Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Olgunlaşma

A+A-

 

Bugüne dek Hrant'la ilgili yazdığım her yazıdan sonra kendimi tükenmiş hissettim.
 
Söyleyeceğim her şeyi çoktan söylediğim, artık dağarcığımda hiçbir şey kalmadığı duygusuyla bıraktım kalemi. Hatırlanacak veya hatırlansa da başkalarına iletilecek bir konu yoktu. Bana yüzeysel ve hamasi gelen yüzlerce yazıyla karşılaşmaktan sıkılmıştım ve hâlâ da sıkılıyorum. Bir insanın yüceltiliyor gibi yapılırken, zihninin ve yüreğinin boşaltılması, onun yerine olumlu olduğu düşünülen klişelerin konması bana uzun zaman kötü niyet örnekleri gibi gözüktü. Sanki öldükten sonra içi doldurulan bir tür nadide av hayvanıymış gibi, Hrant'ı şekle indirgeyenleri, onu kendi hayatlarının manevi süsü haline getirenleri gördükçe rahatsız oldum. Hele bazılarının onun hatırasını kendileriyle ilişkilendirip, allayıp pullayıp bir tür kariyer rantına dönüştürmeleri, birer parazit gibi o içi doldurulmuş nesneye yapışmaları utanç vericiydi…
Bu alanda kötü niyetin, kişiliksizliğin, ahlaki zafiyetin azaldığını hiç düşünmüyorum. Ama arada geçen zamanda ben de olgunlaştım. Hrant'ın algılanma ve ‘kullanılma' biçimine daha esnek yaklaşmaya başladım. Bu yapaylığın ardında bir çaresizliğin, onun da ardında ufak bir trajedinin yattığını hissettim. Beni öfkelendiren, Hrant'ı gerçekte tanımayan, hatta bu konuda kendi hayal güçleri ve önyargıları dışında fazla bir bilgiye sahip olmayan birçok kişinin kendilerince Hrant ‘güzellemesi' yapmaya soyunmasıydı. Burada tersine bir ilişki vardı sanki: Güzelleme yapmaya karar verilmiş ve ona uygun bir Hrant aranmış gibiydi… Oysa Hrant için güzelleme gerekmezdi. Sadece yaptıklarını, zaaflarını, birbirini hiç bırakmayan hüznünü ve neşesini basitçe resmetseniz yeterdi. Hrant sade, basit, sıradan biriydi… Sade, basit, sıradan birinin yapması gerekenleri kendisini hayata açarak yaptı. Ve buradan da güzelleme ihtiyacı olmayan bir güzellik çıktı…
 
Ölümünün ardından birçok kişi Hrant'ı keşfederken, onu böyle sade, basit ve sıradan biri olarak tahayyül dahi edemediler. Çünkü ne kendimiz öylesine sahiciyiz ne de öyle olunabileceğine dair ipuçlarına sahibiz. Hrant gibi insanların özelliği, onlarla yakın olduğunuzda ‘sade, basit ve sıradan' olmanın size bir meziyet gibi görünmesini sağlaması, ama insan olabilmenin de doğal şartı olduğunu hatırlatmasıdır. Bu tür insanları tanımamış iseniz onları sonradan tanımanız da çok zordur, çünkü bu hayali tanışıklığın referansı kendiniz olamazsınız. Hrant, kendisiyle ilişkide olan insanları kendi gözlerinde değiştiren ve bundan büyük keyif alan biriydi. Bunu bir büyüklük duygusu içinde değil, hayatın kıvrımları içinde sörf yapmanın hazzıyla yaşardı. Onun dünyası çoğumuzun yadırgayacağı, ancak nüfuz ettiğinde varlığına şaşırmayacağı bir dünyaydı. Şaşırmazdınız, çünkü gördüğünüz insanlığın ‘kendi' haliydi...
 
Bu dünyayı Hrant özelinde tanımayan on binlerce kişi onu ölümünden sonra ‘bilmeye' çalıştı. Ancak kendilerinin de farkında olmadıkları bir çaresizliğin içindeydiler... Büyük bir iyi niyetle de olsa, yeni bir Hrant yaratmaya teşne oldular ve kendi anlam dünyalarında onu diğer kayıplarına benzetmekten başka bir yol bulamadılar.
 
Bu kaçınılmaz yüzeyselleşmenin ardında bir trajedi yatıyor. On binlerce insan, Hrant ancak öldürüldükten sonra onu daha önce tanımış olmaları gerektiğini idrak etti. Kamusal alanda olan biriydi, küçük de olsa bir haftalık gazete çıkarıyor, sık sık televizyon ekranlarında görülüyordu. Ama Hrant'ın kendine özgü sesi ve duruşunun kafamızdaki ideolojik kalıpları sarstığını, onun içinde çatlaklar açtığını az insan gördü. Büyük çoğunluk için Ermeni meselesinin içinde anlam kazanan ve kimliğine göre konuşuyor olması gereken biriydi sadece. Onun ölümü herkese kendi zihinlerinin ve yüreklerinin daha önce ölü olduğunu hatırlattı. Böylece o ölüm birçoğumuzun yüreğini yeniden canlandıran bir hayat öpücüğü gibi oldu. İnsanlar kaçırdıkları o geçmişi yakalamak, Hrant'ı sanki hâlâ yaşıyormuşçasına bağırlarına basmak istediler. Ama onu tanımıyorlardı... Onu ancak kendi geçmiş anlayışsızlıklarının veya farkındasızlıklarının telafisi olarak, yeniden yaratarak ‘cisimleştirme' imkânları vardı.
 
Öyle de yaptılar… Hrant yüceltildi ama aynı zamanda kaçınılmaz olarak yüzeyselleşti. Adı, tüm yaşanmışlığın yerine geçti. Ama artık buna çok fazla öfkelenmiyorum... Ben de olgunlaştım biraz. Belki de trajedinin herkesi kuşatan gölgesi genel vasatlığımızı kabullenmeme bir nebze vesile oldu...      
 
Mehmet Ali Birand benim için özel biriydi… İyi bir insan, has adamdı… Özlenmeyi hak eden biriydi. Allah rahmet eylesin…
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.