve günah işlemektir. Günahkar insanlar, ahiret hayatlarını karartıp fani olan dünyevi hayatı ona tercih etmişlerdir. Hiç şüphe yoktur ki, akıl sahibi her insan aydınlıktan karanlığa geçmekten ürperir. Bu konu Cuma suresinde şöyle ifade edilmiştir: “Ey Yahudi olanlar! Siz insanlardan ayrı olarak yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu sanıyorsunuz, eğer doğru sözlüler iseniz ölümü dileyin. Ve ebediyen onu temenni edemezler elleriyle takdim ettikleri şeyler sebebiyle ve Allah zalimleri en iyi bilendir.” Yani yahudilerin ölümü temenni etmemeleri ve ondan korkmalarının sebebi, amelleri ve işledikleri günahlardır. Allah’ın dostları ve salih kulları ölüme aşinadırlar ve tedirginlik duymazlar. İmam Seccad'tan rivayet edilmiştir ki, Aşura gününde şartlar zorlaştıkça Hz. Hüseyn ile beraber olan bazılalırının yüzü solup dehşete kapılıyorlar, Hz. Hüseyn ve yakın sahabeleri ise onların aksine yüzleri nurlu, sakin ve dik duruyorlardı. O esnada insanlar birbirlerine, ‘bu insanlara bakın! Ölümden hiç bir korkuları yok” diyorlardı.

 

İmam Hasan Askari, dedelerinden naklettiği rivayette şöyle buyurur: “Hz. Ali'ye ölüme nasıl hazırlanmak gerektiğini sormuşlar. İmam şöyle yanıtlamış: ‘Farzları yerine getirmek, haram kılınmış emellerden uzak durmak ve ahlaki güzelliklere sahip olmak gerekir. O zaman ölümü tatmaktan çekinmezsiniz. Yemin olsun ki, Ebu Talib’in oğlu ölümü kucaklamaktan çekinmez.”

3- Dünyaya aşırı bağlılık:

Ölümün insan oğlunun gözünde acı verici ve olumsuz görünmesinin üçüncü nedeni, dünyaya ve güzelliklerine duyduğu aşırı ilgi ve bağlılığıdır. Tüm bir ömrünü ve fırsatlarını bu dünyada ferahta yaşamak

yolunda sarf eden ve ahireti için hiç bir iyi amel takdim etmeyen kişinin ölümü sevmemesi gayet doğaldır. Zira ölüm onu tüm sevdiklerinden ayırır. İnsan oğlunun dünya sevgisi, onu sıkı bir halat misali dünyaya bağlar. Öyle ki, bu dünyadan kopup ayırlma düşüncesi onun için acı ve dehşet verici bir hal alır. Yahudilerin ölüm korkularını açıklayan bir neden de onların dünya malına tapmaları ve maddiyat sevgileridir.

 

Kuran'ı Kerim şöyle buyurur: “De ki: Allah yanında ahiret yurdu başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet biliniz. Fakat elleriyle işledikleri yüzünden onuhiç bir zaman temenni edemiyecekler. Allah o zalimleri bilir. Hiç şüphesiz onları diğer insanlardan ve hatta şirk koşanlardan hayata daha tutkun bulursun (Bakara:94-96)

Sonuç olarak Kurani bakış açısından yahudilerin ölüm korkularının sebebi, günahkar olmaları ve dünyevi bağlılıklarıdır. Servet biriktirme ve infaktan kaçınmak, ölümü sevimsiz kılar.

 

İmam Sadık kendisinden nakledilen bir rivayette şöyle buyurmuştur: “Hz. Peygamber’in huzuruna gelen bir şahıs, Efendimize sormuş: Ben neden ölümü sevmiyorum? Peygamberimiz o şahsa sormuş: Varlıklı mısın? Evet demiş. Efendimiz tekrar sormuş: Ondan ahiretin için faydalandın mı? Hayır demiş. Sonra Efendimiz şöyle buyurdu: İşte bu sebepten dolayı ölümü sevmezsin.”

Nakledilen başka bir rivayete göre imam Hasan’a sormuşlar: “Ey Allah'ın Resulü’nün oğlu! Biz neden ölümü hoş bulmaz ve sevmeyiz? İmam buyurdu ki: Zira siz dünyanızı mamur, ahiretiniz harab ettiniz. Bu yüzden mamur bir hayattan harab bir hayata intikali sevmiyorsunuz.”

 

Ancak ölümün hakikatini idrak etmiş ve ölüm sonrası hayata aykırı amelleri işlemeye kalkışmayanlar, yani farzları hatta müstehap ve sünnetleri yerine getirenler ve haramlardan kaçınanlar ve ahlaki artılar ve güzelliklere sahip olanlar, ölümden korkmadıkları gibi onu sever ve Hz. Ali gibi kılıç yarası alıp ölümü yakın gördüklerinde ''Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, mesut oldum'' derler ve bir ömür inişli çıkışlı hayattan sonra derler ki: Vallahi onca savaştan ve hadiseden sonra Ebu Talib'in oğlunun ölüme olan şevki bir bebeğin anne sütüne olan şevkinden daha fazladır.

Aklı selim sahibi ve mümin insan, ölümden sonra yaşayacağı sevinçler ve tadacağı zevkler ve nimetlerden haberdar olsaydı, hiç bir şekilde ölümden korkmaz ve onu kötü görmezdi.. Hz. Ali şöyle buyurmuştur: “Nefislerinize cennet nimetlerini hatırlatın ta ki, ölüme ilgi ve dünyevi hayata nefret duysun.”

 

Başka bir hadise göre bir şahıs Peygamber efendimize, “neden ölümü sevmiyorum” diye sormuş. Allah’ın Resulü buyurdu ki: “Mal ve servetin var mı? O şahıs evet der. Peygamber efendimiz buyurur ki: onu kendi yanına gönder. O şahıs yapamam deyince Peygamberimiz şöyle buyurur: İnsanın kalbi mal varlığıyla yan yanadır. Eğer kişi servetini önceden gönderirse, kendi de ona kavuşmak ister ama onu dünyada tutarsa, onunla beraber kalmayı ister.”

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

 

            

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.