1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Olağanüstü dönem ve iki dev mesele
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Olağanüstü dönem ve iki dev mesele

A+A-

Bu satırlar kaleme alındığı sırada kritik MGK toplantısı devam ediyordu. Bu toplantıyı Cumhurbaşkanı'nın başkanlık edeceği Bakanlar Kurulu toplantısı izleyecek. Bu toplantılar sonunda, olağanüstü hal ilan edilecek mi, henüz bilmiyoruz.

Ancak Ankara'nın, hükümetin, Cumhurbaşkanlığı'nın olağanüstü koşullarına tabi olduğu ve bu koşullarda hareket ettiği muhakkak.

Aksi de düşünülemez.

Ülke kanlı bir darbenin, demokrasi yok olmanın, devlet yıkımın ucundan döndü.

Dün de ifade ettim, bu, ordu içindeki herhangi bir asker grubunun darbe girişimi değildi. Gülen cemaatinin askeri kanadının, cemaatin diğer ayaklarıyla birlikte düzenlediği bir kalkışmaydı. Darbe planını devletin üst yöneticilerinin ele geçirilmesine dayandıran, buna göre aylar, hatta yıllar öncesinden tepe noktadaki kimi kritik pozisyonlara kendi adamlarına yerleştirmiş bu yapının, devletin diğer kurumlarına uzanan ucu, bu darbe sonrası, bugün için en az askeri kanadı kadar büyük bir risk oluşturmaktadır.

Nitekim, bu çerçevede, TSK, adli yapı, eğitim başta olmak üzere devlet kurumlarından 60.000 civarında asker, yargıç, öğretmen, din görevlisi, öğretim üyesi açığa alınmış bulunuyor. Darbe girişiminden tutuklanan general sayısı, ordu generallerinin yüzde 27'sine denk geliyor.

15-16 Temmuz gecesi durum olağanüstüydü.

Ancak olağanüstü durum her yönüyle devam etmektedir.

Bugün de açığa alınan memur sayısı en azından büyük riske ve kuşatılmışlığa işaret etmektedir.

O zaman şu an tedbir ve restorasyon anıdır.

Bu acıdan üç husus kendiliğinden ortada:

1.Devlet mekanizması cumhuriyet tarihte görülmemiş çapta büyük bir kriz ve vakum karşısındadır. Devlet işlevlerinin, kamu otoritesinin devamlılığı, oluşan büyük gediğin giderilmesi için hızla tedbirler alınmasını gerektirmektedir. Güneydoğu ve bölge koşulları dikkate alındığında, özellikle ordudaki komuta kademesi kırılması ciddi bir sorun olarak derhal tamire muhtaçtır.

2. Açığa alınan 60.000 memurun tümü cemaat üyesi midir, bilinmez. Ancak yarısı bile öyle olsa, ki öyle olduğunu sanırız, büyük ve hassas bir temizliğe ihtiyaç olduğu muhakkaktır. Nitekim dekanların istifaya davet edilmesi ve istifaları, 4 rektörün açığa alınması, üniversite öğretim üyeleriyle ilgili alınan kimi tedbirler bu temizliğin geniş zeminine ve ayrıntılı biçimde yapılacağına işaret etmektedir.

3. Otoritenin tam tesisi, kurumlarda onarım, temizlik ve ayıklama dışında, devlet kurumlarının, özellikle ordu, adliyenin yeniden yapılandırılması kamu otoritesinin ilk görevidir. Yeniden yapılandırma muhtemelen sadece cemaat ve benzeri riskleri dikkate almayacak, aynı zamanda darbe esnasında ortaya çıkan kimi istihbarat zafiyetleri de verilecek kararlarda etkili olacaktır.

Bu durumda karşımızda iki büyük mesele olduğunu görmemiz gerekir.

İlki, böyle darbe hamlesinin yarattığı sarsıntı ve işaret ettiği büyük risk karşısında Türk devletinin bir bakıma yeniden yapılanması ihtiyacıdır. Bunu görmeyen, görmezden gelen, soruna peşinen iktidar ilişkileri, otoriterleşme gibi vurgularla bakan herkes ciddi bir yanlış içine düşer.

İkinci büyük mesele, tasfiyeden yeni, yeniden yapılanmaya gidecek süreçteki kriterlerin neler olacağıdır. Bu kriterlerin tüm olağanüstü durum baskısına rağmen, (tasfiyede) hukuk ve (alım ve atamada) liyakat kuralları içinde yapılıp yapılmayacağı, en az birinci mesele kadar önemlidir ve Türk demokrasisinin geleceği açısından belirleyici bir rol oynayacaktır.

Bunun içindir ki, olağanüstü hal ilan edilse de edilmese de, adli ve idari tüm işlemlerde hukuk, adalet, hakkaniyet temel kriterler, uzlaşma, kurumlaşma temel hedef olmalıdır.

Mevcut güvensizlik ortamı, istihbarat zaafları ve benzeri hususlar, siyasi iktidarda sadakat arama güdüsü tahrik etmesi kuvvetle muhtemeldir.

Ancak sadakat arayışında ölçüyü kaçırmanın, kimlikçi davranışın kendisine, ülkeye ve demokrasiye nasıl zarar verdiğini en yakından yaşayan cemaat deneyimiyle bizzat siyasi iktidarın kendisidir.

Bunu hiç unutmaması gerekir.

Hukuk devleti sarsıldı.

Yeniden sarsmadan yol almalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.