Hatice Kübra BAYTAP

Hatice Kübra BAYTAP

Yazarın Tüm Yazıları >

ODAK...

A+A-

 

ODAK...
 

Gecenin ağrısı, sızısı, acısı daha şiddetliymiş; Neden?
Gün boyu gürültülü, yoğun, dolu dolu hareketli yaşamaktan düşünmeye-düşünceye fırsat kalmaz.

Öyle ki, fizik-i-ruh-i-duygusal yaralarınızın bile farkında olmazsınız.Ama gece başlar ağrı-sızınız; Çünkü en sakin en sessiz en dinlendirici an'a denk gelmişsinizdir.Gürültü yok, kalabalık yok, kafanızdakilerle baş başa kalırsınız. Öyle mi? Öyle!


Bir de gece çalışanlara sormalı; Sabahı nasıl iple çektiklerini, nasıl gündüze sığındıklarını-sığdırmaya çalıştıklarını...
Gündüz çalışanlar ise gün içinde kaçırdıklarını geceye sığdırmaya çalışırlar.Hangi vakit yoğun tempodan kurtulursanız işte o an sığınağınız olur. Kah dua, kah acı, kah şifa an'ıdır.
Yok sa sığınacak bir kapımız, geceler de bize düşmandır; Var sa kapanacak bir mağaramız, gündüzler de bize dosttur.


Beyin ile ruh ilişkisinde iletişime geçtiğimiz an, zaman bize ya dost ya düşman olur.
Beyin dalgaları gece ayrı gündüz ayrı çalışır.
Ne zaman kendimizle baş başa kalacak olsak, ya yalnızlıktan yakınır yahut nimetten sayarız.
Gece aynı gecedir. Ay-Hilal arasında gider gelir.Değişken olan insandır.Nankör; Gecesini gündüze, gündüzünü geceye katan; Biriktirip biriktirip topyekün geceye saklayan; Sonra da geceye isyan eden...
Gece ağırdır! 
Çünkü,kendi yükümüzden-düşüncelerimizden kurtulamayıp suçlayacak bir odak ararız.Nereye yüklensek orası ağır gelir.


Odak demişken; Ocaktan aldığınız çaydanlıktaki kaynar suyu demliğe boşaltmak yerine yanlışlıkla elinize döktüğünüzü düşünün, bu durumda olacakları tahmin edip hastaneye mi koşardınız yoksa ziyan olan suya yenisini ekleyip sizden çay bekleyen konuklarınıza yansıtmadan çayla mı ilgilenirdiniz?
Acı'ya odaklanmadıysanız zaten yansıtmaya da gerek kalmaz öyle değil mi?!


O an ki odak noktanız önemli. Yanmış erimiş bir el, acil müdahale, ani refleks, korku, acı, tüm bunların olması doğal olduğu kadar olmaması da normaldir.


Yaptığım tek şey soğuk suya tutmak ve acı'yla konuşmak oldu. "Hayır seni duymuyorum acı! Elimi yakamayacaksın"demek oldu. Tabi hiç oralı olmadım.Bir kaç saatlik hafif pembelikten sonra rengi de normalleşti.Elimi kullanmayıp acıya ve olaya odaklanmış olsaydım sanırım daha vahim bir hal alırdı.Dolayısıyla kendi kendimizin hem maktul'ü hem de sanığı olabiliyoruz.


Hayatımızın en etken rolünü üstlenmiş düşüncelerimizle karanlığa veya ışığa kavuşuyoruz.Daha sağlıklı, kaliteli, pozitif bir yaşamın ana formülü asıl beyinde yatmaktadır. 
Gecenin ışığını farketmeyenler, karanlığı gündüze bulaştırırlar. Gündüzün sessizliğini farketmeyenler, sükutu gecede ararlar.


Sonra geceye "sessiz çığlık"adı konur. O sessiz çığlıkların sesinin bize ait olduğunu düşünmeden...
Geceyi kendi çığlığımızda boğarız, gece de nefsi müdafaada bulunarak ruhumuzu tırmalar, yine de suçlu gecedir! Çünkü karanlık-negatif düşüncelere odaklanmışızdır.


Allah'ın yok olduğu bir an'ın olmadığını düşündüğümüz her vakti nimetten bilmeliyiz.
Allah gece var gündüz yok değil. Kendimizle baş başa kaldığımız her An'ın maneviyatı hep yoğun olur. Gece-Gündüz farketmez. Allah, her dem her yerde!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.