1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Öleceksiniz
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Öleceksiniz

A+A-

Hayır, Yeşilçam filmlerindeki kötü karakterin ağzından dökülen bir replik değil bu. Eninde sonunda hepimizin başına gelecek olan, sayısız kez yüz çevirsek de bizi beklemekte olan hakikat...

Matematik, uzay ve astronomi bilimlerinde oldukça gelişmiş olduğu bilinen Maya medeniyetinin takvimine göre geçtiğimiz Cuma günü, kıyamet kopmalıydı ama yanlış hesap dünyadan döndü.

Ne var ki, 21 Aralık günü gelene dek "kıyamet" kelimesi üzerine yapılmadık espri, kurulmadık metafor bırakılmadı. İşin garibi, kıyametin kopacağına inananlar dahil herkesin, ona nasıl bir hal üzere yakalanacaklarından çok, onun vaktini dert etmiş olmasıydı. Zamana bile 'efendilik' taslama aşkıyla kurduğumuz bu beklenti ilişkisi, bu randevulaşma sevdası, bu çıkmaz öngörü sokağı bizi yarı yolda bırakmaya mahkûm ama umulur ki Şirince'ye toplananlardan ibret alırız...

Kıyameti ti'ye almayanın ti'ye alındığı bugünlerde, kıyameti ciddiye almak gerektiğini söylemenin bir anlamı olur mu, emin değilim. Lâkin, insanın sıklıkla unutan bir varlık olduğunu bildiğimiz için, kendimize getirir ümidiyle Kıyamet Sûresi'ni hatırlamanın tam vakti olduğu kanaatindeyim.

Güneş dürülüp karanlığa gömülmeden,

Gök yarılıp düzensiz bir şekle bürünmeden,

Yıldızlar dağılıp dökülmeden,

Denizler kaynaştırılmadan,

Kabirlerin içi dışına çıkmadan,

Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sallanmadan,

Dağlar darmadağın ufalanıp, toz duman halinde savrulmadan,

Güneş ve ay birleştirilmeden,

Olup bitmesi gereken mutlaka gerçekleşmeden,

İnsanlar şaşkın şaşkın uçuşan pervanelere benzemeden,

Kendi kıyametimiz, hiç beklemediğimiz bir anda, kapımızı çalmadan önce okuyalım:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1 - Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.

2 - Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.

3 - İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?

4 - Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

5 - Fakat insan günahı devam ettirmek ister.

6 – O, "Kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.

7 - Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

8 - Ay tutulur,

9 - Güneş ve ay toplanır,

10 - İşte o gün insan, "Kaçacak yer neresi?" der.

11 - Hayır, hayır, yok bir siper.

12 - O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

13 - O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

14 - Doğrusu insan kendi nefsini görür,

15 - Bir takım özürler ortaya atsa da.

16 - Onu hemen okumak için dilini depretme.

17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

18 - O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.

19 - Sonra onu açıklamak da bize aittir.

20 - Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da,

21 - Ahireti bırakıyorsunuz.

22 - Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

23 - Rabbine bakar.

24 - Yüzler de var ki o gün asıktır.

25 - Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

26 - Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,

27 - "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

28 - Can çekişen, bunun, o ayrılık anı olduğunu anlar.

29 - Bacak bacağa dolaşır.

30 - İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.

31 - Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.

32 - Fakat yalanladı ve döndü.

33 - Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.

34 - Gerektir o bela sana, gerek.

35 - Evet, gerektir o bela sana gerek.

36 - İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

37 - O, dökülen erlik suyundan bir damla değil miydi?

38 - Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.

39 - Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.

40 - Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

(Elmalılı Hamdi Yazır Meali)

Önceki ve Sonraki Yazılar