1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Olmazsa olmazlar ve barış
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Olmazsa olmazlar ve barış

A+A-

Kürt sorunu ve barış süreci gündemin tekrar ana maddesi haline geldi.

Kefenin dolu tarafı ortada:

Çatışmasızlık hali, son bir yılda bir iki istisna durum dışında can kaybına yol açan olayların yaşanmaması hem insani hem siyasi açıdan son derece önemli.

Bunun kadar önemli olan başka bir husus toplumun çeşitli katmanlarıyla barışı talep etmesi ve barış sürecine hazır olması.

Toplumsal meşruiyet kimi endişelere, kimi sorulara rağmen güçlü. Bu ortamı oluşturanın, son iki Nevroz'da Öcalan'ı siyasi aktör olarak devreye sokan, Akil Heyetleriyle bu konunun toplumda tartışılmasını, Erol Göka'nın deyişiyle 'toplumda demlenmesi'ni sağlayan siyasi iradenin kararlılığı oldu.

Ancak tüm bunların barış için yeterli olmadığını biliyor, en azından zamanla öğreniyoruz.

Barış sadece demokratikleşme paketleriyle değil, aynı zamanda görüşmelerle, tarafların rızası ve mutabakatıyla belirli bir istikamete, Kürt sorununda çözüme doğru yol alınmasını ifade ediyor.

Mithat Sancar, son yazılarından birinde haklı olarak dikkat çekiyordu:

'Son otuz yılın tecrübeleri, en çok şu üç konudaki eksikliklerin, barış süreçlerini tehdit ettiğini gösteriyor: Çatışmayı yaratan yapısal sebepleri dönüştürme/ortadan kaldırma; toplumun büyük çoğunluğunun katılımını ve desteğini sağlama; çatışmadan kaynaklanan yaraları sarma ve acıları onarma, yani yüzleşme/hesaplaşma…'

Açıkçası ikincisi dışında bu konularda pek yol almış sayılmayız.

Yol alınmadıkça sosyolojik ve politik yeni girdilerle sürekli evrilen Kürt sorunu gibi dinamik bir meselede sıkıntıların arttığı, durumun daha çetrefil hale geldiği ortada.

Rojava meselesi buna açık bir örnek.

Barış süreci sonrası gelişmelerle önem kazanan Rojava'nın Kürtlerin egemenliklerini aradıkları ve bunu görece olarak hayata geçirdikleri, Türkiye'deki Kürt alanının hem coğrafi, hem kültürel, hem siyasi devamı olduğunu görmek gerekiyor. Rojava Kürt siyasi hareketi tarafından hayati bir alan, Kürtler açısından bir kaçınılmazlık olarak görüldüğünü bilmek gerekiyor. Bu, bir bakıma Türkiye'nin Kürt sorununun Türkiye sınırlarını yapısal olarak aşması ve bölgesel niteliğinin yoğunlaşması anlamına geliyor. Dolayısıyla barış sürecinin önündeki ve içindeki bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim bu açıdan Türkiye'nin Suriye politikası ile Kürt hareketinin öncelikleri arasındaki hatta çatışma olduğu açıktır. Rojava'daki Kürt özerk yapılanması ile Türkiye'nin bir dönemler desteklediği, şimdilerde ise mesafeyle izlediği örgütler (Musul'daki son gelişmeler bu dengeyi değiştirebilir) arasındaki egemenlik kavgası, bu çerçevede katliamlara kadar varan olaylar yaşanması çıplak gerçeklerdir.

Zaman geçtikçe derinleşen diğer önemli mesele Kürt siyasi alanının parçalı halidir.

Bir yanda İmralı, öte yanda Kandil ve HDP, DTK gibi parti ve yapılar arasındaki ilişkiler zaman zaman koatik hal alabilmektedir. Hükümet bu parçalı ve kaotik hali bir koz sanmakta ve bunu kullanmaya çalışmaktadır.

MİT'e havale edilen İmralı temasları ana eksen olmakla birlikte, Öcalan'dan daha çok Kürt hareketine hakim olması beklenmekte, görüşmeler ise HDP heyetiyle muğlak ve zemini belirsiz bir şekilde yürütülmektedir.

Bu durumun zaman zaman infilaklara yol açtığı malum. Lice olayları ve sonrasında gelen örgüt açıklamaları bu açıdan bir misaldir ve biriken 'negatif enerji'ye işaret etmektedir. Öcalan şu ana kadar her gerginlikte durumu kontrol altına almakla birlikte, talepleri ve tezleriyle telaffuz edilmeden dolaylı olarak tartışmalı hale gelmekte ve eli görece olarak zayıflamaktadır.

Örgüt, Öcalan ve HDP'yi ayrı hatlarda, zaman zaman birbirlerini dengelemeleri için kullanan hükümet politikası aslında farkında olmadan kendi elini de zayıflatmaktadır.

Bir yandan her an kontrolden çıkabilecek kaos halini beslemektedir.

Öte yandan masadaki asıl muhatabı olan, şu ana kadar yol aldığı Öcalan'ın elinin zayıflamasına, en azından doğrudan hakimiyet imkanlarının sınırlanmasına yol açmaktadır.

Siyasi iktidarın bunların üzerine ciddi bir biçimde düşünme zamanı gelmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.